Giriş
Türkiye’de İsrail siyasetini anlamaya yönelik tartışmalar çoğu zaman günlük siyasi krizler, yargı reformu, aşırı sağ partilerde yer alan bakanların radikal açıklamaları üzerinden ilerlemekte ve kurumsal olarak siyasi yapıyı anlamak ikinci planda kalabilmektedir. Oysa İsrail’in devlet olarak işleyişini ve siyasal sistemini anlamak; koalisyon hükümetlerini, iç siyasette yaşanan krizleri, kırılgan yapıyı ve alınan kararları anlamanın temelini oluşturmaktadır.
Bu yazı, günlük siyasi tartışmalardan uzaklaşarak İsrail siyasetinin ana kurumlarını, işleyiş mekanizmalarını ve bu sistemin karşılaştığı zorlukları incelemeyi amaçlamaktadır. İlk bölümde anayasa yokluğunun yönetimi ve Temel Yasalar, ikinci bölümde İsrail’de yasama-yürütme-yargı organları, üçüncü bölümde seçim sistemi ve parti yapısı, dördüncü bölümde son dönem tartışmaları, beşinci bölümde ise genel değerlendirme yer almaktadır. Ayrıca kurumsal analiz, toplumsal/dini ve güvenlik merkezli dinamiklerle birlikte ele alınmaktadır.
Anayasa Yokluğunun Yönetimi ve Temel Yasalar
İsrail, yasama, yürütme ve yargı arasında kuvvetler ayrılığı ilkesini benimseyen parlamenter bir etnik demokrasi olarak kabul edilmektedir. Kurumları arasında Cumhurbaşkanlığı, Knesset (İsrail Parlamentosu), Hükümet (Kabine), Yargı ve Devlet Denetçiliği yer almaktadır. İsrail’in siyasi yapısı İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan tanıma göre; yürütme organı olan hükümetin, yasama organı olan Knesset’in güvenine tabi olduğu ve yargının bağımsızlığının kanunla güvence altına alındığı denge ilkesine dayalıdır. Ancak İsrail’i diğer parlamenter demokrasilerden ayıran temel özellik, tek ve bütüncül bir anayasa belgesine sahip olmamasıdır. İsrail’de anayasal düzen, farklı dönemlerde kabul edilen Temel Yasalar aracılığıyla inşa edilmiştir.
Fotoğraf 1: Temel Yasa Önerisinde Bulunan Yizhar Harari, 1951

Kaynak: Center for Israel Education
14 Mayıs 1948 tarihinde İsrail bağımsızlığını ilan etmiştir. İsrail Bağımsızlık Bildirgesi’nde “en geç 1 Ekim 1948’de” bir anayasa taslağı hazırlanması öngörülmüş olmasına rağmen Haziran 1950’de hâla resmi bir anayasanın onaylanması konusunda fikir birliği oluşamamıştır. Bu durumun en temel nedeni dini partilerin, özellikle de Yahudi yasalarına aykırı olarak görülebilecek sivil özgürlükler tanıyan Kutsal Kitap dışında bir anayasaya karşı çıkmaları olmuştur. Dönemin Başbakanı David Ben-Gurion da anayasaya karşı çıkanlardan biridir. Bunun nedeni, yeni bir devletin anayasa geliştirmek için yeterli zamanı olmadığını, ülkeyi dış tehditlerden koruyarak yeni Yahudi göçmenler getirmek, altyapıyı inşa etmek gibi görevlerinin olduğunu düşünmesidir. Knesset üyesi Yizhar Harari, bu çıkmazı aşmak için İsrail’in tek bir belge ile anayasa oluşturmak yerine Knesset tarafından onaylanacak bir dizi Temel Yasa’dan oluşması gerektiğini önermiştir. 13 Haziran 1950’de tarihe “Harari Kararı” (Hachlatat Harari) olarak geçen bu uzlaşıya varılarak Temel Yasalar oluşturulmuştur. Bu nedenle İsrail’in bir anayasası yoktur ancak farklı dönemlerde çıkarılan Temel Yasalar anayasa işlevi görür. İsrail’in bugüne kadar kabul edilen Temel Yasaları şunlardır:
- Knesset (1958)
- İsrail Arazileri (1960)
- Devlet Başkanı (1964)
- Hükümet (2001)
- Devlet Ekonomisi (1975)
- Ordu (1976)
- Kudüs, İsrail’in Başkenti (1980)
- Yargı (1984)
- Devlet Denetçisi (1988)
- Meslek Özgürlüğü (1994)
- İnsan Onuru ve Özgürlüğü (1992)
- Referandum (2014)
- Devlet Bütçesi (2017–2018)
- İsrail – Yahudi Halkının Ulus Devleti (2018)
Temel Yasalar, Knesset tarafından diğer yasalarla aynı şekilde kabul edilir. Temel Yasalar’a önem kazandıran, değiştirilmesi için özel çoğunluk gerektiren güçlendirilmiş hükümlerdir.
İsrail’de Yasama, Yürütme ve Yargı Organları
Yasama
İsrail Devleti’nin parlamentosu olan Knesset ise 120 sandalyeli üye sayısıyla yasama organı görevini görür. “Knesset” adı, tıpkı diğer siyasi terimlerde olduğu gibi Yahudi tarihi ile ilişkilendirilerek belirlenmiştir. MÖ 5. yüzyılda Ezra ve Nehemya tarafından Kudüs’te toplanılan temsili meclis olan Knesset HaGdola’dan (Büyük Meclis) ismini almıştır. Knesset binası, Batı Kudüs’te yer almaktadır.
Fotoğraf 2: Knesset Binası

Kaynak: Government of Israel Official Website
Genel seçimlerin ardından yeni Knesset çalışmaya başlar ve seçimler, meclisi belirler. Cumhurbaşkanı ilk oturumu açar ve Knesset üyeleri bağlılık yemini eder. Knesset başkanı ve yardımcıları seçilir. Knesset, genel kurul oturumları ve komiteleri aracılığıyla yürütür. Meclisin 12 daimî komitesi ve belirli dönemlerde kurulan özel komiteleri vardır. Özel komiteler yalnızca kendilerini atayan Knesset dönemi boyunca görev yapar. Özel komitelerin daimî komitelerden farkı, süresinin sınırlı olmasıdır.
Fotoğraf 3:Knesset Binası İçi
Kaynak: Anadolu Ajansı
Knesset üyeleri dört yıllığına seçilir. Ancak meclis kendini feshedebilir veya başbakanın talebi üzerine cumhurbaşkanı tarafından erken seçim kararı alınabilir. Yeni bir Knesset seçilene kadar, görevdeki meclis tüm yetkilerini kullanmaya devam eder.
Yürütme
Cumhurbaşkanı, devletin başı olarak partiler üstü konumda bulunan ve devletin birliğini temsil eden makamdır. Modern İbranice’de “başkan” anlamına gelen nasi kelimesi, Kutsal Kitap’ta Yaratılış 23:6 pasajında İbrahim için kullanılmış, İkinci Mabed dönemindeyse Yahudi halkının en yüksek dini ve yargı organı olan Sanhedrin’in başkanının unvanı olmuştur.
Fotoğraf 4: İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Yemin Töreni
Kaynak: President of the State of Israel Official Website
Cumhurbaşkanının görevleri törensel ve semboliktir. Bu görevler kanunla belirlenmiştir. Resmi sorumlulukları arasında yeni seçilen Knesset’in ilk toplantısını açmak, büyükelçilerin güven mektuplarını kabul etmek, Knesset tarafından onaylanan yasaları imzalamak bulunur. Hakimleri, İsrail Merkez Bankası başkanını, yurtdışındaki diplomatik temsilcileri atar. Adalet bakanı tavsiyesiyle mahkumları affetmek veya cezalarını hafifletmek de cumhurbaşkanı yetkileri arasındadır.
Bunun yanında resmi olmayan bazı görevler de üstlenmektedir. Vatandaşlardan gelen dilekçeleri değerlendirmek, sivil toplum kuruluşlarına ve sosyal projelere destek vermek, kamu yararı gözeten faaliyetleri teşvik etmek de bu görevler arasındadır. Cumhurbaşkanı, kişisel itibarı ve devlete sağladığı katkılar temelinde aday gösterilen isimler arasından Knesset üyelerinin çoğunluğunun oyu ile seçilir. Görev süresi yedi yıl olup bu süre sonunda yeniden adaylık söz konusu değildir.
Fotoğraf 5:Binyamin Netanyahu Başkanlığındaki 34. İsrail Devleti Hükümeti (14 Mayıs 2015)

Kaynak: Government of Israel Official Website
Başbakanlık ise İsrail siyasal sisteminin gerçek yürütme merkezidir. Cumhurbaşkanı tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen ve Knesset’in güvenoyunu alan başbakan, kabinenin başkanı olarak politika önceliklerini belirler, bakanlıklar arası koordinasyonu sağlar ve hem iç politikada hem de dış ilişkilerde ülkenin en yetkili siyasi aktörü konumundadır. Başbakanlık, yalnızca kabinenin günlük çalışmalarını yürütmekle kalmaz, aynı zamanda ulusal güvenlik, istihbarat koordinasyonu, diplomasi, ekonomik strateji, kamu hizmetlerinin geliştirilmesi gibi konularda da merkezi bir rol oynar. İsrail’in güvenlik merkezli siyaset yapısı içinde Başbakan, İsrail Ordusu Genelkurmayı, Şin Bet ve MOSSAD ile doğrudan etkileşim hâlinde olup Güvenlik Kabinesine başkanlık eder.
Fotoğraf 6: Başbakan Netanyahu Hükümet Toplantısında
Kaynak: Government of Israel Official Website
Hükümet, devletin yürütme organıdır. İçişleri ve dışişlerinin yanı sıra güvenlik meselelerini de yönetir. Knesset gibi hükümet de dört yıl görev yapar anca başbakanın ölümü, istifası yahut görevden alınmasıyla süresi kısalabilir. Bu durumda Knesset üyesi de olan hükümet üyelerinden birisi geçici başbakan olarak atanır. Güvensizlik oyu durumunda ise hükümet ve başbakan, yeni bir hükümet kurulana kadar görevde kalır.
İsrail’de hükümetin kurulması, cumhurbaşkanının hükümet kurma görevini bir Knesset üyesine vermesiyle olur. Görevi devralan üye, 28 gün içinde bakanlar listesini ve hükümet yönergesini Knesset onayına sunmak zorundadır. Onaylandıktan sonra bakanlar görevlerini yapmakla ve Knesset’e hesap vermekle sorumludur. Tüm bakanların İsrail vatandaşı ve mukim olması zorunludur fakat Knesset üyesi olma zorunlulukları yoktur. Bakanlar, başbakan ve hükümet onayıyla Knesset üyesi olmak şartıyla kendi bakanlıklarına yardımcı bakanlar atayabilir.
Hükümet, kendi çalışma ve karar alma usullerini belirleyerek genelde haftada bir toplanır. İhtiyaç hâlinde ek toplantılar ve bakanlık komiteleriyle de görüşmeler yapabilir. Bugüne kadar tüm hükümetler, hiçbir partinin tek başına yeterli çoğunluğu sağlayamaması nedeniyle koalisyonlara dayanmıştır.
Fotoğraf 7: İsrail Devlet Denetçiliği ve Ombudsman Ofisi

Kaynak: Ynet
İsrail parlamenter yapısının önemli kurumlarından birisi de kamu kurumlarının denetimini yapmak için devlet denetçiliğidir. Devlet denetçisi, kamu yönetimini hukuka uygunluk, düzenlilik, ekonomiklik, verimlilik, etkililik ve ahlaki bütünlük açısından denetleyerek dış denetim yapar. Kamu hesap verebilirliğini de güvence altına almak adına raporlar hazırlar. İsrail, 1949’da devlet denetçiliği yasasını yürürlüğe koymuştur. 1971’den bu yana denetçi aynı zamanda ombudsman olarak görev yapar ve denetime tabi kurumlara ilişkin her türlü şikâyet için başvuru adresi olarak görülür.
Devlet denetçisi Knesset tarafından gizli oyla yedi seneliğine seçilir. Denetçi, hükümetten bağımsız olarak yalnızca Knesset’e sorumludur ve denetim kapsamındaki tüm kurumların hesaplarına, dosyalarına, personeline sınırsız erişim hakkına sahiptir. Çalışmalarını, Knesset’in Devlet Denetim İşleri Komitesi ile eşgüdüm içinde yürütür.
İsrail’de devlet denetiminin kapsamı, dünyadaki en geniş uygulamalardan birisidir. Tüm bakanlıklar ve devlet kurumlar, savunma teşkilatının birimleri, yerel yönetimler, devlet şirketleri ve kamu işletmeleri denetime tabidir. Knesset’te temsil edilen siyasi partilerin mali işleri de denetlenir. Usulsüzlük tespitinde parasal yaptırımlar uygulanır.
Yargı
İsrail’in hukuk düzeni; Osmanlı, İngiliz mandası ve İsrail dönemi olmak üzere üç temel tarihsel katmanın izlerini taşımaktadır. Bu üç katman, günümüzde de farklı ölçülerde etkisini sürdürmektedir. Yaklaşık dört yüzyıl boyunca bölgeyi yöneten Osmanlı idaresinin en önemli hukuk kaynağı olan Mecelle’den, günümüzde hâlâ İsrail’de Delil Hukuku’na geçerliliğini koruyan maddelerin bulunduğu ifade edilir. İngiliz mandası döneminde ise İngiliz hukuku devreye girmiş; bu etki günümüzde de mahkeme içtihatlarında görülmektedir.
Yargı organı, devlet adına yasaları yorumlar ve uygular. İsrail yargı sistemi üç kademeli bir mahkeme sisteminden oluşur: Yüksek Mahkeme, bölge mahkemeleri ve sulh mahkemeleri. Ayrıca aile mahkemeleri, çocuk mahkemeleri, iş mahkemeleri ve diğerleri de vardır. İsrail ayrıca Haham mahkemeleri, şeriat mahkemeleri ve Dürzi mahkemeleri sistemini de sürdürmektedir.
İsrail’de yargının bağımsızlığı, 1984 tarihli Temel Yasa: Yargı ile güvence altına alınmıştır. Hakimler, cumhurbaşkanı tarafından 9 üyeli Yargı Atama Komitesinin önerisi üzerine atanır. Atanan yargıçlar, 70 yaş olan zorunlu emeklilik yaşına kadar ömür boyu görev yaparlar. Evlilik, boşanma, nafaka, evlat edinme gibi kişisel konularda ise yetki ilgili dini cemaatin yargı organına aittir. Yahudiler, Müslümanlar, Dürziler ve 9 tanınmış Hıristiyan cemaat kendi dini mahkemelerinde yargılanırlar.
Fotoğraf 8: İsrail Yüksek Mahkemesi
Kaynak: Maariv
Kudüs’teki Yüksek Mahkeme ise ülke çapında yetkilidir ve alt mahkemelerin kararları için en yüksek temyiz makamıdır. Yasama yetkisi tamamen Knesset’in elinde olsa da Yüksek Mahkeme de Yüksek Adalet Divanı sıfatıyla bazen yasal düzenlemelerde değişiklik ihtiyacına dikkati çekerek bir yasanın devletin Temel Yasaları’na uygun olup olmadığını belirleyebilir.
Seçim Sistemi ve Parti Yapısı
İsrail’de seçim sistemi, esas olarak Temel Yasa: Knesset (1958) ve Knesset Seçim Yasası (1969) üzerine kuruludur. Bu düzenlemelere göre seçimlere yalnızca, birlikte katılmaya karar veren bir veya birden fazla partinin sunduğu aday listeleri ile girilebilir. Ayrıca 1992 tarihli Partiler Kanunu, kayıt altına alınacak partilere önemli sınırlamalar getirir. Buna göre, İsrail’in Yahudi ve demokratik bir devlet olarak varlığını reddeden, ırkçılığa teşvik eden ya da düşman bir devletin veya terör örgütünün İsrail’e karşı yürüttüğü silahlı mücadeleyi destekleyen amaç veya faaliyetlere sahip partilerin kaydı yasaktır. Aynı zamanda, yasa dışı faaliyetlere kılıf oluşturacağına dair makul gerekçeler bulunan bir partinin de kaydedilmesi engellenir.
Knesset seçimleri genel, ülke çapında, doğrudan, eşit, gizli ve nispi bir sistem olarak tanımlanır. Genel ilke uyarınca her İsrail vatandaşı 18 yaşından itibaren oy kullanma, 21 yaşından itibaren aday olma hakkına sahiptir. Ancak cumhurbaşkanı, başhaham, devlet denetçisi, yargıçlar, dini mahkeme hakimleri, İsrail Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı, görevde ücretli olarak bulunan hahamlar ve diğer dinlere mensup din adamları, ayrıca kanunla belirlenecek derecede üst düzey kamu görevlileri, subaylar, polisler, cezaevi görevlileri ve kanunla kurulan kurumların üst düzey çalışanları, görevlerinden adaylık listelerinin sunulmasından önce ayrılmadıkları sürece aday olamazlar. Kanun daha erken bir tarih öngörmüşse bu tarih esas alınır.
Ülke çapı ilkesi, İsrail’in tek bir seçim bölgesi sayılmasını öngörürken doğrudanlık ilkesi seçmenlerin herhangi bir aracı olmaksızın oylarını doğrudan parti listelerine vermesi anlamına gelir. Eşitlik ilkesi her oyun aynı değere sahip olmasını güvence altına alır, gizlilik ilkesi ise seçmenlerin baskıdan uzak şekilde oy kullanabilmesini sağlar. Nispilik ilkesi sayesinde ise seçim barajını aşan tüm listeler, aldıkları oy oranına göre Knesset’te temsil edilir.
Temel Yasa, seçimlerin kural olarak dört yılda bir yapılmasını öngörse de Knesset veya başbakan erken seçim çağrısı yapabilir. Örneğin bütçenin onaylanmaması erken seçimin en önemli nedenlerinden biridir. Bununla birlikte, bazı durumlarda bir başbakan dört yıldan daha uzun süre görev yapabilir. Bir Knesset’in süresi kısaldığında, bir sonraki Knesset’in süresinin uzatılması bu duruma örnek teşkil eder.
Seçim kampanyalarının masrafları kamu fonlarından karşılanır. Her partiye, bir önceki Knesset’teki sandalye sayısına göre ödenek verilir. Yeni partilere de seçilen üye başına benzer ödenek sağlanır. Tüm harcamalar devlet denetçisi tarafından incelenir. Seçim günü resmî tatil kabul edilir. Seçmenlerin oylarını kullanabilmesi için ücretsiz ulaşım sağlanır. Askeri personel ve yurtdışında görevli İsraillilerin oy kullanabilmesi için özel düzenlemeler yapılır.
İsrail’de büyük partilerde milletvekili adayları genellikle önseçimlerle belirlenir ancak son şekil parti merkezinde verilir. Bu süreç görünüşte demokratik olsa da adayların listelerdeki sıralamasında parti başkanına yakınlıkları veya parti içi fraksiyonlardaki konumları belirleyici olur. Seçmen yalnızca parti listesine oy verdiği için adayın kişisel kimliği değil, listedeki yeri ve partinin bölgedeki gücü seçim sonucunu tayin eder. Bu nedenle adaylar kendi bölgeleri dışında da gösterilip seçilebilmektedir. Sistemin en büyük eksikliği, seçmen ile seçilen arasında doğrudan bağ bulunmamasıdır. Anglo-Amerikan sisteminde olduğu gibi seçmen vekilini denetleyemez. İsrail’de vekil, seçmenden çok parti liderine ve parti bürokrasisine karşı sorumludur. Dolayısıyla Knesset’in işleyişinde seçmen etkisi sınırlı, parti disiplini ise son derece güçlüdür.
Tablo 1: Siyasi Partiler ve Knesset’teki Koltuk Sayıları

Kaynak: Parline Data
Sandalye dağılımı, geçerli oyların seçim barajını geçen partiler arasında orantılı şekilde paylaştırılmasıyla yapılır. Geçerli oylar 120’ye bölünerek bir milletvekili çıkarmak için gereken oy miktarı hesaplanır. Partilerin bu sayıya ulaşamayan artan oyları ise seçimden önce yapılan anlaşmalar çerçevesinde başka partilere aktarılır. Anlaşma olmadığı durumlarda artık oylar, milletvekili başına en yüksek oy desteğine sahip partiye eklenir. Bu yöntem, onu ortaya atan milletvekilleri Yohanan Bader ve Avraham Ofer’in isimlerinden dolayı Bader-Ofer yöntemi olarak bilinir.
1969 tarihli Knesset Seçimleri Yasası’na göre, her yeni Knesset’in açılışından itibaren 60 gün içinde bir Merkez Seçim Komitesi kurulur. Bu komite, bir sonraki Knesset göreve başlayana kadar görev yapar. Komite hem Knesset seçimlerini hem de görev süresi içinde yapılan yerel seçimleri denetler.
Tablo 2: 25. Knesset Seçimleri

Kaynak: Knesset Official Website
İsrail’de 1 Kasım 2022’de yapılan son seçimde, 6 milyon 780 binden fazla seçmen oy kullanmış, katılım oranı yüzde 70,6 olarak belirlenmiştir. Yüksek bir seçime katılım oranı olduğu görülmektedir.
İsrail siyaseti, geniş parti yelpazesi ve istikrarsız koalisyon hükümetleriyle dikkati çeker. Bu istikrarsızlığı nedeni, mevcut düşük baraj (%3,25) ve küçük partilere orantısız etki sağlayan nispi temsil sistemidir. Düşük baraj nedeniyle çok sayıda parti meclise girer ve koalisyonlar kaçınılmaz hâle gelir. Bu durumu, İsrail’deki ideolojik ve dini bölünmelerin siyasi yansıması olarak görmek mümkündür. İsrail’de sık sık yapılan seçimler ve hükümetlerin kısa ömürlü olması, önemli bir sorun olarak görülür. Özellikle aşırı sağcı partiler, sıklıkla Netanyahu’yu koalisyonu bozmakla tehdit etmektedir. Bu durum, kırılgan bir siyasi yapı doğurmaktadır.
Son Dönem Tartışmaları
2018 Yahudi Ulus Devleti Yasası
İsrail’in On Dördüncü Temel Yasası olan Yahudi Ulus Devleti Yasası, 19 Temmuz 2018’de Yirminci Knesset tarafından kabul edilmiştir. Yasa, İsrail’i “Yahudi halkının tarihi anavatanı” ve “Yahudi halkının ulus devleti” olarak tanımlar. Yasa’nın en tartışmalı maddelerinden biri, kendi kaderini tayin hakkını yalnızca Yahudi halkına özgü kılmasıdır. Bu hüküm, İsrail’in Arap vatandaşlarına eşit statü tanıyabileceği veya iki uluslu bir devlete dönüşebileceği ihtimalini ortadan kaldırmıştır.
Yasa ayrıca, devletin sembollerini, resmi dili ve Kudüs’ün “tam ve birleşik başkent” statüsünü düzenlemektedir. İbranice tek resmi dil olarak tanımlanırken Arapça “özel statü” diline indirilmiştir. Bunun yanı sıra, Yahudi yerleşimlerinin kurulması “ulusal bir değer” olarak tanımlanmış ve devletin bu yerleşimleri teşvik etmesi öngörülmüştür. Bu hüküm, uluslararası hukuka aykırı yerleşim politikalarını meşrulaştırma çabası olarak görülmüştür.
Fotoğraf 9: 2018’deki Oylama Gününde İsrail’in Yahudi Ulus Devleti Yasası’nı Protesto Eden Filistinli Knesset Üyeler

Kaynak: Adalah Special Report
Bu yasa, İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Filistinliler açısından açık bir ayrımcılık anlamına gelmiş ve apartheid düzeninin kurumsallaşması olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca Dürzi toplumu da “ikinci sınıf vatandaş” konumuna düşürüldüklerini belirterek protestolar düzenlemiştir.
2023 Yargı Reformu
2023 Ocak ayında Adalet Bakanı Yariv Levin ve Knesset Anayasa, Hukuk ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rothman tarafından gündeme getirilen “yargı reformu” paketi, İsrail siyasetinde son yılların en hararetli tartışması hâline geldi. Reform, Yüksek Mahkeme’nin bağımsızlığını sınırlandırmayı ve hükümetin yargı üzerindeki kontrolünü artırmayı hedefliyordu. Pakete göre Yüksek Mahkeme’nin iptal ettiği yasalar, Knesset’te salt çoğunlukla yeniden kabul edilebilecekti; Yargıç Atama Komitesi’nin yapısı değiştirilecek, çoğunluk hükümet ve Meclis kontrolüne geçecekti. Ayrıca, kamu kurumlarındaki hukuk müşavirlerinin bağımsızlığı zayıflatılacaktı. Bu düzenlemeler, hem Başbakan Netanyahu’nun devam eden yolsuzluk davaları açısından kişisel bir güvence hem de aşırı sağcı partilerin işgal politikalarını kolaylaştıracak bir mekanizma olarak değerlendirildi.
Reforma karşı İsrail tarihinin en büyük protesto dalgalarından biri başladı. Tel Aviv, Hayfa ve Batı Kudüs başta olmak üzere ülke çapında yüz binlerce kişi sokaklara döküldü. Protestolar yaklaşık 36 hafta boyunca aralıksız sürdü.
1 Ocak 2024’te İsrail Yüksek Mahkemesi, tarihe geçen bir kararla reformu iptal etti. 7’ye karşı 8 oyla alınan kararda, düzenlemenin “demokratik İsrail devletinin temel karakterine ciddi ve benzeri görülmemiş zarar verdiği” vurgulandı. Böylece mahkeme, ilk kez Knesset tarafından kabul edilen bir Temel Yasa’yı iptal etmiş oldu. Karar, “makullük doktrini” etrafında şekillense de özü itibarıyla İsrail’de anayasal yargının sınırlarını yeniden tanımladı. Bu gelişme, İsrail’de yasama, yürütme ve yargı arasındaki gerilimi keskinleştirdi. Reformun iptali muhalefet ve protestocular açısından büyük bir zafer olarak görülürken Netanyahu hükümeti ile yargı arasındaki ilişkileri daha da gerginleştirdi.
Sonuç Yerine
İsrail’de iç ve dış siyasette sıkça görülen uzlaşı yokluğu ve siyasal mekanizmanın hareket kabiliyetini yitirmesi, özellikle seçim sistemi ve koalisyon dinamikleriyle doğrudan ilişkilendirilmektedir. 1948’den beri ülke siyasi hayatının vazgeçilmezleri arasında yer alan koalisyon hükümetleri, dini ve aşırı sağ partilerin sandıkta elde ettikleri oy oranlarının ötesinde nüfuz kazanmasına yol açmış ve siyasal istikrarsızlığı kurumsallaştırmıştır.
Fotoğraf 10: Ultra Ortodoks Yahudiler, İsrail’deki Zorunlu Askerlik Hizmetini Protesto Etti

Kaynak: Anadolu Ajansı
Bunun yanı sıra, Ultra-Ortodoks (Haredi) grupların eğitim, istihdam ve askerlik muafiyeti talepleri ile seküler grupların eşit yükümlülük beklentileri çatışmaktadır. Bütçe tahsisleri, yerel hizmetler ve müfredat tartışmaları koalisyon pazarlıklarının sert başlıklarını oluşturmaktadır. Parti sistemi yalnızca sağ-merkez-sol ekseninde değil, aynı zamanda seküler–dindar, Yahudi–Arap, milliyetçi–liberal eksenlerinde çok katmanlıdır. Tek seçim çevresi ve düşük seçim barajı, azınlıkların parlamentoya girmesini kolaylaştırsa da parçalanmış koalisyonlar ve sık seçimler üretmiştir.
Fotoğraf 11: Netanyahu, Yolsuzluk Suçlamalarıyla Yargılandığı Davada İfade Vermek Üzere Tel Aviv Bölge Mahkemesi’nde (16 Aralık 2024)

Kaynak: The Times of Israel
Son yıllarda aşırı sağ partilerin yükselişi, Netanyahu’nun yolsuzluk davaları, azınlıklara eşit muamelede bulunmama, Filistin topraklarının yasa dışı işgali ve Gazze’de işlenen soykırıma yönelik tepkiler, İsrail siyasal sisteminin temel tehditleri olarak öne çıkmaktadır. 2023’te gündeme gelen ve 2024’te iptal edilen yargı reformu girişimi ise devletin yasama–yürütme–yargı dengesinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koymuş ve yüz binlerce kişinin katıldığı protestolarla toplumun demokratik reflekslerini harekete geçirmiştir.
Yargı, anayasal düzeni temin eden bağımsız bir aktör olarak tasarlanmış olsa da özellikle Filistinlilere karşı ayrımcılık içeren kararlarda işlevini tarafsız bir şekilde yerine getirmemektedir. Dolayısıyla İsrail’de “hukukun üstünlüğü” kavramı, tüm vatandaşlara eşit uygulanan bir ilke olmaktan ziyade, çoğu zaman Yahudi kimliğiyle tanımlanan bir ayrıcalığa indirgenmektedir.
Uluslararası Af Örgütü tarafından 2023 yılında yayımlanan raporda, İsrail yargısının, özellikle Yüksek Mahkeme’nin, yalnızca vatandaşlarının haklarını koruyan bir kurum olmadığı; aynı zamanda işgal altındaki topraklarda Filistinlilere yönelik ayrımcı uygulamaların sürdürülmesinde merkezi bir rol oynadığı belirtilmiştir. Yüksek Mahkeme’nin yıllar boyunca İsrail hükümeti ve ordusunun insan hakları ihlallerine zemin hazırlayan çok sayıda karara imza attığına vurgu yapılmıştır. Bu doğrultuda binlerce Filistinli evinin yıkılmasına ve köylerin boşaltılmasına izin verilmiştir.
Raporda, İsrail’in Filistinlilere yönelik baskı ve tahakküm sistemlerini sürdürmek için savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar da dahil olmak üzere sistematik ağır insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiği ortaya konmuş; İsrail yargısının ise bu uluslararası hukuk kapsamındaki suçlara yasallık görüntüsü kazandırdığı ve apartheid sistemini destekleyip güçlendirdiği belirtilmiştir.
Şule Özkan, Anadolu Ajansı muhabiridir.


