Sudan’ın başkenti Hartum, son haftalarda önemli stratejik gelişmelere sahne oldu. Sudan ordusu yaklaşık iki yıl süren çatışmalar sonrasında Hartum üzerinde tam kontrol sağladığını duyurdu. Bu gelişme, hem şehrin jeopolitik ve tarihi önemi hem de mevcut savaşın geleceği açısından kritik değişimlere işaret etmektedir.
Mevcut Savaşın Temeli ve Dinamikleri
Sudan’ın 1956’da bağımsızlık sonrası tarihi, askeri darbeler ve sivil yönetimler arasındaki gerilimlerle şekillenmiştir. 2019’da 30 yılık Ömer el-Beşir iktidarının (1989-2019) devrilmesiyle ülkede geçiş dönemi başlamıştır. Sudan geçiş döneminde, askeri ve sivil kanatlar arasında uzun zamandır, ülkenin gittiği yön ve sivil yönetime geçme önerisi konusunda fikir ayrılığı söz konusuydu. Ancak Aralık 2022’de kararlaştırılan takvime göre, yeni başbakanın, parlamentonun ve diğer pozisyonların nihaî bir anlaşma neticesinde 11 Nisan 2023 Salı günü açıklanması gerekiyordu. Ancak bu süre, 5 Aralık’ta açıklanan BM destekli “çerçeve anlaşma” kapsamında, Hızlı Destek Güçleri’nin (HDK/RSF) orduya entegrasyonunu öngören maddede yaşanan konuda görüş ayrılıkları nedeniyle iki kez ertelenmiştir. Uzun zamandır ülke siyaseti, özellikle RSF’nin SAF bünyesine entegrasyonu konusunda tıkanmıştır. Entegrasyonu HDK/RSF Kuvvetleri tamamen reddetmese de zamanlama olarak bu süreci 10 yıl ertelemek istemiştir. Buna karşı Sudan ordusu 2 yıl içinde tamamlanması noktasında ısrar etmiştir.
Konunun hassasiyetine rağmen mart ayında FFC-CC (Forces of Freedom and Change- Central Council) ve uluslararası kamuoyu, 1 Nisan’da yeni bir siyasi anlaşmanın imzalanacağını ve kısa bir süre sonra yeni hükümetin kurulacağını duyurmuştur. Ancak 29 Mart 2023’te, ordunun güvenlik sektörü reformuna ilişkin ilk çalıştayı terk etmesinden birkaç gün sonra, taraflar görüşmelerden geri çekildi. Sonraki günlerde, “Hemedti” liderliğindeki Sudan Hızlı Destek Güçleri (HDK/RSF), devlet bünyesindeki herhangi düzenli askeri makamla koordinasyon sağlamadan, Sudan’ın birçok bölgesine ve başkentteki sembolik mevkiler olan Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Kara Harp Okulu gibi stratejik noktalara güçlerini konuşlandırdı ve bu da gerilimin artmasına sebebiyet verdi. Bu durum, Sudan ordusu tarafından Hızlı Destek Kuvvetleri’nin karşıt bir adımı olarak değerlendirildi ve orduyu bir uyarı yapmaya sevk etti.
Ardından 13 Nisan’da Kuzey Sudan’daki Meravi Havaalanı ve Askeri Hava Üssü RSF tarafından kontrol altına alındı. 15 Nisan 2023 tarihinde ise başkent Hartum’daki spor kompleksine konuşlanan RSF güçlerinin Sudan ordusuna yönelik tacizde bulunması sonucunda, ordu bu tacize karşılık verdi. Kısa süre sonra başkent Hartum dâhil olmak üzere farklı şehirlerde RSF milisleri ile Sudan ordu güçleri arasında askeri çatışmalar başladı ve bu gelişmeler dünya gündemine oturdu.
Çatışmaların altta yatan temel nedenlerine odaklandığımızda, ülke kaynaklarının adaletsiz dağılımı, merkezi yönetim ile çevre bölgeler arasındaki gerilimler ön plana çıkmaktadır. RSF’nin altın madenleri ve diğer doğal kaynaklar üzerindeki kontrolü, onun ekonomik gücünü artırmıştır. Bu durum, mevcut savaşın finansal dinamiklerini besleyen temel faktörlerden biri olmuştur.
Nisan 2023’te Hartum’daki askeri karargâhlar ve stratejik noktalar etrafında başlayan çatışmalar, RSF ile ordu arasındaki gerilimin kontrolden çıktığını göstermiştir. Tarafların birbirini “darbe girişimi” ile suçlaması, güven ilişkisinin tamamen koptuğuna işaret etmiştir. Darfur’da eş zamanlı başlayan şiddet olayları, çatışmanın yerel dinamiklerle nasıl iç içe geçtiğini ortaya koymuştur. 2024 yılının ortalarında Hartum’un tamamen RSF kontrolüne geçmesi, merkezi hükûmetin başkenti ilk kez Hartum’dan Kızıldeniz sahilindeki Port Sudan’a taşımak zorunda kalmasıyla sonuçlanmıştır.
Sudan’da Nisan 2023’te Hızlı Destek Milislerinin (HDK) başlattığı mevcut savaş, ülkenin modern tarihindeki en yıkıcı çatışmalardan biri olarak kayıtlara geçmiştir. Bu savaş, kısa sürede bölgesel ve küresel aktörlerin müdahil olduğu karmaşık bir savaş dinamiğine dönüşmüştür. Çatışmaların başlangıcından bu yana yerinden edilen kişi sayısı 2025 itibarıyla 14 milyonu aşarken bunlardan 4,8 milyonu komşu ülkelere sığınmış, 30 milyon insan ise insani yardıma muhtaç hâle gelmiştir. Gıda güvensizliği %80’ler seviyesine ulaşmış, özellikle el-Cezira ve Darfur’da tarım altyapısının yok olması, 2025 hasat döneminde kıtlık riskini artırmıştır. Ayrıca milislerin okul, hastane, kamu binaları gibi mekanları da hedef almasıyla büyük yıkım meydana gelmiştir. Hastanelerin %80’i kullanılamaz hâldedir. Ordunun hava üstünlüğüne rağmen RSF milislerinin kentsel gerilla taktikleri dron saldırıları, şehir savaşını uzatmıştır.
Ordu ile RSF milisleri arasında 2024 sonbaharında şiddetlenen el-Cezira eyaleti çatışmaları, bölgenin Sudan’ın tarımsal üretiminin %40’ını karşılaması nedeniyle kritik önem taşımaktadır. RSF’nin Eylül 2024’te başkent Hartum’un 136 km güneydoğusundaki el-Cezira başkenti Medani’yi ele geçirmesi, 2,1 milyon kişinin daha yerinden edilmesine yol açmıştır. Ancak ordunun Aralık 2024’te Sennar eyaletinin başkenti Sinja’yı geri alması, RSF’nin doğuya genişleme planlarını sekteye uğratmıştır.
Sudan ordusu, Rusya, Çin, Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan’dan sağlanan askeri ve savunma iş birliği sayesinde RSF milislerine karşı üstünlük sağlamıştır. Buna karşılık RSF, Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) sağlanan lojistik destek ve Wagner Grubu’ndan alınan savaş deneyimiyle kara harekâtlarını sürdürmüştür. 2024 sonunda Wagner’in çekilmesi, RSF’nin savunma kabiliyetini zayıflatmıştır. Yeni bazı gölgelerde RSF milislerinin mobil topçu birlikleri ve mayınlı arazi taktikleri, ordunun ilerleme hızını düşürmüştür.
Hartum’un Tarihsel ve Stratejik Önemi
Hartum, sadece bir şehir değil, kültürlerin ve geleneklerin bir arada var olduğu benzersiz bir merkezdir. Mavi Nil ve Beyaz Nil nehirlerinin birleştiği noktada yer alan stratejik konumu sayesinde Hartum, tarihsel süreç boyunca ticaret ve kültürel etkileşim için önemli bir merkez hâline gelmiştir. Yaklaşık 200 yıldır Sudan’a başkentlik yapmaktadır. Bu coğrafi konumu, antik uygarlıklar döneminden beri şehre büyük stratejik değer kazandırmaktadır.
Fotoğraf 1: Devrimin Göbeğinde: Nil’in Kesiştiği Şehir

Kaynak: AromcoWorld.
Hartum Muharebesi ve Ordunun Hartum’u Kontrol Etmesinin Anlamı
RSF milisleri, 2024 ortalarına kadar Hartum’da 66.625 militanla mahalle tabanlı direniş ağları kurdu. Motosiklet hareketli birlikler ve Wagner Grubu’ndan sağlanan elektronik harp sistemleri, Sudan ordusunun ilerlemesini yavaşlattı. Ancak Eylül 2024’te Sudan ordusu, geliştirdiği yeni bir strateji ile Hartum’daki milislere destek güzergahlarını kesti, şehir içinde de RSF komuta-kontrol merkezlerini hedef almayı başarmıştır.
Sudan ordusu, Mart 2025’te, Hartum’daki Cebel Aulia Köprüsü’nü ele geçirerek RSF’nin Hartum’daki son ikmal hattını kesti. 26 Mart 2025 tarihinde başkent Hartum’un kontrolünü tamamen ele geçirdiğini ilan etmiştir. Ordu sözcüsü Nabil Abdullah, “Kuvvetlerimiz bugün Hartum bölgesindeki Daglo terörist milisi kalıntılarının son ceplerini zorla temizledi.” şeklinde bir açıklama yapmıştır. Bu açıklama, Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile Hızlı Destek Milisleri (RSF) arasında Nisan 2023’ten beri süren çatışmada önemli bir dönüm noktası teşkil etmektedir.
Sudan ordusu, bir buçuk yıl boyunca RSF karşısında yenilgiler yaşadıktan sonra geçen yılın sonlarında orta Sudan üzerinden Hartum’a doğru ilerlemeye başlamıştı. Sudan ordusu, 21 Mart 2025 Çarşamba günü Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı sarayının geri alınması, sembolik bir zafer olarak kaydedildi.Bu gelişmelerin ardından RSF milisleri 48 saatte manevi ve askeri olarak düşmüştür. Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı- ülkenin en üst otoritesi- ve aynı zamanda ordu komutanı Korgeneral Abdel Fattah al-Burhan, milislerden geri alınan cumhurbaşkanlığı sarayından “Her şey bitti. Başkent Hartum artık özgür. Hartum’u özgürleştirmeyi başardık” ilan ederek başkent Hartum’un RSF milislerinden “arındığını” ilan etmiştir.
Neden Hartum Muharebesi’nin Çözümü İki Yıl Gecikti?
Pek çok insanın aklını kurcalayan bir soru: Ordu başkenti geri almak için neden neredeyse iki yıl bekledi? Bunun cevabı; önceki hükümetin 2011’den bu yana asker alımını durdurması, ambargo, ekonomik sıkıntılardan dolayı silahlanmada yaşanan zorluklar nedeniyle Nisan 2023’te savaşın başlangıcında ordunun özellikle piyade alanında hazırlıksız olmasıydı. Ayrıca Sudan askeri havacılığının harap olması, mevcut ordu liderliğine rekor sürede orduyu yeniden inşa etme gibi büyük bir sorumluluk daha yükledi.
Ayrıca Sudan ordusu,15 Nisan 2023’te Hızlı Destek Kuvvetlerinin saldırısının şokunu atlatmak biraz zaman almıştır. Bu süreçte ordu, askerlerinin güvenliğini sağlamak ve toprak kaybını asgari düzeyde tutmaya öncelik verme prensibiyle hareket etmiştir. Bu yaklaşım, başkent Hartum dâhil Sudan’ın orta ve merkez eyaletleri RSF milislerinden geri alınmasının zaman almasına sebep olmuştur. Ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), RSF milislerine askeri, lojistik ve maddi destek sağlaması, Sudan’daki savaşın bu kadar uzun sürmesindeki temel faktörlerden biridir. Ancak Türkiye, Çin ve Mısır gibi ülkelerin Sudan ordusuna sağlamış olduğu askeri ve savunma iş birliği destekleri, ordunun kısa sürede toparlanmasına katkı sağlamıştır. Ayrıca Sudanlıların ilan etmiş olduğu “sivil seferberlik” orduyu daha güçlü aktör hâline getirmiş, bu durum da Senar,El Gezira, Hartum’un teker teker RSF’den geri alınmasını sağlamıştır.
Stratejik ve Politik Sonuçlar
Hartum’un ele geçirilmesi, Sudan ordusu için büyük bir zafer anlamına gelmektedir. Başkentin bu şekilde kontrolü sadece stratejik değil, aynı zamanda sembolik bir zaferdir. Bu gelişme, Burhan liderliğindeki BM tarafından ve Türkiye dâhil dünya ülkelerinden tanınan Egemenlik Konseyi, hükümetin pozisyonunu güçlendirirken RSF’nin siyasi ve askeri konumunu zayıflatmaktadır.
Ancak, Hartum’un geri alınması savaşın sona erdiği anlamına gelmemektedir. Sudan ordusu başkent Hartum’u tam olarak kontrol etmeyi başarsa da (dolayısıyla RSF’nin Sudan ve Hartumda yeni bir iktidar kurma projesini çökertse de) mevcut çatışma hâlâ devam etmektedir.RSF milisleri, geleneksel güç üssü Darfur (Kuzey Darfur eyaleti hariç diğer üç Darfur eyaletleri kontrolünde) ve Kordofan’ı kapsayan toplam 4 eyalette hâlâ tam hâkim değil de varlık göstermektedirler. Bu bölgeler, yeni savaşın merkezi olacaktır. Çünkü Sudan ordusu RSF milislerini tamamen bertaraf etmekte kararlıdır.
Bölgesel Kontrol ve Olası Sonuçlar
Mevcut tabloda Sudan ordusu ülkenin kuzeyi, orta ve doğusunda yer alan toplam 11 eyalette tam kontrol sağlamışken RSF, Darfur’un ve Kordofan’ın neredeyse tamamında varlık göstermektedir. Başkent Hartum, Elgezira eyaletlerinde olduğu gibi “Şehir savaşı”nın aksine, Darfun’un bulunduğu iklimi, doğası, askeri operasyonlar açısından orduyu avantajlı kılabilir ve ordu zorluk çekmeden RSF’ye saldırı düzenleyebilir. Ordu, RSF’nin aksine sahip olduğu hava üstünlüğü, güç dengesini lehine çevirmeye devam edecektir. Savaşın en fazla bir veya iki ay içinde söz konusu bölgelerde sona ermesi mümkün gözükmektedir.
Harita 1: Ordunun(Yeşil Alanlar) ve RSF Milislerinin (Kırmızı Alanlar) Varlık Gösterdiği Alanlar

Kaynak: Waj.
Sonuç olarak, Sudan’daki savaş, basit bir iktidar mücadelesinin ötesinde devlet yapısındaki kronik sorunların tezahürüdür. İki yıllık yıkım, ancak kapsayıcı bir siyasi diyalog ve uluslararası aktörlerin özelikle BAE’nin çıkar odaklı müdahalelerden vazgeçmesiyle sona erebilecek niteliktedir. Acil insani yardımın tarafsız kanallarla ulaştırılması, kritik önem taşımaktadır.
