2 Haziran 2025’te Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Alaska eyaletinde Alaska Liquified Natural Gas (LNG) Projesi için ABD liderliğinde bir zirve gerçekleştirildi. Bu zirve ile ABD, projenin pazarını kapsayan bazı Asya Pasifik ülkelerine ev sahipliği yaptı. Mevzubahis projenin pazarı olan Asya Pasifik ülkelerinden, düzenlenen bu zirve ile ABD’ye destek olmaları beklenmekte. Aslında fikri 2014-2015 yıllarında ortaya atılan ve Trump’ın birinci başkanlık döneminde (2017) hız kazanan bu proje, tekrar gündeme getirilerek Trump’ın bu sefer ikinci başkanlık döneminde ABD’nin LNG ihracatında daha iyi bir konuma getirilmesi istenmektedir.
Projenin Alaska’da yer alması tarihsel bir arka plan sunarken Asya Pasifik pazarına hitap etmesinden ötürü ABD’nin Çin politikasının projeyle nasıl somutlaştırıldığı merak edilmekte. Dolayısıyla bu çalışmada başta projenin kapsamı incelenerek ABD’nin doğal gaz ihracının Asya Pasifik ülkelerine nasıl gerçekleştireceği ele alınacak, daha sonra Trump’ın enerji diplomasisi Beyaz Saray’da yer alan yürütme kararından hareketle analiz edilerek zirvesi gerçekleştirilen bu projenin asıl amacı ortaya konacaktır
Alaska LNG Projesi
Fikri Trump döneminden önce konuşulan ve Trump dönemiyle icraata geçilen Alaska LNG Projesi, Alaska Gasline Development Corporation (AGDC) ve kalkınma ortağı Glenfarne Group tarafından işletilmektedir. Bu projede öncelikle Alaska’nın kuzeyinde yer alan Prudhoe Körfezi ve Point Thomson’dan tedarik edilen doğal gaz, körfezde bulunan gaz arıtma tesisinde elde tutularak arındırılacak ve susuz bir hâlde sıkıştırılarak Nikiski Limanına gönderilmek üzere 1300 kilometrelik boru hattına aktarılacaktır. Daha sonra söz konusu limana iletilen doğal gaz, LNG olarak işlenecek ve burada depolanmasıyla dağıtımı sağlanacaktır. Mevzubahis tesisin günlük 3,3 milyar fit küp gaz taşıma kapasitesine sahip olması bekleniyor. Bu sayede, Alaska’da bulunan bu enerjinin hem içeride (Alaska’da) hem de dışarıda (Asya Pasifik’e) dağıtımı gerçekleştirilebilecektir.
Harita 1: Alaska LNG Proje Haritası

Kaynak: ARCTIC PORTAL
Prudhoe Körfezi’nde bulunan gaz arıtma tesisinin ise ortalama günlük kapasitesinin 3,5 milyar fit küp ve maksimum kapasitesinin ise yine günlük 3,9 milyar fit küp olması hedeflenmektedir. Nikiski’de bulunan LNG Tesisi ise işleme, depolama ve taşıma faaliyetleri ile 20 milyon tona kadar LNG’yi bünyesinde barındıracak.
Görsel 1: Nikiski LNG Tesisi

Kaynak: ALASKA LNG
Daha sonra buradan çıkarılan LNG’nin LNG tankerleri ile Asya Pasifik ülkelerine nakliyle ABD’nin pazarına ulaştırılacaktır. Böylece proje, Alaska’nın coğrafi konumu sayesinde Panama Kanalı’na ihtiyaç duyulmadan, ABD için daha kısa ve ekonomik bir güzergâh sağlarken ABD’nin günümüz LNG ihracatında yaklaşık 89 milyon tonla (Grafik 1) zirvedeki yerini ilerleyen yıllarda da koruyacaktır.
Grafik 1: 2024 yılında en çok sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihraç eden ülkeler (milyon ton)

Kaynak: Anadolu Ajansı
Sahip olduğu bu zirveyi bahsedilen projeyle sürdürmek isteyen ABD’nin pazar radarındaki Asya Pasifik ülkeleri de merak uyandırmaktadır. İthalatta zirvede yer alan Asya Pasifik ülkeleri için bu proje oldukça cezbedici. ABD ise bu fırsatı proje için düzenlediği zirvede taçlandırmak istemiş ve henüz resmi desteğini almadığı Güney Kore ve Japonya ile zaten desteğini kazandığı Tayvan’ı zirvede ağırlamıştır.
Projenin Asya Pasifik Pazarı
Projenin Asya Pasifik pazarında yer alan ülkeler Tayvan, Güney Kore ve Japonya’dır. Projenin pazarında en dikkat çeken ülke ise Tayvan’dır. 20 Mart 2025’te Tayvan’ın enerji şirketi CPC Corporation, Tayvan’ın enerji güvenliğini sağlamak için hem doğal gaz satın almak hem de projeye yatırım yapmak maksadıyla niyet mektubu imzalamıştır. Tayvan’dan gelen bu girişim üzerine Alaska Valisi Mike Dunleavy, Tayvan’ın “dost komşusundan” önümüzdeki yıllarda da istikrarlı bir şekilde LNG tedariği sağlayabileceğini dile getirdi.
Japonya ise projeye karşı temkinli. Projenin tahmini 44 milyar dolarlık yüksek maliyeti, Japon enerji şirketlerini projenin sürdürülebilirliği konusunda düşündürmektedir. Üstelik, 26 Mart’ta Japonya’da bulunan Osaka Gas Şirketi, ABD’den daha fazla sıvılaştırılmış doğal gaz alınmasına ihtiyaç olmadığını belirtmiştir. Ancak Japonya’nın en büyük elektrik üretim şirketi -aynı zamanda yakıt sektöründe faaliyet gösteren dünyanın en büyük enerji şirketlerinden biri- olan JERA, Japonya’nın ABD ile hem enerji iş birliğini hem de enerji arz güvenliğini devam ettirmek için Alaska eyaletinde hayata geçirilecek olan bu projenin potansiyel bir tedarikçi olabileceğini söylemiştir.
Fakat ABD tarafından projeye katkının sadece Japonya ve Tayvan’ın yeterli olmadığı görülmekte ve bu yüzden bir destek de Güney Kore’den istenmektedir. Bunun üzerine 27 Şubat 2025’te Güney Kore Sanayi Bakanı Ahn Duk-geun ile ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick arasında Washington’da bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Söz konusu toplantıda Güney Kore projeye ilgisini dile getirerek proje için gereken buz kırıcıya ve boru hattı inşasına yönelik teknolojiye sahip olduğunu da belirtti. Dolayısıyla proje bazında Güney Kore ve ABD için karşılıklı çıkarlar mevcuttur.
Projenin bölgesel aktörler açısından taşıdığı stratejik önem ve ekonomik risklerin yanı sıra ABD’nin bu projeye verdiği stratejik öncelik de kritik bir rol oynamaktadır. Amerika’nın LNG’deki potansiyelinin farkında olan Trump, birinci başkanlık döneminde geliştirdiği Amerikan Enerji Hakimiyeti prensibini bu proje ile pekiştirmek istemekte. Amerikan Enerji Hakimiyeti, bir iş insanı niteliği barındıran Trump için ulusal güvenliği ve uluslararası liderliği sürdürebilmek için temel prensip. Son günlerde doktrin hâline gelen bu prensip, Alaska LNG Projesi ile somut bir şekilde uluslararası arenaya sunulacak.
Amerikan Enerji Hakimiyeti Doktrini ve Çin’i Çevreleme Politikası
Aslında Amerikan Enerji Hakimiyeti Doktrini yeni ortaya çıkmadı. Bundan tam 7 sene evvel Trump’ın birinci başkanlık döneminde de ABD, kendi enerji politikaları için tavrını net bir şekilde ortaya koymuştu. Söz konusu doktrin, Trump döneminde ABD’nin ekonomisini enerjiyle yönetmeyi ve savaşla sorunları çözmekten çok enerjide iş birliğini öne sürmektedir. Amerikan iç politikasında Amerikan halkı için uygun fiyatlı, güvenilir ve bol miktarda Amerikan enerjisi teklif eden bu doktrin, dış politikasında ise Amerika’yı enerjide küresel ihracatçı yapmayı hedeflemektedir. Aslında Amerikan Enerji Hakimiyeti başlarda ABD için bir prensipti. Ancak ABD, 14 Şubat 2025’te bu prensibi daha sürdürülebilir kılmak için “Ulusal Enerji Hakimiyeti Konseyi” kurulmasına yürütme kararıyla onay vererek somut bir adım atmış ve bu prensibi doktrin hâline getirmiştir.
ABD’yi dünyanın en büyük enerji tedarikçisi yapmak isteyen Trump’ın, Alaska LNG Projesi için düzenlediği zirvenin de temelini aslında bu doktrin oluşturmaktadır. Temeli bu doktrin ile atılan projenin, 44 milyar dolarlık maliyet ve kısıtlı pazar alanı gibi birçok zorluğu bulunduğundan günümüze kadar “proje” olarak geldi. Bu yüzden de Trump, ABD’nin LNG ihracatında zirvedeki yerinin sürdürülebilir olmasını enerjiye bağımlı ve müttefik ülkelerle iş birliğiyle sağlamaya çalışmakta. Aslında bu çabanın arkasında, ABD’nin zirveye Güney Kore ve Japonya’yı çağırmasından hareketle, Trump’ın burada bir taşta iki kuş vurmayı amaçladığı söylenebilir. İlk olarak ABD, Alaska LNG Projesi’ne Asya Pasifik ülkelerinden destek sağlarken; bir yandan da Asya Pasifik ülkeleriyle enerji iş birliğini geliştirerek ticari anlamda Çin’i çevrelemektedir. ABD’nin projesi için destek bulması oldukça kolaydır. Çünkü 2024 yılı itibarıyla ABD, yaklaşık 88,9 milyon ton ile LNG ihracatında liderliğini elinde tutmaktadır (Grafik 1). Amerika’nın müttefiki olan Japonya (yaklaşık 65,7 milyon ton) ve Güney Kore, (yaklaşık 47,7 milyon ton) (Grafik 2) küresel anlamda en çok LNG ithal eden ülkelerdir. Bundan dolayı özellikle bu iki Asya Pasifik ülkesi Trump hükümeti tarafından Amerika’ya bağımlı kılınabilir görülmüş ve bu proje aracılığıyla stratejik bir fırsat olarak değerlendirilmiştir.
Grafik 2: 2024 yılında küresel anlamda en çok sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithal eden ülkeler (milyon ton)

Kaynak: Anadolu Ajansı
Japonya ve Güney Kore’nin enerji bağımlılığı ve Çin’e yakın bir konumda bulunmaları ABD’ye birden fazla avantaj sağlamaktadır. ABD, Japonya ve Güney Kore’ye enerji arz güvenliğini sağlarken hem buradan ticari kazanç elde etmekte hem de Çin’in çevresindeki ülkeleri en büyük zaafları olan enerjiyle kendisine bağımlı kılmaktadır. Üstelik, bu zaaf sadece Çin’in çevre ülkelerinde değil, Çin’in kendisinde de bulunmakta ve Çin, ABD’nin pazar alanını kısıtlamak için bu projeye dair hiçbir sinyal vermemektedir.
İlerleyen günlerde, projeye yatırımın bir diğer Asya Pasifik ülkesi olan Hindistan’dan olması büyük bir ihtimal gibi görünüyor. Üstelik, projeye Tayvan’ın da eklenmesiyle bölgede Çin’in yalnızlaşarak üzerindeki baskının artacağı da açıktır. Her ne kadar Çin, ABD’nin ekonomik nüfuz alanını kısıtlamak için projeye dair adım atmasa da Çin’in LNG enerjisinde fakir durumda olması ABD’nin projesine pazar çekmesini kolaylaştırmaktadır.
Öncelikle Trump, Çin’e getirdiği tarifelerle bir ticaret savaşı başlatmıştı ve daha sonra Çin’le anlaşmaya varılmıştı. Ancak Amerikan Enerji Hakimiyeti Doktrini’nin Trump hükümeti tarafından işlevsel hâle getirilmesiyle aslında ticaret savaşının hâlen devam ettirildiği ve bunun enerji arz güvenliği üzerinden yapıldığı aşikârdır. Trump aslında Çin’e karşı tarifelerle doğrudan verdiği tepkiyi şu anda dolaylı olarak enerji piyasası üzerinden yürütmektedir.
Eski Defterler Alaska LNG Projesi ile Yeniden Açılıyor
Alaska LNG Projesi, aslında Rusya’ya da tarihi bir gözdağı vermektedir. 1867’de Amerika’ya satılan ve eski bir Rus Toprağı olan Alaska, şu anda Amerika tarafından Rusya’ya karşı bir enerji silahı olarak kullanılmaktadır. Doğal gaz üretimi sıralamasında birbirleriyle rekabet eden ABD ve Rusya (Grafik 3) arasında, ABD’nin Alaska LNG Projesi ile bu alanda ihracat liderliğini korumak istediği açıktır.
Grafik 3: 2024 Yılı Dünya Çapında Doğal Gaz Üreten Ülkeler (milyar metreküp)

Kaynak: Nasdaq
Üstelik ABD, sağladığı enerji arz güvenliğiyle Rusya’dan doğal gaz bağımlılığını 2027 yılına kadar sıfıra indirmeyi hedefleyen Avrupa’nın da işini kolaylaştırmaktadır. 2024 yılı verileri ile her ne kadar Avrupa’nın doğal gaz ithalinde Norveç liderlik etse de Avrupa’nın Rusya’ya olan doğal gaz bağımlılığı 51 milyar metreküp ile hâlen devam etmektedir. ABD’ye kıyasla Norveç oldukça az doğal gaz üretmekte (Grafik 3) ve bu verimsizlik Norveç’in ABD karşısında Avrupa ile doğal gaz ticaretinin sürdürülebilirliğini azaltmaktadır.
Grafik 4: 2021 ve 2024 Yılı Ülkelere Göre Avrupa Birliği’nin İthal Ettiği Gazın Hacmi (milyar metreküp)

Kaynak: European Council
Belki bu projeyle ABD Avrupa pazarına doğrudan bir açılım gerçekleştirmeyebilir. Ancak ABD projeyle eski Rus toprağı olan Alaska’da bölgenin doğal gaz potansiyelini sergileyerek Avrupa’nın doğal gazda hâlâ bağımlı olduğu Rusya’ya aba altından sopa gösterdiği açıktır. Bu yüzden ilerleyen günlerde ABD’yi farklı projelerle kendi pazar radarını zaten kendisine alternatif tedarikçi bulma çabasında olan Avrupa’ya çevirdiğini görebiliriz.
ABD’nin LNG ihracında Asya Pasifik pazarını kendisine çekmesi Çin’i bölgede yalnızlaştırırken Rusya’yı da alternatif pazar arayışına sürüklemektedir. ABD’nin 2025 yılı ocak ayında Trump’ın gelişiyle beraber spesifik olarak Çin ile başlayan ticaret savaşı, Rusya’yı da dolaylı bir şekilde içine çekmektedir. ABD’nin söz konusu pazarı elinde tutmasıyla LNG üretiminde rekabet hâlinde olduğu Rusya’nın pazar payı bu proje sebebiyle daralacaktır.
Sonuç olarak, Alaska LNG Projesi kapsamında düzenlenen zirvenin amacı sadece enerji iş birliğinden ibaret değildir. Alaska oldukça stratejik bir bölge olup ABD’nin LNG ihracındaki istikrarını sağlamaktadır ve bu proje ile ABD Asya Pasifik pazarında hem Çin’in üzerinde enerji arz güvenliği baskısını uygulamakta hem de Rusya’nın potansiyel pazar payını kısıtlamaktadır. Alaska LNG Projesi ile ABD, Güney Kore ve Japonya’dan destek sağlarsa, ki bu olasılık çok yüksek, bu durum ABD açısından çok yönlü bir stratejik kazanç olacaktır.
Seda Nur Çep, Medeniyet Üniversitesi yüksek lisans öğrencisidir.


