back to top
11 Aralık, 2025, Perşembe
Ana SayfaYayınlarPortrePORTRE | Komedyenlikten Cumhurbaşkanlığına: Volodimir Zelensky

PORTRE | Komedyenlikten Cumhurbaşkanlığına: Volodimir Zelensky

Volodimir Zelensky, Ocak 1978’de Ukrayna’nın sanayi ve madencilik merkezi olarak bilinen Kryvyi Rih kentinde dünyaya geldi. Yahudi kökenli bir aileden gelen Zelenskyy’nin ataları, 20. yüzyılın en büyük trajedilerinden biri olan İkinci Dünya Savaşı sırasında derin acılar yaşadı. Nazi Almanyası’nın Ukrayna işgali esnasında, Yahudi nüfusa yönelik sistematik yok etme politikasının en kanlı örneklerinden biri olan ve tarih literatürüne “Mermilerle Holokost olarak geçen süreçte, büyük dedesi ve eşi de katledildi.

Zelenskyy’nin çocukluğu, Sovyetler Birliği’nin son dönemine denk geldi ve bu dönemin toplumsal ve siyasi dinamikleri, onun yetişme biçimini doğrudan etkiledi. 1982 yılında henüz dört yaşındayken ailesi, babasının maden mühendisliği işi nedeniyle Moğolistan’ın kuzeyinde, Sovyetler tarafından sekiz yıl önce kurulmuş bir yerleşim bölgesine taşındı. Ancak zorlu yaşam koşulları ve sert iklim şartları, aileyi Ukrayna’ya geri dönme kararı almaya zorladı. Babası mesleki sorumlulukları gereği Moğolistan’da kalmaya devam ederken Zelenskyy annesiyle birlikte Ukrayna’ya döndü.

Fotoğraf 1: Zelenskyy, Çocukluğunda Annesiyle Birlikte

Sovyetler Birliği’nde Yahudi bir aileye mensup olmanın getirdiği zorluklar nedeniyle ailesi, onun başarılı olabilmesi için disiplinli ve azimli bir şekilde çalışması gerektiğine inanıyordu. Bu bilinçle hareket eden ailesi, onu sadece akademik alanda değil, fiziksel olarak da güçlendirmek için yönlendirdi. Hatta kendini zorbalara karşı savunmayı öğrenmesi adına güreş derslerine bile yazdırıldı.

Oyuncu ve Yönetmenlik Kariyeri

2000 yılında Kiev Ulusal Ekonomi Üniversitesi’nden hukuk diploması ile mezun olan Zelenskyy, akademik kariyerini tamamlamasına rağmen hukuk alanında çalışmayı tercih etmedi. Zira, 1997 yılında başladığı oyunculuk kariyeri giderek ivme kazanıyordu ve bu alanda kendini geliştirmeye devam ediyordu.

2003 yılında, Ukrayna’nın eğlence sektöründe önemli bir marka haline gelecek olan KVARTAL 95 adlı yapım şirketini kurdu ve buranın yöneticisi oldu. Yaratıcı içerikleri ve mizahi yaklaşımlarıyla büyük kitlelere ulaşan bu girişimi, onun medya dünyasında önemli bir figür hâline gelmesini sağladı. 2011 yılında ülkenin en popüler televizyon kanallarından biri olan Inter TV İstasyonu’nda yöneticilik görevini üstlendi ancak burada ikinci yılını dolduramadan KVARTAL 95’e geri dönme kararı aldı. 2019 yılına kadar bu yapım şirketinde yöneticilik yaparak Ukrayna televizyon endüstrisinde etkili bir rol oynadı. Ancak bu dönemin sonunda, komedyen ve yapımcı kimliğinden sıyrılarak ülkenin en yüksek makamına aday olacak ve siyasi kariyerinde radikal bir değişim yaşayacaktı.

Bu süreçte yalnızca televizyon ve sinema dünyasında değil, sosyal sorumluluk alanında da etkili bir rol üstlenen Zelenskyy, “Kahkaha Birliği adında bir sivil toplum kuruluşu kurarak eğlence dünyasını toplumsal faydaya dönüştürmeyi amaçladı. Kariyeri boyunca yaklaşık on uzun metrajlı film üreterek Ukrayna sinema endüstrisine katkı sağladı. Ayrıca, ülkenin en prestijli televizyon ödüllerinden biri olan Teletriumph kapsamında 30’dan fazla ödüle layık görüldü.

Zelenskyy’nin komedyen kimliği geniş kitlelerce bilinirken onun kariyerinde dönüm noktası olan “Halkın Hizmetkarı” (Servant of the People) dizisinin arka planı pek fazla gündeme gelmez. Bu yapım, bir tarih öğretmeninin beklenmedik şekilde Ukrayna Devlet Başkanı olmasını konu alıyor ve siyasetten hiçbir şey anlamayan baş karakterin, kabinesini yakın arkadaşlarından oluşturmasıyla gelişen olayları hiciv dolu bir dille işliyordu. İlginç olan, bu karakteri canlandıran Zelenskyy’nin, yıllar sonra dizideki hikâyeyi gerçeğe dönüştürerek Ukrayna Devlet Başkanı olmasıydı. Halkın Hizmetkârı, yalnızca Ukrayna’da değil, Avrupa’nın birçok ülkesinde de yayımlanarak yüksek izlenme oranlarına ulaştı. Dizinin popülaritesi, Zelenskyy’nin toplum nezdindeki imajını güçlendirirken 2019 Ukrayna başkanlık seçimlerinde bir siyasi figür olarak sahneye çıkmasının da önünü açtı.

Fotoğraf 1: Halkın Hizmetkarları Dizisinde Zelenskyy’nin Canlandırdığı Devlet Başkanlığı ve Kabine Üyeleri

Siyasete Girişi

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, Şubat 2022’de geniş çaplı bir işgal girişimiyle dünya gündemine otursa da aslında bu bölgede düşük yoğunluklu çatışmalar yıllardır devam ediyordu. 2014 yılında Kırım’ın ilhakı ve Donbas’taki ayrılıkçı hareketlerin silahlı çatışmalara dönüşmesiyle birlikte, Ukrayna’nın doğusunda istikrarsız bir cephe hattı oluştu. Çatışmaları durdurma amacıyla Minsk Protokolü imzalandı ancak sahada uygulamaya geçirilmesi konusunda ciddi zorluklar yaşandı.  Bu süreçte Zelenskyy, başlangıçta barışçıl bir çözümden yana görünse de Rusya’nın saldırgan tutumunun devam etmesi üzerine Ukrayna ordusuna açık destek veren bir lider konumuna evrildi. Göreve geldiğinde Donbas krizine diplomatik bir çözüm arayacağını vaat eden Zelenskyy, zamanla savaş yanlısı bir tutuma büründü.

2018 yılında Volodimir Zelenskyy, daha önce siyasi hiciv yoluyla Ukrayna siyasetini eleştirdiği “Halkın Hizmetkârı” dizisinden ilham alarak aynı isimle bir siyasi parti kurdu. Bu hamle, başlangıçta birçok kişi tarafından bir popüler kültür fenomeninin siyasete taşınması olarak yorumlandı ve bir reklam kampanyası olarak değerlendirildi. Ancak, anketlerde giderek artan desteği, onun yalnızca bir televizyon yıldızı olmadığını, Ukrayna halkının mevcut siyasi elitlere karşı duyduğu hoşnutsuzluğun somut bir göstergesi olduğunu ortaya koydu.

Siyasete atılma kararıyla birlikte, oyunculuk ve yapımcılık kariyerini tamamen geride bıraktı ve yönettiği KVARTAL 95 kanalından ayrıldı. Dizi ve eğlence dünyasında kazandığı halk desteğini, siyasi sahnede avantaja çevirdi. Zelenskyy, geleneksel siyasetçilere karşı, sistemin dışından gelen bir lider olarak kendini konumlandırarak Ukrayna halkının değişim talebine güçlü bir yanıt sundu.

Fotoğraf 3: Zelensky 2019 Seçimlerinde Oy Kullanıyor

2019 yılında Volodimir Zelenskyy, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylığını koyarak siyasetteki en büyük sınavına çıktı. Aynı zamanda, onun liderliğindeki Halkın Hizmetkârı Partisi de genel seçimlere katıldı. Seçimlerin ilk turunda doğrudan Cumhurbaşkanı seçilmeyi başaramasa da %30 oy oranı ile en çok destek alan aday oldu ve ikinci tura kaldı. Karşısındaki rakip ise %16 oy alan Petro Poroşenko idi. Poroşenko, Ukrayna siyasetinin köklü figürlerinden biriydi ve daha önce Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlık yapmış bir isimdi. Ancak Ukrayna halkı, mevcut siyasi elitlerden farklı, yeni bir yüz ve değişim vaat eden bir lider arayışındaydı. İkinci turda Zelenskyy, oyların %73’ünü alarak ezici bir zaferle Ukrayna Cumhurbaşkanı seçildi. Parlamentoda da çoğunluk, Halkın Hizmetkârı Partisi’nin eline geçti. Poroşenko ise seçim yenilgisinden sonra daha da zor bir süreçle karşı karşıya kaldı. İlerleyen yıllarda, hakkında vatana ihanet suçlamasıyla davalar açıldı.

Ukrayna’nın İlk Yahudi Cumhurbaşkanı

Zelenskyy, Ukrayna tarihinde ilk Yahudi kökenli Cumhurbaşkanı olarak göreve geldi. Onun seçilmesi yalnızca Ukrayna siyaseti açısından değil, Doğu Avrupa’daki tarihi Yahudi topluluklarının siyasi temsili açısından da önemli bir gelişmeydi. İlginç bir şekilde, selefi Petro Poroşenko’nun başbakanı olan Volodimir Hroysman da Yahudi kökenliydi. Bu da Ukrayna siyasetinde Yahudi kökenli isimlerin üst düzey görevlerde yer aldığını gösteriyordu.

Zelenskyy, Yahudi kimliğini gizleyen bir lider olmadı. Tam tersine, zaman zaman kamuya açık konuşmalarında Yahudi kimliğine atıfta bulunarak kimliğini açıkça ifade etti. Örneğin, Ukrayna’nın savunma mücadelesi üzerine yaptığı bir konuşmada şu sözleri sarf etmişti:
“Tüm kahramanlarımız saldırgan oldukları için değil, doğru olanı yaptıkları için savaşır. Bu, Yahudilikte gerçekten güçlü bir gelenektir.”

Fotoğraf 4 : Zelensky’nin Yahudi Hahamlarla Görüşmesi

Ulusal Kahramandan Diktatöre

Volodimir Zelenskyy ismi, uluslararası kamuoyunda geniş çapta duyulmaya şüphesiz ki Rusya-Ukrayna Savaşı ile birlikte başladı. Şubat 2022’de patlak veren bu savaş, kısa sürede sadece iki ülke arasındaki bir çatışma olmaktan çıkıp küresel jeopolitik dengeleri sarsan bir krize dönüştü. Bu savaşın merkezindeki isim ise Ukrayna’nın devlet başkanı olarak Zelenskyy idi. Rusya’nın geniş çaplı işgal girişimine karşı Ukrayna’nın direnişini şekillendiren lider olarak öne çıkan Zelenskyy, savaşın başlangıcında birçok Batılı analist tarafından “sürgüne gitmesi” veya “hızla yenilmesi” beklenen bir figürdü. Ancak, başkent Kiev’i terk etmeyerek Ukrayna ordusunun ve halkının moral kaynağı hâline geldi.

Zelenskyy, Batılı ülkelerden Rusya’ya karşı etkin bir direniş sürdürebilmek adına gelişmiş silah sistemleri talep ediyordu. Rusya ise Ukrayna’daki askeri operasyonlarında hem insan gücü hem de silah kapasitesi açısından ciddi kaynaklar tüketmekteydi. Ukrayna, bu asimetrik savaş ortamında kendi olanaklarıyla direnme kapasitesine sahip değildi ve bu nedenle uluslararası desteğe son derece bağımlıydı. Kiev yönetimi, yalnızca müttefiklerinden silah desteği almakla kalmayıp aynı zamanda yeni askeri teknolojilerin sahada test edilmesine de açık olduğunu belirterek savaşın bir anlamda küresel savunma sanayii için bir laboratuvar işlevi görmesine bile kapı aralamıştı.

Ukrayna, savaş boyunca direnç göstererek Rusya’nın hızlı ilerleyişini durdurdu. “Rus ordusu üç günde Kiev’i ele geçirir” diyen tüm analizlere rağmen Devlet Başkanı Volodimir Zelenskyy, üç yılı aşkın süredir ülkesinin topraklarını savunmayı sürdürdü. Bu süreçte, uluslararası kamuoyunda giderek bir ulusal kahraman figürüne dönüşmeye başladı. TIME dergisi, Zelenskyy’i defalarca kapağına taşıdı ve 2022 yılında “Yılın Kişisi” olarak seçti. Ancak bu seçim, Batı’nın stratejik hamlelerinden biri olarak okunmalıydı. Asıl amaç, Ukrayna’nın tarihsel ve kültürel olarak Rusya ile olan bağlarını koparmaktı. Böylece, iki ülke arasındaki geleneksel “kuzen” ilişkisi, yerini Rus karşıtlığı temelinde inşa edilen yeni bir ulusal kimlik anlayışına bırakacaktı. Ukrayna’nın nihai olarak Rusya’dan tamamen koparılması, bu uzun vadeli stratejinin bir parçasıydı.

Görsel 1: Zelenskyy’i ‘Yılın Kişisi’ Seçen TIME Dergisinin Kapağı

Zelenskyy’nin siyasi kariyerinde birçok dönüm noktası yaşandı. Ancak belki de en dramatik kırılma anı, Donald Trump’ın ABD başkanlık seçimlerini kazanması oldu. Trump’ın göreve gelmesiyle birlikte, Ukrayna lideri için uluslararası dengeler hızla aleyhine işlemeye başladı. İlk olarak, Trump, Zelenskyy’i alenen “diktatör” olarak nitelendirerek siyasi meşruiyetini sorgulayan bir söylem benimsedi. Ardından, Ukrayna’daki kamuoyu yoklamalarına atıfta bulunarak Zelenskyy’nin halk desteğinin %4’e kadar düştüğünü öne sürdü ve yaklaşan seçimleri işaret ederek iktidarının geleceğini tartışmaya açtı. Biden’ın “ulusal kahramanı” olan Zelenskyy, Trump’ın “diktatörü” hâline geldi.

Zelenskyy’nin Zor Kararı

Zelenskyy, üç yılı aşkın süredir savaşın yıkıcı etkileriyle mücadele eden bir ülkenin lideri olarak sayısız zorlu an yaşadı. Ancak en çarpıcı olaylardan biri, Beyaz Saray’da Donald Trump ile yaşadığı ve tüm dünyanın gözleri önünde cereyan eden gerilimli tartışmaydı. Bu olay, yalnızca diplomatik bir kriz değil, aynı zamanda Zelenskyy’nin uluslararası imajına yönelik bir darbe niteliği taşıyordu. ABD’de geniş bir etkiye sahip olmayan bir basın kuruluşunun muhabirinin küçümseyici “kıyafet” sorusuyla başlayan aşağılanma ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve bizzat Trump tarafından dozu artırılarak devam etti.

Meselenin arkasında Ukrayna’nın nadir elementler içeren maden yatakları, enerji kaynakları ve stratejik limanlarının kullanım haklarının ABD’ye devredilmesini ve elde edilecek mali kazancın yarısının Washington’a aktarılmasını öngören anlaşmanın, Zelenskyy tarafından temkinle karşılanması yatıyordu. Ukrayna lideri, bu tür bir anlaşmanın ülkenin ekonomik bağımsızlığını tehlikeye atacağına inanıyordu ve bu nedenle teklifin şartlarına yaklaşmadı. Yaşanan krizin hemen ardından, Batılı liderlerden Ukrayna’ya yönelik art arda destek mesajları gelmeye başladı.

Fotoğraf 5: Zelenskyy ile Trump’ın Beyaz Saray’daki Tartışması

Bu gündemde konuşulan bir diğer konu ise Zelenskyy’nin Türkiye ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yağmur altında şemsiye tutarak Ukrayna liderini koruması oldu. Bu sembolik görüntü, diplomasi sahnesinde dikkat çeken bir jest olmanın ötesinde, Türkiye’nin Ukrayna ile ilişkilerindeki stratejik derinliği de yansıtıyordu. Savaş boyunca diplomatik girişimleriyle uluslararası alanda takdir toplayan Türkiye, yalnızca arabuluculuk rolüyle değil, aynı zamanda bağımsız hareket edebilme kapasitesiyle de Ukrayna’ya örnek teşkil eden bir ülke konumunda bulunuyor.

Türkiye, ABD’ye bağımlılıkla devlet yönetilmeyeceğini ve özellikle böyle bir denklemin savaş gibi büyük krizlerde sürdürülebilir olmadığını en iyi bilen ülkelerden biri. Savunma sanayisini dışa bağımlılıktan kurtarmak için sabırla ve stratejik akılla kendi altyapısını geliştiren Türkiye, istikrarlı siyasetini bu bilinçle sürdürüyor. Aynı şekilde, Ukrayna gibi Türkiye de ABD-Rusya eksenindeki güç mücadelesinden doğrudan etkilenen ülkelerden biri. Ancak Türkiye, savaşın başından itibaren taraflar arasında köprü kurabilen nadir aktörlerden oldu. Hem Moskova ile diplomasi yürütebilen hem de Kiev’i müzakere masasına getirebilen tek ülke olarak krizlerin yalnızca askeri değil, diplomatik yollarla da yönetilebileceğini tüm dünyaya gösterdi.

Fotoğraf 6: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zelenskyy’i Karşılama Töreninde Şemsiye Tutuyor

Zelenskyy’nin önünde artık giderek daralan bir hareket alanı bulunuyor. Ukrayna Devlet Başkanı için belirgin iki seçenek öne çıkıyor ve her iki senaryonun da ciddi bedelleri var. Birinci senaryoda, Zelenskyy, ABD’nin sunduğu şartları kabul ederek ateşkes masasına oturabilir. Ancak bu, Ukrayna’nın toprak tavizi vermesi anlamına gelirken aynı zamanda ülkenin kalan kaynaklarının önemli bir kısmının da ABD tarafından ekonomik ve stratejik olarak kontrol edilmesine kapı aralayacaktır. ABD’nin olmadığı bir senaryoda ise Avrupa’nın tek başına ateşkes sürecini yönetebilecek ne askeri gücü ne de diplomatik kapasitesi var. Böyle bir durumda, müzakere masasını kurabilecek tek aktör Türkiye olacaktır. Türkiye, daha önce hem Moskova hem Kiev ile doğrudan diyalog kurabilen yegâne ülke olarak savaşın seyrini değiştirebilecek kritik bir rol üstlenmeye devam edebilir. İkinci senaryoda ise Zelenskyy, Avrupa’nın sınırlı desteğiyle savaşı sürdürmeye çalışabilir. Ancak bu yol hem Ukrayna hem de Avrupa için ekonomik ve askerî açıdan sürdürülebilir görünmüyor. Avrupa devletleri, iç siyasi istikrarsızlıklar, enerji krizleri ve artan savunma harcamaları nedeniyle Ukrayna’ya verdikleri desteği uzun vadede devam ettirme konusunda yetersizleşiyor. Dolayısıyla savaşın devam etmesi, Ukrayna açısından daha fazla yıkım ve tükenmişlik anlamına geliyor. Zelenskyy için hayatının en zor kararının ne olacağı hep birlikte göreceğiz gibi duruyor.

Gürkan Demir, Türkiye Araştırmaları Vakfı araştırmacısıdır.
Gürkan Demir
Gürkan Demir
Gürkan Demir, İstanbul Ticaret Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde yazdığı “Türkiye’nin Terörle Mücadelede Önleyici Müdahale Stratejisi” başlıklı tez ile yüksek lisansını tamamladı. Ardından Kamu Diplomasisi alanında bir yüksek lisans derecesi daha aldı. Çalışma alanları arasında terör, uluslararası güvenlik, balkanlar, kamu diplomasisi ve siyasal iletişim gibi konular bulunmaktadır. Demir’in editörlüğünü üstlendiği 21. Yüzyıl Türk Dış Politikasına Bölgesel Bakışlar ve Yeniden Jeopolitik: Bölgesel İstikrar Arayışları adlı iki kitap çalışması ve kendi kaleme aldığı Türkiye’nin Terörle Mücadele Strateji adlı bir kitap çalışması bulunmaktadır. Milat Gazetesinde köşe yazarlığı yapan Demir, Türkiye Araştırmaları Vakfı’nda araştırmacı olarak çalışmaktadır.
İLGİLİ MAKALELER

Çok Okunan