Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi’nin Somali’ye asker konuşlandırma niyetini resmen beyan etmesi, Doğu Afrika’nın jeopolitik dengelerinde köklü bir kırılma noktasına işaret etmektedir. Bu stratejik hamle, Mısır’ın yaklaşık on yıldır sürdürdüğü Etiyopya’yı çevreleme politikasının bir tezahürü olduğu kadar, bölgedeki İsrail nüfuzuna ve ayrılıkçı hareketlere karşı Türkiye ile potansiyel bir ittifak zemini oluşturmaktadır. Bu yazıda, Mısır’ın Somali ile olan derin tarihsel bağları, Somaliland meselesindeki sert tutumu ve Türkiye ile gelişen stratejik ortaklığının bölge üzerindeki etkileri akademik bir perspektifle irdelenecektir.
Tarihsel Derinlik ve Modern Diplomatik Temeller
Mısır ve Somali arasındaki münasebetler, kökleri antik çağa kadar uzanan kadim bir geçmişe sahiptir. Antik Mısır’da 18. Hanedanlık döneminde Kraliçe Hatşepsut tarafından “Punt Diyarı” olarak adlandırılan bugünkü Somali topraklarına düzenlenen seferler, bu ilişkinin en eski kayıtlarıdır. Orta Çağ’da Mogadişu’nun Nil Vadisi ile yürüttüğü ticari faaliyetler ve bölgede bulunan Memlük dönemi paraları, tarihsel sürekliliğin birer kanıtıdır. Modern dönemde ise Mısır, 1960 yılında bağımsızlığını kazanan Somali Cumhuriyeti’ni ilk tanıyan ülkelerden biri olmuş; El-Ezher Üniversitesi aracılığıyla eğitim ve kültür alanında bölgede kalıcı bir nüfuz tesis etmiştir. 1991’de başlayan iç savaş sürecinde de Somali’nin toprak bütünlüğünü savunmaya devam eden Kahire, geçiş hükümetlerine verdiği destekle bölgedeki istikrarın ana aktörlerinden biri olmayı sürdürmüştür.
Etiyopya Çıkmazı ve Somaliland Karşıtlığı
Mısır’ın Somali’ye olan yoğun ilgisinin temel motivasyonu, Etiyopya ile yaşadığı “Büyük Etiyopya Rönesans Barajı” (GERD) anlaşmazlığına dayanmaktadır. Haliç Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Serhat Orakçı’ya göre Nil Nehri üzerindeki su haklarını ulusal güvenlik meselesi olarak gören Mısır, Etiyopya’yı stratejik olarak çevrelemek amacıyla Sudan, Eritre ve Somali gibi bölge ülkeleriyle askeri iş birliğini derinleştirmektedir. Bu bağlamda, Etiyopya’nın 2024 başında Somaliland ile imzaladığı ve kendisine denize erişim sağlayan anlaşma, Mısır tarafından ciddi bir tehdit olarak algılanmıştır. Somaliland’in bağımsızlığının tanınması, Somali’nin toprak bütünlüğünü bozmanın yanı sıra Etiyopya’nın Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki etkisini artıracaktır. Mısır, Süveyş Kanalı’nın güvenliği için hayati önem taşıyan bu rotada Etiyopya’nın güçlenmesini ve Somaliland üzerinden İsrail ile kurulabilecek stratejik bağları uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirmektedir.
İsrail’in Bölgesel Varlığı ve Güvenlik Denklemi
Mısır’ın bölgeye asker gönderme kararının bir diğer önemli ayağı, İsrail’in Doğu Afrika’daki artan etkisidir. İsrail’in Somaliland’i tanıma yönündeki hamleleri ve Gazze’deki nüfusu buraya taşıma gibi iddialar, Kahire’de ciddi endişelere yol açmaktadır. Mısır ve Türkiye, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Sudan ve Somali’yi bölme yönündeki politikalarına karşı ortak bir duruş sergilemektedir. İsrail’in Somaliland’i resmen tanıması sonrası gelen Mısır askeri sevkiyatı, bu ayrılıkçı yapıya ve arkasındaki dış güçlere bir “gözdağı” niteliği taşımaktadır. Özellikle Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nin güvenliğinin kıyı devletlerinin sorumluluğunda olduğunu savunan Mısır, dış aktörlerin bölgeyi istikrarsızlaştırmasına karşı askeri bir kalkan oluşturmayı hedeflemektedir.
Türkiye-Mısır İttifakı: Rekabet mi İş Birliği mi?
Mısır’ın Afrika Boynuzu’na girişi, ilk etapta Türkiye’nin bölgedeki münhasır etkisini zayıflatabilecek bir gelişme gibi görünse de güncel dinamikler iki ülkenin “kazan-kazan” prensibiyle hareket ettiğini göstermektedir. Libya ve Sudan’daki bölgesel krizlerde karşı saflardan ortak hareket etme noktasına evrilen Türkiye-Mısır ilişkileri, Somali’de de benzer bir koordinasyon sergilemektedir. Türkiye’nin Mogadişu’daki devasa askeri varlığı, F-16’ları ve petrol arama faaliyetleri, Mısır’ın Afrika Birliği (ATMIS/AUSSOM) misyonu kapsamında göndereceği 1.100 kişilik askeri güçle tamamlayıcı bir rol oynamaktadır. Türkiye hem Etiyopya hem de Somali ile diyalog yürütebilen dengeli bir aktör olarak arabuluculuk yaparken; Mısır’ın askeri desteği, Somali hükümetinin egemenlik haklarını koruma konusunda elini güçlendirmektedir.
Sonuç
Netice itibarıyla, Mısır’ın Somali’ye asker konuşlandırması, bölgedeki dengeleri Etiyopya ve İsrail aleyhine, Somali ve müttefikleri lehine değiştirecek bir hamledir. Bu durum, Türkiye ile Mısır arasında yeni bir rekabet alanı oluşturmaktan ziyade, iki ülkenin savunma sanayiinden enerji güvenliğine kadar geniş bir yelpazede iş birliği yapabileceği stratejik bir blok inşa etmektedir. Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Somali’nin toprak bütünlüğünü savunma noktasında buluşması, Doğu Afrika’daki istikrarsızlık projelerine karşı güçlü bir bölgesel direnç odağı oluşturmaktadır. Gelecek dönemde, Türk Donanması’nın bölgedeki varlığı ile Mısır’ın kara ve hava gücü desteğinin senkronize edilmesi, Kızıldeniz’in güvenliğini ve Somali’nin birliğini teminat altına alacaktır.


