back to top
3 Şubat, 2026, Salı

PKK’dan SDG’ye Mazlum Abdi

YayınlarPortrePKK’dan SDG’ye Mazlum Abdi

PKK’dan SDG’ye Mazlum Abdi

Terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye’deki uzantısı olan ve ABD ile İsrail tarafından desteklenen sözde Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) elebaşı Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin, 1967 yılında Suriye’nin kuzeydoğusunda Türkiye sınırında yer alan Aynel Arab’a (Kobani) bağlı Helinj köyünde doğdu. Eladînan aşiretine mensup olan Abdi, Halep Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde eğitim gördü. Ancak 1980’lerin sonundan itibaren yürüttüğü siyasi faaliyetler nedeniyle öğrenimini yarıda bırakarak terör örgütü PKK saflarına katıldı. Ferhat Abdi Şahin’in, Mazlum Abdi kod adının yanında Şahin Cilo ve Hale Cilo gibi farklı isimleri de kullandığı bilinmektedir.

Öğrencilik yıllarından itibaren siyasi ve terör faaliyetlerine yönelen Abdi, 1990’da terör örgütü PKK’ya katıldı. 1990’lı yıllar boyunca Türkiye sınırları içinde gerçekleştirilen çok sayıda terör eyleminde yer aldı. Terörist elebaşı Abdullah Öcalan’ın en yakınındaki isimlerden biri hâline geldi. Bu dönemde terörist elebaşı, Abdi’yi manevi oğlum diye nitelendiriyordu. Abdi, terör faaliyetlerinde özellikle 1996’da Hakkâri ve Şemdinli hattında etkin oldu. Sınır hattı boyunca hareketliliği beraberinde Suriye’de defalarca tutuklanmasını da getirmişti.

Görsel 1: Terör Elebaşı Öcalan’ın evlatlığı Mazlum Abdi

PKK elebaşı ile Mazlum Abdi’nin yakın ilişki geliştirmesinde Öcalan’ın Esed rejimi himayesinde Şam’da geçirdiği yılların da etkisi vardır. Öcalan’la kurduğu yakınlık, Abdi’nin Suriye’deki terör örgütü mensubu ve sempatizanları arasında da öne çıkmasına zemin hazırladı. Öcalan’ın 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya’nın başkenti Nairobi’de, Yunanistan’ın Nairobi Büyükelçiliği’nden çıkarken Türk güvenlik güçleri tarafından düzenlenen operasyonla yakalanarak Türkiye’ye getirilmesi Mazlum Abdi açısından PKK içinde yeni bir dönemin habercisiydi. Öcalan’ın Türkiye’deki mahkeme süreçlerinde Mazlum Abdi’nin adını zikredecek kadar kendine yakın görmesi onu terör örgütü içindeki konumunu oldukça pekiştirmiştir. Farklı bir ifadeyle Mazlum Abdi bu yakınlık sayesinde örgüt hiyerarşisi içinde hızla yükselmiştir.

Mazlum Abdi 1997-2003 yılları arasında PKK’nın Avrupa yapılanması içinde özellikle Almanya, Hollanda ve İtalya’da aktif bir rol aldı. Irak’ın 2003’te ABD tarafından işgal edildiği süreçte Mazlum Abdi, Irak’ın kuzeyinde yer alan Mahmur kampına döndü. Burada PKK’nın yeniden organize edilmesinde etkin bir rol oynayacaktı. 2005’te terör örgütünün üst yönetiminde sözde Yürütme Kurulu üyesi olarak görev yapmaya başladı. Bir Suriyeli Kürt olarak PKK içinde yükselişi belki de ileride kendine biçeceği örgüt içindeki rolün de habercisiydi. Bu fırsat için 2011’de Suriye’nin Ürdün sınırındaki Dera kentinde Esed rejimi karşıtı başlayan halk gösterilerini beklemesi gerekecekti.

Mazlum Abdi açısından 2009–2012 yılları arasında PKK’nın sözde Halk Savunma Güçleri’nin (HPG) başına getirilmesi önemli bir dönüm noktasıdır. HPG adı altında organize edilen bu silahlı terör unsurlarının daha sonrasında YPG / SDG dönüşümünde referans alındığı bilinmektedir. Sonuç olarak Mazlum Abdi Suriye’de başladığı terörist faaliyetlerini Türkiye, Avrupa ve Irak arasında sürdüren bir isim olarak ön plana çıkmaktadır. Abdi, özellikle Türkiye’de 1996–2012 yılları arasında terör örgütü tarafından hedef gözetmeksizin gerçekleştirilen ve çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine neden olan terör saldırılarının baş sorumlusudur. Türkiye tarafından 14 Eylül 2018 tarihinde hakkında kırmızı bülten çıkarılmıştır.

Görsel 2: Mazlum Abdi’nin hakkında kırmızı bülten

Suriye İç Savaşı ve SDG’nin İnşası

2011’de Suriye’de iç savaşın patlak vermesi terörist Mazlum Abdi için bir krizin ötesinde yeni bir fırsat alanın açılması anlamına geliyordu. Yıllarını terör örgütü içinde geçirmiş ve bölgesel dengeleri yakından takip eden Abdi, bu kaotik ortamı Suriye’ye dönüş için bir fırsata çevirdi. Yanında terör örgütü PKK’nın üst kademesinden isimlerle birlikte ülkeye girerek Esed rejiminin fiilî olarak çekildiği kuzey bölgelerde hızla örgütlenmeye başladı. İç savaşın yarattığı otorite boşluğu ve askeri hareketlilik Abdi’ye ve onun takip eden terör unsurlarına hem hareket alanı hem de manevra olanağı sağladı. Bu süreçte PYD/SDG yapılanmasının omurgasını oluşturan silahlı unsuların organizasyonuna girişildi. Yerel milis yapılar adım adım daha disiplinli ve merkezî bir silahlı güce dönüştürülerek bölgesel bir yapılanmanın temeli atılmış oldu.

2014 yılı, Abdi’nin terör faaliyetlerinde ve siyasi yapılanmasında en belirleyici eşiklerden biridir. DEAŞ’ın Suriye içindeki faaliyetleri ve yayılması onu sahadaki pek çok aktörden ayıran bir noktaya taşıdı. Terörist kimliğine rağmen Mazlum Abdi’nin DEAŞ’a karşı ABD öncülüğündeki koalisyonla kurduğu ilişki onu uluslararası düzeyde muhatap alınan bir figüre dönüştürdü. Bu dönemden itibaren Abdi, askeri olduğu kadar siyasi bir aktör olarak da öne çıkmaya başladı. Bu kapsamda ABD, Mazlum Abdi’nin başını çektiği terörist unsurlara sözde DEAŞ’la mücadele kapsamında uzun yıllar boyunca yoğun bir askeri destek verdi. Fakat tüm uluslararası desteğin varlığına rağmen Suriye’de DEAŞ tehdidiyle gerçek manada mücadele eden tek ülke Türkiye olmuştur. Türkiye Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı gibi sınır ötesi operasyonlarla Suriye’deki terör unsurlarını hedef almıştır. Her bir operasyonun oldukça başarılı sonuçlar üretmiştir. Suriye’nin kuzeyi büyük ölçüde terörden temizlenmiştir.

Mazlum Abdi yerel ve bölgesel gelişmelerin sağladığı fırsat alanı içinde terör örgütü adına yeni girişimlerde bulunmuştur. 2015’te YPG’nin SDG çatısı altında yeniden yapılandırılması bunlardan biridir. Sözde DEAŞ’la mücadele söylemi bu girişimleri sürdürebilmek için ihtiyacı olan uluslararası desteği de diri tutmuştur. Gerek Suriye içi gerek uluslararası konjonktür Abdi’nin aradığı fırsatları yaratmış ve SDG zamanla yerel bir yapıdan bölgesel bir aktöre dönüşme çabası içine girmeye cüret etmiştir. Kamışlı ve Haseke gibi bölgelerin dışında Arap nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de SDG kontrolü altına girmeye başlamıştır. 2019’a gelindiğinde Mazlum Abdi liderliğindeki silahlı terörist unsurlar Suriye’nin kuzeyinin büyük bölümünü kontrol eder hale gelmiştir.

Bölgesel açıdan Mazlum Abdi’nin yükselişi yalnızca ABD ile kurduğu ilişkilere dayanmıyordu. Terör unsurlarının Türkiye’ye karşı denge oluşturma arayışı, Mazlum Abdi’yi Esed rejimi ve Rusya ile temasa da yöneltti. Kontrol ettiği bölgelerde Esed rejimiyle yakınlığı, Rus ve ABD askerî varlığına izin vermesi Abdi’nin dış desteğe ne kadar ihtiyacı olduğunu göstermiştir. Esed rejiminin yıkılmasının ardından İsrail’le kurulan ilişkiler de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Sonuç olarak adı ne olursa olsun bir terör örgütünün hayatta kalabilmek için ideolojik katılıktan ziyade her türlü desteğe ve güç dengesi arayışına girdiği görülmektedir.

İdeolojik Çerçeve ve İttifaklar

Mazlum Abdi, ideolojik olarak Abdullah Öcalan’ın “demokratik konfederalizm” yaklaşımından etkilendiğini ifade etmekten çekinmeyen bir isimdir. Fakat bölgesel gelişmeler bağlamında pragmatik bir bakış açısından da söz edilebilir. Bu bağlamda Suriye iç savaşının patlak vermesinin ardından Abdi açısından bölgesel bir özerklik planı söz konusuyken devam eden süreçte Esed rejiminin tamamen Rusya’nın kontrolüne girmesi ve DEAŞ tehdidi sonrasında SDG’nin uluslararası bir destek görmesi idari özerklik meselesine farklı bir boyut kazandırmıştır. Farklı bir ifadeyle, Abdi’nin pragmatizmi, kurduğu ittifakları da şekillendirmeye başlamıştır.

ABD’nin silah, askeri eğitim ve siyasi koruma sağlaması buradaki değişimin temel faktörüdür. 2019’da ABD başkanı Donald Trump’la telefon üzerinden direkt temas kurması simgesel açıdan oldukça önemlidir. Artık özerklik talebini aşan müstakil bir devlet kurma arayışı söz konusu olmaya başlamıştır. Yine pragmatizmin bir sonucu olarak ABD desteğinin yanında Avrupalı devletlerin desteği de aranmıştır. Fransa bu bağlamda öne çıkan ülkedir. Fransa’nın desteğinin yanında Irak’ta bölgesel Kürt yönetimiyle de temaslar yoğunlaştırılmıştır.

Mazlum Abdi açısından Esed rejimin 8 Aralık 2024’te yıkılması yeni bir dönemi başlatmıştır. Sahip olduğu pragmatizmin yeni dönem itibariyle çalışmadığını söylemek gerekir. Ahmet Şara’nın 8 Aralık devrimiyle Esed rejimini yıkarak Şam’ı özgürleştirmesi ve kurduğu  yeni yönetim Suriye’nin geleceği adına önemli kararlar almaya başlamıştır. Bunların başında ülkenin herhangi özerk bir yönetime izin vermemesi ve tüm silahlı unsurların devlet tarafından kontrol altına alınması gelmektedir. Modern devlet inşası için gerekli olan şiddet tekeline sahip olma konusunda SDG’nin tüm silahlı unsurlarıyla birlikle devlet otoritesini kabul ederek kendini tasfiye etmesi gerekmektedir. Fakat, 8 Aralık 2024’ten günümüze kadar SDG’nin bu konuda başarısız bir sınav verdiği görülmektedir. PKK’nın daha doğru ifadeyle Kandil’in, Suriye’deki gelişmeler karşısında silahını terk etmemesi ve Şara yönetiminin 10 Mart mutabakatı gibi tüm olumlu adımları karşısında çatışmayı / savaşı seçmesi pragmatizmin yerini gerçekçi olmayan beklentilerin aldığını göstermektedir.

 

Görsel 3: 10 Mart Mutabakatı

SDG’nin, Şara yönetiminin 17 Ocak 2026’da yayınladığı Kürt kimliğini ve dilini tanıması gibi maddeler içeren 13 sayılı başkanlık kararnamesine bile olumlu bir cevap vermekten uzak olduğu görülmüştür. Netice itibariyle bir terör örgütü olan PKK, farklı isimlerle sahada olsa da bir terör örgütünden beklenecek şekilde şiddeti ve silahı terk etmediği görülmektedir. Şu ana kadar Haseke’de yaşananlar, çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesi ve Mazlum Abdi’nin entegrasyona yönelik ayak diremesi bu durumu teyit eden örnekler arasındadır.

Ocak 2026 itibarıyla yaşanan gelişmeler Mazlum Abdi’yi Suriye için bir aktör olmaktan uzaklaştırmıştır. ABD’nin desteğini çekmesi ve Şara yönetiminin başarılı operasyonları SDG’nin uzun yıllardır sahip olduğu imkanları ortadan kaldırmıştır. SDG, Haseke ve Kamışlı hattına çekilmek zorunda kalmıştır. Mazlum Abdi’nin 10 Mart mutabakatında sahip olabileceği tüm fırsatlar ortadan kalkmıştır. Sonuç olarak Suriye’nin geleceğinde PKK ve uzantılarının yeri yoktur.

Suriye ordusunun 2025’in son günlerinde Halep’in Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallelerinde başlattığı operasyonlar artık yeni bir Suriye ortaya çıkarmış durumda. Yıllarca ABD’nin desteğini alan ve kilometrelerce tünel kazan PKK’nın uzantısı SDG, birkaç hafta içinde 15 yıldır zorla elinde tuttuğu bölgelerden çekilmek zorunda kalmıştır. Bu durum Mazlum Abdi gibi teröristlerin ülkede toplumsal bir tabanının olamayacağını bir kez daha göstermektedir.

 

Mesut Yıldız
Mesut Yıldız
editepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde lisans eğitimini tamamlamıştır. Lyon 3 Jean Moulin Üniversitesi’nde hukuk, siyaset bilimi, uluslararası güvenlik çalışmalarından sonra Türk-Alman Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. İleri düzeyde Fransızca ve İngilizce, orta düzeyde İspanyolca bilmektedir. Dış politika, kamu diplomasisi, uluslararası güvenlik konularında çalışmaktadır. Avrupa'da yaşadığı süre boyunca Türk ve Fransız sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinde görev alarak kültürlerarası iletişim için çalışmış ve Türkiye'nin uluslararası entelektüel birikimine katkı sunmaktadır.
spot_img

Öne Çıkanlar

ilgili makaleler

spot_img