back to top
5 Aralık, 2025, Cuma
Ana SayfaYayınlarAnalizANALİZ | İran Zerdüştilerini Yakından Tanımak

ANALİZ | İran Zerdüştilerini Yakından Tanımak

Giriş

İran Zerdüştileri ülkenin sadece %0,026 nüfusunu oluşturmasına rağmen Zerdüştilik İran’da yalnızca tarihsel bir inanç sistemi olarak değil, aynı zamanda İran’ın kolektif hafızasında derin izler bırakan kadim bir kimlik kodu olarak değerlendirilebilir. MÖ birinci binyılda İran platosunda doğan bu kadim inanç, Sasani İmparatorluğu (224–651) döneminde resmi din statüsüne ulaşarak devlet yapısının ve toplumsal düzenin kurucu unsuru haline gelmiş, ancak İslam’ın İran’a gelişiyle birlikte hem nüfus hem de görünürlük bakımından önemli bir gerileme sürecine girmiştir. Modern dönemde ise Zerdüştiler, İran coğrafyasındaki varlıklarını sınırlı sayıdaki nüfusla sürdürmelerine rağmen gerek anayasal düzeydeki azınlık hakları gerekse modernleşme sürecine sağladıkları katkılar üzerinden dikkate değer bir tarihsel ve sosyolojik birikime sahip olmuşlar. Bu çalışmada İran Zerdüştilerinin nüfusu, inanç sistemi, dini ritüelleri, kutsal mekanları ve eğitim kurumları ele alınmaya çalışılmıştır.

İran Zerdüştilerinin Nüfusu ve Yaşadığı Bölgeler

Zerdüştilik, kadim İran coğrafyasında ortaya çıkmasına rağmen tarihsel süreç içerisinde başta Güney Asya olmak üzere çeşitli bölgelere yayılmıştır. Kuzey Amerika Zerdüşti Dernekleri Federasyonu (FEZANA) tarafından 2012 yılında yayımlanan “The Zarathushti World – A Demographic Picture” başlıklı rapora göre, dünya genelindeki toplam Zerdüşti nüfusu yaklaşık 137.400 kişi civarındadır. Rapora göre Zerdüştilerin en yoğun yaşadığı ülke Hindistan olup, burada 69.000 kişilik bir Zerdüşti nüfus yaşamaktadır. Hindistan’ı, Zerdüştiliğin doğduğu topraklar olan İran izlemekte ve burada 2016 nüfus sayımına göre 23.109 Zerdüşti yaşamaktadır. Bu sayı, İran’ın toplam nüfusunun yalnızca %0,026’sına tekabül etmektedir. İran’daki Zerdüşti nüfusunun en yoğun olarak toplandığı şehirler Tahran, Kirman, Yezd, Şiraz, İsfahan, Zahedan ve Ahvaz kentleridir. Bu merkezler içinde Tahran, Yezd, Kirman ve İsfahan İran’daki Zerdüşti topluluğunun kültürel ve dini yaşamının önemli odak noktaları sayılmaktadır.

Zerdüştiliğin üçüncü büyük merkezi topluluğu Amerika Birleşik Devletleri’ndedir. FEZANA’nın verilerine göre ABD’de 11.000 Zerdüşti yaşamaktadır. Kanada ise yaklaşık 5.000 kişilik bir Zerdüşti topluluğa ev sahipliği yapmakta ve burada dini dernekler aracılığıyla Zerdüştiliğin kurumsal temsili sürdürülmektedir. İngiltere’de 4.105, Pakistan’da ise 5.000 Zerdüşti yaşadığı tahmin edilmektedir. Ayrıca Afganistan’da yaklaşık 10.000 kişilik, Azerbaycan’da ise 2.000 kişilik bir Zerdüşti varlığı söz konusudur. Asya-Pasifik bölgesinde de Zerdüşti nüfus dikkat çekicidir. Örneğin Yeni Zelanda’da 2.000, Avustralya’da 2.700, Singapur’da ise 4.500 kişilik Zerdüşti nüfus bulunmaktadır. Özellikle Singapur’daki topluluk, görece küçük ölçekli olmakla birlikte, kişi başına oran açısından en yüksek Zerdüşti yoğunluklarından birine sahiptir. Körfez ülkeleri genelinde ise 2.200 civarında Zerdüşti yaşamaktadır.

Harita 1:İran Zerdüştilerinin Nüfus Dağılımı

Kaynak: Bu görsel, İran İstatistik Kurumunun verilerine göre yazar tarafından oluşturulmuştur.

 

Burada dikkat çeken husus İran topraklarında milattan önceki dönemlerden itibaren varlık gösteren Zerdüştilik, İslam sonrası dönemde azınlık statüsüne gerileyerek hem nüfus hem de sosyal görünürlük açısından ciddi gerilemeler yaşamasıdır. İran’da Zerdüştilere ilişkin ilk sistemli sayım verileri, 1510-1511 yılına ait olup Yezd’de 500, Kirman’da 700, Sistan’da 2700 ve Horasan’da 1700 Zerdüşti’nin yaşadığı belirtilmiştir. Bu erken döneme ilişkin veriler, Zerdüştilerin daha çok İran’ın iç bölgelerinde yaşadıklarını göstermektedir.[1] 1810 yılında İran’ın Kirman ketnindeki Zerdüşti nüfusunun 12.000’e ulaştığı, fakat aynı yüzyılın ortalarında Hindistan’ın Mumbai kentinde 3.000 Zerdüşti’nin kayda geçtiği görülmektedir. Kaçarlar dönemine gelindiğinde İran’daki Zerdüşti nüfusu önemli ölçüde gerilemiş; Feth Ali Şah döneminde 50.000 olarak tahmin edilen toplam nüfus, Muhammed Şah döneminde 30.000’e düşmüştür.  1854 tarihli kayıtlarda Yezd ve Kirman ağırlıklı olmak üzere toplam 7.711 Zerdüşti kayda geçmiştir. Özellikle Yezd, bu dönemde İran’daki Zerdüştilerin kültürel ve nüfus merkezine dönüşmüştür.[2]

Pehlevi döneminin başlarında İran’daki Zerdüşti nüfusu göreceli bir istikrar göstermiş; 1927 yılında 10.052, 1938 yılında ise yaklaşık 16.800 kişiye ulaşmıştır. 1956 yılında İran’da yapılan genel nüfus sayımına göre İran’daki toplam Zerdüşti nüfusu 15.723 olarak kaydedilmiş, bu sayı 1966 yılında 19.816’ya ulaşmıştır. Bu veriler, Pehlevi döneminde Zerdüştilerin hem nüfus hem de sosyal görünürlük açısından göreceli bir artış yaşadığını göstermektedir.[3] En son 2016 yılında İran’da yapılan genel nüfus sayımına göre İran Zerdüştilerinin nüfusu 23.109’a ulaşmıştır.

İran’daki Zerdüşti topluluğu, resmi olarak Farsça konuşmakla birlikte, geleneksel olarak Behdinan olarak adlandırılan ve Zerdüşti Farsçası diye bilinen özgün bir lehçeyi kullanmaktadır. Zerdüşti kutsal metinlerin en eski nüshaları, günümüzde Osta veya Dindebire adı verilen özel bir alfabe ile yazılmıştır.

Görsel 1: İran Zerdüştilerinin Yezd Ateşkedesi Girişi- Zerdüştiliğin Faravhar Simgesi

Kaynak: Yazd Zoroastrian Association

Zerdüştiliğin Teolojik ve Ritüel Temelleri

Zerdüştiliğin kökeni MÖ birinci binyılın ortalarında İran platosunda ortaya çıkan Zerdüşt adlı peygamberin öğretilerine dayandırılır. Zerdüştilere göre Zerdüşt, milattan önce 1768 yılında, İran takvimlerinin Farvardin ayının altıncı gününe tekabül eden tarihte, Raga yöresine bağlı, Dorci Nehri kenarında ve Çiçist Gölü (günümüzdeki Urmiye Gölü) civarında dünyaya gelmiştir.[4]

Zerdüşt dinine mensup olanlar, bu inancı Din-e Beh Behdini ya da daha yaygın şekliyle Mazdayasna olarak adlandırırlar. Zerdüşt’ün kutsal metinleri, Avesta adı verilen külliyatta toplanmıştır. Günümüzde mevcut olan Avesta metni yaklaşık 83.000 kelimeden oluşmakta olup, asıl metnin yaklaşık dört katı uzunlukta, 345.000 kelime civarında olduğu tahmin edilmektedir. Yirmi bir bölümden oluşan Avesta, beş ana kısımdan meydana gelir: Yasna, ibadet ve ritüelleri içeren ana bölüm olup, Zerdüşt’e atfedilen edilen Gathalar da bu bölümde yer alır; Visperad, tüm Tanrısal varlıklara yönelik duaları kapsar; Vendidad, dini yasaklar, temizlik kuralları ve ritüel saflıkla ilgilidir; Yaştlar, ilahi varlıklara ve doğa unsurlarına ithaf edilen ilahilerden oluşur; Khorda Avesta ise günlük ibadetler ile dini bayramlara ilişkin duaları içerir.[5]

Zerdüşt öğretisi, evrenin mutlak iyilik ilkesi olan Ahura Mazda’nın yaratıcı kudreti etrafında inşa edilmiştir. Ahura Mazda yalnızca varlığın kaynağı değil, aynı zamanda evrendeki düzenin, aklın ve adaletin de timsalidir. Zerdüştilere göre insan, Ahura Mazda tarafından doğrudan ve temiz bir fıtrat üzere yaratılmıştır. Ancak insan, bu dünyada sürekli olarak kötülüğün kaynağı olan Angra Mainyu’nun (Ahriman) vesveseleriyle karşı karşıya kalır. Bu bağlamda, insan hayatı iyilik (Spenta Minu) ile kötülük (Angra Minu) arasında cereyan eden bir mücadeledir. Bu düalizm, Zerdüştiliğin özgün metinlerinde açıkça yer almamakla birlikte özellikle Sasani döneminde daha sistematik bir yapı kazanmıştır; Ahura Mazda’nın yardımcısı olarak altı Ameşa Spenta (Ölümsüz Kutsallar) yer alır: Vohu Manah (İyi Düşünce), Asha Vahishta (En Yüce Doğruluk), Khshathra Vairya (İdeal Egemenlik), Spenta Armaiti (Kutsal İtaat), Haurvatat (Bütünlük) ve Ameretat (Ölümsüzlük). Bu yapı, Zerdüştiliğin melek benzeri ilahi varlıklarla örülü sistemini temsil ederken, karşısında Ahriman’ın emrindeki karanlık güçler ve şeytani varlıklar konumlanır. Evrenin ömrünün 12.000 yıl olduğu inancına göre ilk 3.000 yıl sadece Ahura Mazda’nın egemenliğinde geçerken, sonrasında kötülüğün ortaya çıkışıyla başlayan 3.000 yıllık çatışma, Zerdüşt’ün doğuşuyla iyilik güçlerinin üstünlüğüyle sonuçlanmaya başlamıştır.[6]

Zerdüşti etik sisteminin temelini, Huht, Huvarsht ve Humanth yani “iyi söz, iyi düşünce ve iyi eylem” ilkeleri oluşturur. İnsan, özgür iradesiyle bu ilkeleri benimseyerek ruhunu aydınlatabilir ve Tanrı’ya yaklaşabilir. Zerdüştilik, aynı zamanda mesihi (mehdici) bir boyuta da sahiptir. Bu bağlamda Saoşyant ya da Suşyant olarak adlandırılan kurtarıcı figür, zamanın sonunda ortaya çıkacak, iyilik ordularını toparlayacak ve kötülüğe karşı nihai zaferi kazanacaktır. İnanca göre üç farklı Saoşyant zuhur edecek ve üçüncüsüyle birlikte dünya tam anlamıyla aydınlığa kavuşacaktır.[7]

Zerdüşti etik sistem, sadece bireysel ahlak değil, toplumsal yaşamı da kapsar. Tarım, hayvancılık ve şehirleşme övülürken; özellikle köpek ve inek gibi hayvanlara büyük saygı duyulur. Ayrıca ateşe gösterilen yüksek saygı da belirgindir; ateş Zerdüştlükte tanrısal nurun sembolüdür ve her daim yanar halde tutulması gereken kutsal bir unsur olarak kabul edilir. Ateş tapınakları, bu ibadet sisteminin merkezinde yer alır.  Öte yandan Zerdüşti ritüelleri hem bireysel arınmayı hem de toplumsal dayanışmayı merkeze alan, ritüelistik unsurlarla örülü kapsamlı bir ibadet sistemini teşkil eder. Bu sistemin en mühim ayini olan Sadre-Puşi, yedi ile on yaş arasındaki çocukların beyaz pamuklu giysi olan Sadre ve 72 iplikten dokunmuş kutsal kuşti kemerini kuşanarak dini cemaatin tam üyesi sayıldıkları, ahlaki olgunluğun ve ruhi saflığın sembolize edildiği kutsal bir inisiyasyon törenidir.[8] Günlük beş vakit eda edilen dualar, salt sözlü ibadet olmaktan öte, ruhun kötülüklerden arındırılması ve ilahi nurla bütünleşmeyi amaçlayan manevi bir pratik olarak önem arz eder. Zerdüşti ibadetlerinde ateş, temizlik ve Tanrısal aydınlığın simgesi olarak merkezi bir konuma sahiptir; Ateş-i Behram adı verilen en yüce ateş türü, on altı farklı ateş unsurunun birleşmesiyle oluşturulur ve yalnızca belirli kast mensuplarına açık tutulur. Evlilik ayini olan Gavahgiri’de ise, çiftler yeşil renkli geleneksel kıyafetler içinde, en az yedi şahidin huzurunda doğurganlık, uyum ve manevi birliği simgeleyen nar, ayna, tatlılar, kuşburnu ve kutsal kuşti gibi semboller eşliğinde evlilik yemini ederler. Bu ritüeller, Zerdüşti inancının hem kutsal temizliğe verdiği önemi hem de toplum içindeki bağların sağlamlaştırılmasına yönelik hassasiyetini derinlemesine yansıtır.[9] Gahanbar, Zerdüşti inancının en önemli ve köklü kutlamalarından biri olup, yılda altı kez ve her seferinde beş gün süreyle icra edilir. Bu ritüeller Yaratılış Bayramı olarak kabul edilir; çünkü Zerdüşti kozmolojisinde Ahura Mazda’nın evreni altı ayrı gahta (dönemde) yarattığına inanılır.[10]

Görsel 2: İran Zerdüştilerinin Sadre-Puşi Ritüeli, İran:Azargoshasp Ateşkedesi

Kaynak: Amordadnews
Görsel 3:İran Zerdüştilerinin Gahanbar Ritüeli, Tahran Büyük Aduriyan

Kaynak: Amordadnews

 

Modern İran Tarihinde Zerdüştiler

İran tarihçiliğinde Kaçar Hanedanı (1789-1925) dönemi, geleneksel patrimonyal iktidar dönemi olarak anılmaktadır. Bu geleneksel patrimonyal devlet yapısının temel bileşenlerini; padişahın mutlak egemenliği, devletin meşruiyetinin Tanrı ile kurduğu ilişki dolayısıyla kutsallık kazanması ve gücün tek merkezli, dikey bir biçimde topluma uygulanması oluşturmaktadır. Kaçarlar döneminde gerçekleşen Meşrutiyet Devrimi’ne (1905–1907) zemin hazırlayan toplumsal değişimlerin yaşandığı merkezlerden biri Yezd kenti ile buradaki İran Zerdüşti topluluğu olmuştur. İran’ın merkez bölgelerindeki reformist hareketlere öncülük eden bu topluluğun en önemli dönüşümü, Nasireddin Şah Kaçar döneminde gerçekleşmiş; bu dönüşümde İran Zerdüştileriyle yakın ilişki içinde olan Hindistan Parsilerinin kayda değer etkisi olmuştur. İran Zerdüştileri arasında yaşanan toplumsal değişimlerde, dışsal bir etken olarak Hindistan’daki Parsi elitlerinin önemli bir rolü bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle, İran modernleşmesine —özellikle de ülkenin merkez bölgelerinde bu sürece öncülük eden gruplar arasında— İran Zerdüştileri de katılmış, bu topluluğun modern değerleri benimsemesinde ise Maneckji Limji Hataria, Keyhüsrev Ji Hansahip ve Erdeşir Ji Reporter gibi Hindistanlı Zerdüşti Parsi aydınlarının etkili olduğu görülmüştür.[11] Sasani İmparatorluğu’nun yıkılmasından Nasireddin Şah Kaçar dönemine kadar İran Zerdüştileri, toplumun en yoksul ve en zayıf kesimini oluşturmuş; birçok temel haktan mahrum bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bu dönemde genellikle düşük toplumsal statüye sahip işlerde çalışmaları, Zerdüşti topluluğu içinde toplumsal değişimlere öncülük edebilecek bir elit sınıfın oluşmasını engelleyen başlıca etkenlerden biri olmuştur. Buna karşılık, İngilizlerle kurdukları iyi ilişkiler sayesinde zenginleşen Hindistan Zerdüşti Parsileri, hem Batı ile olan yakın temasları hem de sahip oldukları güçlü maddi imkanlar sayesinde İran Zerdüştileri içerisinde etkili bir elit sınıf oluşturabilmişlerdir.[12]

Hindistan Parsi elitlerinin —özellikle de Maneckji Limji Hataria’nın— İran Zerdüştilerinin toplumsal yaşamında gerçekleştirdiği en önemli ve ilk reform, Hindistan Parsilerine benzer şekilde Pençayet adı verilen dini toplulukların İran’ın Yezd, Kirman ve Tahran şehirlerinde kurulmasını sağlaması olmuştur. Pençayet kelimesi, beşli anlamına gelmekte olup ilk kez 1698 yılında Hindistan’ın liman kenti Mumbai’de kurulan ve Zerdüştilerin dini referans merkezi işlevi gören yapıyı tanımlamak için kullanılmıştır.[13] Maneckji Limji Hataria’nın ikinci önemli reformu, Nasireddin Şah Kaçar ile kurduğu yakın ilişkileri kullanarak İran Zerdüştileri için büyük bir sorun teşkil eden cizyenin kaldırılmasını sağlaması olmuştur. Hataria’nın Kaçar bürokrasisiyle geliştirdiği bu yakın ilişki sayesinde yalnızca cizye değil, aynı zamanda Zerdüştilerin ata binme yasağı gibi günlük yaşamı kısıtlayan uygulamalar, ticaret alanında karşılaştıkları sınırlamalar ve miras ile evlilik konularında Şii fıkhının dayattığı birçok engel de kaldırılabilmiştir. Özellikle cizyenin kaldırılması, İran Zerdüştileri tarihinde bir dönüm noktası ve en önemli reformlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Maneckji Limji Hataria’nın vefatının ardından Pençayetlerin faaliyetleri büyük ölçüde zayıflamış ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu nedenle, Hindistan Parsileri Büyükleri Topluluğu’nun yeni İran temsilcisi Keyhüsrev Ji Hansahip, Pençayetlerin yerini doldurmak amacıyla Nasıri Encümenlerini kurmuş ve kısa sürede bu yapılar aracılığıyla hedefine ulaşmıştır. Maneckji Limji Hataria’dan sonra, İran Zerdüştileri üzerinde en fazla etkiye sahip Hindistan Parsilerinden biri olan Keyhüsrev Ji Hansahip, Kaçar şehzadesi Celaleddin Mirza Kaçar ile kurduğu yakın ilişkiden yararlanarak İran Zerdüştilerinin durumunda önemli reformlar gerçekleştirebilmiştir. Keyhüsrev Ji Hansahip’ten sonra ise Erdeşir Ji Reporter, Hindistan Parsileri Büyükleri’nin İran Zerdüştileri nezdindeki üçüncü önemli temsilcisi olmuştur.

Erdeşir Ji Reporter, modern İran tarihinde özellikle Pehlevi Hanedanı’nın kurulmasında oynadığı kritik rolle öne çıkan İran kökenli Zerdüşti bir Hindistan Parsisidir. 1893’te Hindistan Parsileri Büyükleri Topluluğu tarafından İran’a gönderilmiş, Nasıri Encümeni’nin güçlenmesinde etkili olmuş ve bu kurumla birlikte Pençayet, geleneksel Zerdüşti din adamlarının otoritesini azaltarak modern toplumsal yapının oluşmasına katkı sağlamıştır. Pençayet aksakallık sistemiyle, Nasıri Encümeni ise seçimle yönetilmiştir. Reporter’in İran tarihindeki en önemli etkisi ise, İngiltere İstihbaratı adına Rıza Han’ı keşfedip İngilizlere önermesi ve böylece Pehlevi rejiminin kurulmasında belirleyici rol oynamasıdır. İran tarihçiliğinde Kaçarları yıkan ve Pehlevileri kuran “gölgedeki casus” olarak anılmaktadır.[14]

Pehlevi Hanedanı’nın kurulmasının ardından, Fars milliyetçiliğinin devlet ideolojisine dönüşmesi sonucunda, İranlıların eski dini olan Zerdüştlük daha saygın bir konuma yükselmiş; İran Zerdüştileri ise gerçek İranlılar olarak sunulmaya başlanmıştır. İran Zerdüştilerinin Hindistan’daki Zerdüştilerle kurduğu ilişkiler ve Hindistan Parsilerinin İran’da modern okulların açılmasına sağladığı destek, bu dönemin en önemli gelişmelerinden biri olmuş; böylece ülkede modern eğitimin gelişmesi ve yaygınlaşmasında önemli bir rol oynamışlardır.[15] Hindistan Parsilerinin desteğiyle yürütülen bu faaliyetler, genellikle İslamiyet öncesi eski Pers medeniyetinin ihtişamını öne çıkarmaya odaklanmıştır. Rıza Şah’ın iktidara gelmesiyle birlikte bu alanda faaliyete geçen ilk topluluk Eski İran Ocağı olmuştur. Söz konusu topluluk, Abdürrahman Seyf Azad’ın yönetiminde ve Zerdüşti iş insanı Dinşah İrani’nin desteğiyle Tahran’ın Şahpu Caddesi’nde çalışmalarına başlamıştır. Topluluğun faaliyetleri, esas olarak İslamiyet öncesi İran tarihi, kültürü ve medeniyetinin tanıtımına yoğunlaşmıştır. 1932 yılında “Eski İran” adlı bir dergi yayımlamaya başlayan topluluk, bu yayın aracılığıyla Zerdüşti motifleri yoğun biçimde kullanmış; eski Pers medeniyeti ve tarihiyle ilgili çok sayıda yazıya yer vermiştir.[16]

Kaçarlar döneminde, özellikle Meşrutiyet Devrimi sonrasında İran’daki Zerdüşt toplumu, Yezd, Kirman ve Tahran şehirlerinde modern eğitim kurumları inşa ederek eğitime kurumsal bir nitelik kazandırmış; bu okullar Rıza Şah döneminde Markar Eğitim Merkezi gibi yapılar altında toplanarak devletin merkezi eğitim sistemine entegre edilmiştir. Yezd’deki Keyhüsrev Lisesi ve Markar Eğitim Merkezi, Hindistan’daki Parsi iş insanlarının mali desteğiyle kurulmuş; söz konusu kurumlar, sadece kız ve erkek okulları olarak değil, aynı zamanda çağdaş Zerdüşti elitin yetiştiği merkezler olarak da önem arz etmiştir. Kirman’da ise Kavyani Okulu ve İranşehir Lisesi gibi okullar, yine yerel Zerdüşti cemaatinin katkısıyla eğitime yön vermiştir. Tahran’da ise modern Zerdüşti eğitim faaliyetleri, Maneckji Limji Hataria’nın öncülüğünde başlamış, Meşrutiyet’ten sonra Cemşid-e Cem İlkokulu ve İrec Kız Okulu gibi yeni kurumlarla genişlemiştir. Rıza Şah döneminde açılan Firuz Behram Lisesi ve Enuşirvan Dadger Kız Lisesi, yalnızca nitelikli eğitim kurumları olarak değil, aynı zamanda Pehlevi ailesinin üyelerinin de öğrenim gördüğü prestijli yapılar olarak öne çıkmıştır. Bu gelişmeler, İran Zerdüştilerinin sadece dini değil, aynı zamanda toplumsal modernleşme sürecine entelektüel ve yapısal katkı sağladığını göstermektedir.[17]

İran Anayasası’nın Azınlık Haklarına Yaklaşımı ve İran Zerdüştileri

İran İslam Cumhuriyeti’nin anayasal düzeni, görünürde etnik, dini ve mezhebi azınlıklara birtakım temel haklar tanısa da bu hakların pratikte nasıl işlediği ve devlet yapısının üst kademelerine yansıma biçimi ciddi çelişkiler barındırmaktadır. İran Anayasası’nda yer alan ilgili maddeler, çoğu zaman birbirini tamamlamak yerine karşılıklı olarak geçersiz kılmakta, böylece anayasal metnin bütünlüğünü zedeleyen yapısal bir muğlaklığa yol açmaktadır. Bu çelişkiler, özellikle siyasi temsilde, yüksek bürokraside yer alma imkanlarında ve mezhebi eşitlik ilkesi bağlamında somut biçimde görünür hale gelmektedir. Anayasa’nın 12. maddesi, İran’ın resmi dinini İslam, resmi mezhebini ise Caferi fıkhı (İsna Aşeriyye Şiiliği) olarak belirlemektedir. Bu durum İran’ı, belirli bir mezhebin anayasal olarak devlet mezhebi kabul edildiği ender ülkelerden biri haline getirmektedir. Aynı maddede Hanefi, Şafii, Maliki, Hambeli ve Zeydi mezheplerinin de İslam’a dahil sayılarak saygı görmeleri gerektiği belirtilmiş; bu mezheplere kendi fıkıhlarına göre ibadet, evlilik, miras ve dini eğitim hakkı tanınmıştır. Ancak bu haklar sembolik düzeyde kalmakta ve uygulamada ciddi sınırlamalara tabi tutulmaktadır. İran’daki dini çeşitliliğin anayasal çerçevesi 13. madde ile biraz daha şekillendirilmiş; burada yalnızca Zerdüştiler, Yahudiler ve Hıristiyanlar anayasal olarak tanınan dini azınlıklar olarak kabul edilmiştir. Huzistan’da yaşayan ve Hazreti Yahya’nın takipçileri olarak bilinen Sabiiler (Mendailer) ise anayasal olarak tanınmamakla birlikte fiilen ibadet özgürlüğüne sahiptirler. Anayasa’nın 19. maddesi, tüm etnik gruplarının eşit haklara sahip olduğunu öne sürerken, bu ilke de diğer birçok maddeyle çelişmektedir. Zira İran Anayasası’nın 107., 115., 157. ve 162. maddeleri, ülkenin en yüksek siyasi ve hukuki makamlarına yalnızca İsna Aşeriyye Şiiliği’ne mensup kişilerin getirilebileceğini şart koşmaktadır. İran Meclisi’ndeki azınlık temsiline dair 64. madde, Zerdüştilere, Yahudilere ve Ermenilere toplam dört sandalye tahsis etmektedir.[18] Başka bir değişle İran Anayasası, görünürde dini ve etnik azınlıklara birtakım haklar tanırken, aynı metin içinde bu hakları geçersiz kılan ve yalnızca Şii mezhebine mensup bireylerin devleti yöneteceğini şart koşan maddelerle açık bir tutarsızlık sergilemektedir. Bu durum hem hukuki güvenliği zayıflatmakta hem de siyasal katılımın mezhebi temelde sınırlandırılması nedeniyle ciddi bir meşruiyet sorunu üretmektedir.

İran’daki Zerdüşti Mabedler Olarak Ateşkedeler

İran’daki Zerdüşt toplumu, tarih boyunca kutsal mekanlarını yalnızca ibadet alanları olarak değil, aynı zamanda kimliksel sürekliliğin ve toplumsal dayanışmanın mekansal temsilleri olarak da kurgulamıştır. Bu çerçevede, başta Tahran, Yezd, Kirman ve İsfahan olmak üzere birçok kentte yer alan ateşkedeler ve ziyaretgahlar gerek tarihsel mimarileri gerek ritüel fonksiyonları bakımından Zerdüşti inancın maddi ve manevi boyutlarını yansıtır. Tahran’daki en önemli kutsal mekanlardan biri olan Aduriyan Ateşkedesi, Kaçar dönemine ait olup 1914’te Hindistan Zerdüşti Parsilerinin mali katkılarıyla inşa edilmiş ve kutsal ateşin Yezd’den özel törenle buraya nakledilmesiyle işlev kazanmıştır. Aynı kentte yer alan Büyük Aduriyan kompleksi, yalnızca ibadet değil; sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler için de tasarlanmış çok işlevli bir mekandır.[19] Şah Verahram İzad ziyaretkahı ise kutsal şahsiyetlerin anılarına adanmış daha küçük ölçekli ama derin manevi anlam taşıyan bir ibadet yeridir.

Yezd kenti ise Zerdüşti kutsal topografyanın merkezidir. Yezd Ateşkedesi, 1934’te inşa edilmesine rağmen bünyesinde muhafaza edilen kutsal ateşin 1500 yıllık olduğu rivayet edilir. Kentin çevresinde yer alan birçok ziyaretkah (pir), Sasani hanedanına mensup kadın figürlerle ilişkilendirilmiş ve genellikle efsanevi biçimde “gayb olmuş” şahsiyetlerin anılarına inşa edilmiştir. Çak Çak (Pir-e Sebz), Pir-e Narestane, Pir-e Herişt, Pir-e Naraki, Pir-e Banu Pars, Pir-e Seti gibi mekanlar, yılın belirli günlerinde dünya Zerdüşti diasporasının bir araya gelerek dualar ettiği, geleneksel ritüellerini yerine getirdiği merkezler haline gelmiştir. Bu mekanlar hem doğaya içkin bir kutsallığı hem de kadın figürleri etrafında inşa edilen teolojik sembolizmi barındırır.

Kirman’da yer alan Kirman Ateşkedesi, 1924’te inşa edilmiş olup Pahlavi döneminin modernleşme girişimleri çerçevesinde şekillenmiştir; aynı kentte bulunan Şah Verahram İzad ziyaretkahı ise yine Kaçar dönemine ait olup kültürel miras listesine dahil edilmiştir. İsfahan’daki Aduriyan Ateşkedesi ise 1978 yılında inşa edilmiş olup modern Zerdüşti ibadet mekanlarının şehirleşme içindeki dönüşümünü yansıtmaktadır. Bu kutsal yapılar, yalnızca inanan bireylerin dini vecibelerini yerine getirdiği alanlar değil; aynı zamanda Zerdüşti kimliğin tarihsel sürekliliğini, topluluk dayanışmasını ve hafızasını mekansal olarak temsil eden çok katmanlı semboller olarak işlev görmektedir.

Görsel 4:Tahran Aduriyan Ateşkedesi’nin Giriş Kapısı

Kaynak: Karnaval

İran’daki Zerdüşti Toplumun Eğitim Kurumları

İran’daki Zerdüşti topluluk, tarihsel süreç içerisinde sadece dini ve kültürel varlıklarını değil, aynı zamanda kurumsal eğitim alanındaki mevcudiyetlerini de sürdürmeyi başarmıştır. Özellikle modernleşme döneminde, bu topluluk tarafından inşa edilen okullar, yalnızca pedagojik işlev taşımakla kalmamış, aynı zamanda Zerdüşti kimliğin muhafazası, yeniden üretimi ve kamusal alandaki temsiline aracılık eden merkezler hâline gelmiştir. Zerdüşti topluluk tarafından İran’ın başta Tahran ve Yezd olmak üzere çeşitli kentlerinde açılan eğitim kurumları, genellikle topluluğun hayırsever üyeleri tarafından finanse edilmiştir ve bugün de bu işlevlerini sürdürmektedir. Tahran’daki en köklü Zerdüşti eğitim kurumu, 1932 yılında kurulan Firuz Behram Erkek Lisesi’dir. Bu okul, yalnızca Zerdüşti öğrenciler için değil, dönemin ileri eğitim anlayışını temsil eden bir yapı olarak, başkentteki eğitim tarihinde özel bir yere sahiptir. Aynı şekilde Enuşirvan Ji Tata Kız Lisesi, Ağahi Kız Lisesi, Arş Erkek Lisesi ve Güştasb Kız Ortaokulu gibi kurumlar, Zerdüşti kız ve erkek çocuklarının çağdaş eğitimle buluşmasını sağlayan merkezler olmuştur. Tahran’ın farklı bölgelerinde kurulan Rostam Abadian Erkek Ortaokulu, Cemşid Cem İlkokulu, Ustad Khodabakhsh Kız İlkokulu, Giv Kız İlkokulu, Ustad Pourdavoud Erkek İlkokulu ve Dr. Behram Parvaresh Anaokulu, bu kimliğin kuşaktan kuşağa aktarılmasında pedagojik zemin oluşturan önemli yapılardır.[20] Yezd kenti ise İran’daki Zerdüşti nüfusun geleneksel merkezi olması hasebiyle bu eğitim faaliyetlerinin bir başka odağını oluşturur. Burada yer alan Dinyari Erkek İlkokulu ve Keyhüsrev Okulu, Zerdüşti çocukların dini ve kültürel kimliklerini yitirmeden, çağın gereklerine uygun biçimde eğitim almalarını sağlayan özgün kurumlardır. Bu okulların neredeyse tamamı hem Farsça hem de dini metinlere dayalı eğitim vermekte olup, topluluğun iç dinamiklerini koruma işleviyle birlikte, İran’ın genel eğitim politikalarına da uyum göstermektedir.[21]

Görsel 5: İran Zerdüştilerinin Ünlü Okullarından Olan ve Tahran’da Bulunan Firuz Behram Erkek Lisesi

Kaynak: Encümen-i Zerdüştiyan-ı Tahran

Sonuç

Zerdüştilik, tarihsel kökenleri M.Ö. ikinci binyıla kadar uzanan ve dualist kozmolojisi, ahlaki ilkeleri ile İran kültür tarihine derin etkilerde bulunmuş kadim bir inanç sistemidir. Ahura Mazda’nın yüce kudreti ile Ahriman’ın karanlık gücü arasındaki kozmik mücadele, yalnızca dini anlatının değil, aynı zamanda Zerdüşti yaşam tarzının da kurucu eksenini oluşturur. Günde beş vakit dua, ateşin kutsallığı ve Sadr-e Puşi gibi sembollerle ritüelleşen bireysel saflık anlayışı, bu inancın etik temellerini somutlaştırmaktadır. Avesta metinleri üzerinden şekillenen Zerdüşti ilahiyatı, Sasani dönemiyle birlikte daha sistematik bir hale gelmiş, zamanla eskatolojik bir vizyonla (Saoşyant inancı) tamamlanmıştır. Kutsal metinlerin yanında, Yezd, Kirman, Tahran ve İsfahan gibi kentlerde yer alan ateşkedeler ve ziyaretgahlar, Zerdüşti kimliğin hem mekansal hem de kolektif hafıza düzeyinde sürekliliğini sağlamıştır.  Modern döneme gelindiğinde ise Kaçarlar sonrası ve özellikle Rıza Şah döneminde İran Zerdüştileri tarafından açılan okullar, Zerdüşti cemaatin hem kendi kimliğini koruma hem de İran’daki modernleşme sürecine katılma çabalarının bir yansımasıdır. Hindistan Zerdüşti Parsileri’nin maddi desteğiyle inşa edilen bu eğitim kurumları, Zerdüşti elitlerin yetiştiği, topluluğun modernleşme süreçleriyle bütünleştiği önemli yapılar haline gelmiştir. Özetle İran’da Zerdüştiliğin sadece bir din değil; aynı zamanda köklü bir kültürel yapı, kurumsallaşmış bir gelenek ve çok katmanlı bir kimlik olduğu ileri sürülebilir. Bu inanç sistemi İran’ın tarihsel sürekliliğinde merkezi bir rol oynamış; değişen siyasi, sosyal ve kültürel koşullara rağmen varlığını sürdürebilmiştir.

Günümüzde İran Zerdüştileri, tarihsel miraslarını ve kültürel sürekliliklerini koruyarak anayasal olarak tanınmış üç resmi gayrimüslim topluluktan biri olma statüsünü sürdürmektedir. İran İslam Cumhuriyeti anayasasında güvence altına alınan bu konumları sayesinde, toplumun dini ve kültürel kimliğini kamusal alanda görünür kılabilmekte; İran Meclisi’nde kendilerini temsil eden bir milletvekili aracılığıyla yasal düzeyde seslerini duyurma imkânına sahip olmaktadırlar. İran Zerdüştileri, genel olarak devlete sadakatle tanımlanan ve siyasetten uzak duran bir pozisyon benimsemekte; kolektif varlıklarını daha çok kültürel etkinlikler, dini ritüeller ve sosyal dayanışma ağları aracılığıyla sürdürmektedirler. Bu apolitik duruş, hem cemaat içi güvenliği sağlama kaygısıyla hem de İran’daki dini azınlıkların yapısal olarak siyasal alanın dışına itilmesiyle doğrudan ilişkilidir.

Dr. Ata Şahit, kıdemli haber prodüktörüdür.

[1] Ardeşir Zar-kashsab. Merasim-e Mazhabi va Adab-e Zartoshtiyan. Tahran: Foruhar (Tehran Zartoshti Youth Organization), 1993. 3. baskı. ss.98-99.

[2] Reşid Şehmerdan. Tarikh-e Zartoshtiyan pas az Sasaniyan. ss.177-202.

[3] Ardeşir Zar-kashsab. a.g.e. ss.118-119.

[4] Negahi be Din-e Zartoshti. Tahran: Enjoman-e Mobedan-e Zartoshti-ye Tehran, 2008. ss. 3.

[5] Omid, Mohammad-Reza. Avesta va Zartosht: Din va Farhang-e Iran-e Bastan. Tahran: Nashr-e Farhang-e Mo’aser, 2006.

[6] Mary Boyce, Zardoshtiyan: Bavarha va Adab-e Dini-ye Anha, çev. Asker Bahrami (Tahran: Ghoghnoos, 2002).

[7] Haşim Rezi, Suşiyant / Suşiyans Estedrika (Me’ud-e Mazdisnan-e Zerdushti va Payambar-e Akhar-e Zaman) (Tahran: Behjat, 2010).

[8] Mobed Ardeşir Azargashsab, Ayin-e Sedreh-Pushi-ye Zardoshtiyan, 2. baskı (Tahran: Kanun-e Zardoshtiyan-e Sharifabad-e Yazd Moqim Markaz, 1966).

[9] Ardeşir Zar-kashsab. Merasim-e Mazhabi va Adab-e Zartoshtiyan. a.g.e.

[10] Farzane Goshtasbe, “Ta’amoli dar Adab va Rasm-e Zardoshtiyan-e Iran,” Pajuheshname-ye Adyan 12 (Sonbahar-Kış 2012): 157–176.

[11] Zeyn’ülabidin Bin İskender Şirvani, Halaik’Ul Seyyah, Tahran, 1348, Tahran Üniversitesi Yayınları, s. 579.

[12] Murtaza Nikreveş, Hasan Zerai Mahmudabadi, Arse-ye Zist-e Cem’i-ye Zeroştiyan-e Keşver Be Mesabe-ye Teğyirat-e Cedid De Asr-e Naseri [Nasıri Döneminde Ülke Zerdüştilerinin Toplumsal Yaşam Alanında Yaşanan Değişimler], Siyaset Stratejisi Dergisi, Dönem. 9, Sayı. 35, 1399, s. 137-164, s. 140.

[13] Turec Emini, Esnadi Ez Zertoştiyan-e Muasır (1258–1338) [Çağdaş Zerdüştilerden Belgeler (1842–1919)] (Tahran: İran Milli Belgeler Merkezi Yayınları, 1380/2001), 282–283.

[14] Siyasi Araştırmalar Merkezi, Zuhur ve Sugut-e Seltenet-e Pehlevi [Pehlevi Hanedanı’nın İktidara Gelişi ve Yıkılışı], Tahran, İttilaat Yayınları, 1378, C.1, s. 293, 298.

[15] Mesut Dadbahış, Hüseyin Muftahari, Faaliyetha-ye Ferhengi ve Amuzeşi-ye Zertoştiyan Der Dore-ye Reza Şah [Rıza Şah Döneminde Zerdüştielerin Kültür ve Eğitim Faaliyetleri], İran ve İslam Tarihi Araştırmaları Dergisi, Sayı. 27, 1399, s. 81-106, s. 82.

[16]   Şirin Bozorgmehr, Tesir-e Tercome-ye Mutun-e Nemayeşi Ber Teatre İran [Tercüme Eserlerin İran Tiyatrosuna Etkisi] Tahran, İran Kültür ve İslami İrşat Bakanlığı Temel Araştırmaları Merkezi Yayınları, 1375, s. 80.

[17] Mesut Dadbahış, Hüseyin Muftahari, Faaliyetha-ye Ferhengi ve Amuzeşi-ye Zertoştiyan Der Dore-ye Reza Şah [Rıza Şah Döneminde Zerdüştielerin Kültür ve Eğitim Faaliyetleri], İran ve İslam Tarihi Araştırmaları Dergisi, Sayı. 27, 1399, s. 81-106, s. 96-97.

[18] Qanun-e Asasi-ye Jomhuri-ye Eslami-ye Iran: Be Hamrah-e Nazarat-e Tefsiri-ye Shora-ye Negahban. Haz. ve der. Muhammed Fethi, Kazem Kohi-ye Esfahani. Tahran: Shora-ye Negahban, Pajooheshkadeh-ye Shora-ye Negahban, 2018.

[19] Tahran’da bulunan Büyük Aduriyan Ateşkedesi ve  Büyük Aduriyan kompleksi ile ilgili haberler için bakınız: https://berasad.com/?cat=6573

[20] Tahran Zerdüştilerinin eğitim kurumları ve okulları ile ilgili haberler için bakınız: https://shorturl.at/MNtGg , Son Erişim Tarihi: 25.06.2025.

[21] Yezd Zerdüştilerinin eğitim kurumları ve okulları ile ilgili haberler için bakınız: https://amordadnews.com/8483/ , Son Erişim Tarihi: 25.06.2025.

Ata Şahit
Ata Şahit
Dr. Ata Şahit, lisans eğitimini 2009 yılında İran’ın Urmiye Devlet Üniversitesi Ekonomi bölümünde tamamladı. Yüksek lisansını 2016 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı’nda bitirmiştir. Doktora derecesini ise 2022 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tarih bölümünden almıştır. İngilizce, Türkçe, Farsça ve Azerbaycan Türkçesinde yayımlanmış çeşitli yazıları bulunan Ata Şahit’in ayrıca “İslam Cumhuriyeti Döneminde İran’da Devlet-Toplum İlişkisi” ve “İran’da Türk Kimliğinin Siyasallaşması” adlı iki kitabı yayımlanmıştır.
İLGİLİ MAKALELER

Çok Okunan