back to top
10 Mayıs, 2026, Pazar

Hizbullah Lideri: Naim Kasım

YayınlarPortreHizbullah Lideri: Naim Kasım

Hizbullah Lideri: Naim Kasım

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın 27 Eylül 2024’te İsrail’in Beyrut’ta düzenlediği bir hava saldırısında hayatını kaybetmesi, örgütün tarihinde yeni bir dönemin kapılarını açtı. Bir ay kadar sonra Hizbullah’ın “ikinci adamı” olarak tanınan ve daha çok entelektüel yanıyla ön plana çıkan Naim Kasım, örgütün yeni genel sekreteri olarak açıklandı. Aslına bakılırsa Nasrallah’ın yerine geçecek en önemli aday kuzeni Haşim Safiyüddin’di, fakat onun da 3 Ekim’de İsrail tarafından öldürülmesiyle Kasım, çok istemeyerek de olsa örgütün başına geçmek zorunda kalmıştı. Diğer bir deyişle Nasrallah dahil Hizbullah’ın tecrübeli komutanlarının hayata veda etmesi, Kasım’ı zorlu bir süreçte alternatifsiz bir lider haline getirmişti.

Naim Kasım’ın genel sekreterlik görevini üstlenmesinden sonra, Hizbullah’ın askeri gücünün zayıflaması, Lübnan’da Nevaf Selam’ın başbakanlığında kurulan yeni hükümetin örgütü silahsızlandırma girişimi, ABD yönetiminin diplomatik baskıları ve İsrail’in ateşkese rağmen hava saldırılarını sürdürmesi, örgütün geleceğine yönelik pek çok tartışmayı ortaya çıkardı. Bu tartışmalar bağlamında Hizbullah’ın askeri gücünün tükenme noktasına geldiği ve örgütün siyasal alandan da tasfiye edilebileceği iddia edildi. Kasım ise askeri tecrübeye sahip olmayan ılımlı karakteriyle genellikle Nasrallah gibi karizmatik bir liderin boşluğunu dolduramayacak yetersiz bir şahsiyet olarak görüldü. Hatta Nasrallah ve Safiyüddin’in Hz. Muhammed’in soyundan geldikleri düşüncesinden hareketle seyyidliğin sembolü olan siyah sarık takarken Kasım’ın beyaz sarık takması onun liderlik zafiyetinin bir kanıtı olarak sunuldu.

Naim Kasım Kimdir?

Naim Kasım, 1953’te Beyrut’un Sünni mahallesi el-Basta’da yaşayan Şii bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Aile, aslen Lübnan’ın güney sınırındaki İklim-i Tuffah kasabasına bağlı olan Kefer Kila köyündendi. Kasım’ın babası, kendi kuşağındaki birçok güneyli Şii gibi küçük yaşta yeni bir hayat kurmak için Beyrut’a göç etmiş ve burada amcasının fırınında çalışmaya başlamıştı. O yıllarda Şiiler genellikle yoksuldu, siyasette temsil edilecekleri bir örgütleri yoktu ve yaşadıkları bölgeler büyük ölçüde geri kalmış yerlerdi. Kasım 1953’te doğduğunda, babası taksi şoförlüğü yaparak ailesinin geçimini sağlıyordu. Kasım 16 yaşına geldiğinde, babası biriktirdiği parayla Beyrut’un diğer Sünni mahallesi olan Musaytibe’de bir ev satın almayı başardı. Kasım’ın babası okuma yazma bilmese de kendi oğlunun iyi bir eğitim almasını istiyordu. Naim Kasım, 1970’te Lübnan Üniversitesi’nde Fransızca eğitim veren Kimya Bölümü’ne girerek babasının bu isteğini yerine getirdi. 1977 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra 6 yıl kimya öğretmeni olarak çalıştı ve aynı alanda yüksek lisans derecesi elde etti.

Kasım’ın üniversitede okuduğu yıllar, Lübnanlı Şiilerin ilk toplumsal ve siyasi örgütlerini oluşturdukları ve ülke siyasetine etkili bir biçimde katıldıkları bir sürece denk gelmektedir. Kasım, 1972’de Beyrut’taki yerel camilere giderek Şii din adamlarından dersler aldı, İslami ilimler ve Şiilik tarihi konusunda kendini geliştirdi. Ders aldığı hocalar arasında; Abbas el-Musevi, Hassan Tarad, Ali el-Emin ve Muhammed Hüseyin Fadlallah gibi tanınmış Şii din adamları vardı. Kasım, Lübnan Müslüman Öğrenci Birliği’nin kuruluşunda oynadığı rolle üniversitede de aktif bir öğrenci oldu. İlk siyasi tecrübesini ise 1974’te Musa es-Sadr’ın kurduğu Emel Hareketi adlı örgütün içinde yer alarak kazandı. Sadr’ın Şiiler başta olmak üzere Lübnan’da siyasi ve ekonomik mağduriyet yaşayan gruplara “toplumsal adalet” getirmeyi amaçlayan siyasi söylemi, muhtemelen Kasım’ın bu örgüte katılmasında tesirli olmuştu.

Kasım’ın siyasi ve ideolojik eğilimlerinin, yoksul bir Şii aileden gelmesi, zor şartlarda üniversitede okuması, Şii din adamlarından aldığı eğitim ve Emel Hareketi içindeki tecrübesi gibi faktörlerin etkisi altında şekillendiği aşikârdır. Bununla birlikte Musa es-Sadr’ın 1978’de Libya’da kaybolması ve 1979’da İran’da yaşanan İslam Devrimi, onun hayatında ve siyasi kariyerinde yeni bir sayfanın açılmasını sağlayacaktı. Kasım, 1979’da Emel Hareketi’nden ayrıldı ve 1982’de İran’ın desteğiyle kurulan Hizbullah’ın ilk kadroları içinde yer aldı. Fakat 1980’ler boyunca İsrail’e karşı yürütülen askeri mücadelede herhangi bir rol oynamadı ve Hizbullah’ın el-Mustafa Okulları’na danışmanlık yaparak zamanını geçirdi.

Hizbullah’ın İkinci Adamı: Naim Kasım

 Naim Kasım, eğitim alanındaki faaliyetlerini sürdürse de 1989’a kadar örgüt içinde aktif bir siyasi pozisyona sahip olmadı. Bu durum, Hizbullah’ın ilk Genel Sekreteri Subhi el-Tufeyli döneminde Yürütme Konseyi başkan yardımcısı olması ve Abbas el-Musevi’nin 1991’de genel sekreterliğe seçildiğinde onun yardımcısı olarak görev almasıyla değişecekti. 38 yaşında Hizbullah genel sekreter yardımcısı olan Kasım, Musevi’nin ertesi yıl İsrail hava saldırısında hayatını kaybetmesi ve Hasan Nasrallah’ın örgütün başına geçmesinden sonra da aynı makamda kalmaya devam etti. Genel sekreterliğe Kasım’ın yerine ondan 7 yaş küçük ve siyasi işlerde tecrübesiz olan Nasrallah’ın seçilmesi garip görünse de bu durum muhtemelen Nasrallah’ın İran’la olan bağlarının bir neticesiydi. Öte yandan Kasım’ın bu makama talip olup olmadığı da bilinmemektedir. Kesin olan, Kasım’ın genel sekreter yardımcısı olarak Nasrallah ile uyumlu ve birbirini tamamlayan bir performans gösterdiğidir. Kasım, Hizbullah’ın Lübnan’da seçimlere katılan, parlamentoda temsil edilen ve hükümette bakanlarıyla yer alan yasal bir siyasi partiye dönüşümünde önemli bir rol oynadı. Bundan sonraki 32 yıl boyunca da parlamento ve hükümetteki faaliyetleri doğrudan denetleyerek partinin siyasi stratejilerine ve ülke içindeki rakipleriyle ilişkilerine yön veren örgütün ikinci adamı haline geldi.

Kssım, aynı zamanda televizyon söyleşileri, gazete röportajları ve seminerlerle yıllarca Hizbullah’ın dışa dönük yüzü oldu. Nasrallah’ın halka hitap eden ateşli konuşmalarının aksine o Hizbullah’ın bakış açısını ve İsrail’le askeri mücadelesini diplomatik üslupla dünyaya duyuran bir siyasi figürdü. Kasım’ın 2000’li yılların başından itibaren siyasi, dini ve kültürel konularda yazmaya başladığı kitaplar ise onun entelektüel yönünü göstermekle birlikte Hizbullah’ın tarihi ve ideolojisine de ışık tuttu. Kuşkusuz Kasım’ın yazdığı 20 kitaptan en fazla ilgi uyandıranı, ilk kez 2002’de Arapça basılan ve daha sonra farklı dillere tercüme edilen “Hizbullah: el-Menhec et-tecrube el-mustakbel” başlıklı çalışmasıdır. Bu kitap, 2004’te “Hizbullah: The Story from Within” adıyla İngilizceye, 2006’da da “Hizbullah: Bir Hareketin Anlatılmamış Öyküsü” adıyla Türkçeye tercüme edilmiştir.

Hizbullah Genel Sekteteri: Naim Kasım

Hasan Nasrallah’ın 27 Eylül 2024’te İsrail’in Beyrut’ta düzenlediği bir hava saldırısında hayatını kaybetmesinin ardından genel sekreterlik koltuğuna Naim Kasım oturdu. Kasım, yıllarca genel sekreter yardımcısı görevini yaparak Hizbullah’ın “ikinci adamı” olarak tanınsa da hiç kimse onun Nasrallah’ın yerini alacağını düşünmemişti. Hizbullah’ın İsrail karşısında lider kadrosunun büyük kısmını kaybettiği ve askeri olarak güç kaybettiği bir süreçte görevi devralan Kasım’ın örgütü nasıl ayağa kaldıracağı birçok soru işaretini içinde barındırıyordu. Kasım, 27 Kasım’da İsrail’le bir ateşkes yapılmasıyla Hizbullah’ı savaşın dışına çekti. İsrail’in bundan sonraki 15 ay boyunca Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarına ise hiçbir karşılık vermedi. Lübnan’da yeni devlet başkanını seçilmesi ve yeni bir hükümetin kurulması sırasında da ılımlı bir tavır sergiledi. Tabii tüm bunlar, Kasım’ın zayıf bir lider olduğuna yönelik genel bir kanaatin oluşmasına yol açtı.

ABD ve İsrail’in Lübnan üzerindeki baskıları, 2025 yazında Başbakan Nevaf Selam’ın Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda bir karar almasını sağladı. Bu karara göre; Lübnan ordusunun yıl sonuna kadar Litani Nehri’nin güneyine yerleşmesi ve ülkedeki silah bulundurma tekelini kendi otoritesi altına alması öngörülüyordu. Başbakan Selam’ın bu kararı uygulama konusunda kararlı tutumu, onu çok geçmeden Kasım’ın en önemli rakibi haline getirdi. İşin ilginç tarafı, Kasım’ın yeni siyasi rakibi Beyrut’ta yetiştiği Sünni mahallelerde büyük nüfuz sahibi olan varlıklı Selam Ailesi’nin bir mensubuydu. Bu arada Kssım, Hizbullah üzerindeki iç ve dış baskılar arttıkça, eski ılımlı tarzını yavaş yavaş bıraktı ve yaptığı konuşmalarda örgütün silahlarının ve İsrail’e karşı askeri direnişin meşruiyetini açıkça dile getirmeye başladı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a düzenlediği geniş çaplı hava saldırısı, Hizbullah lideri Kasım’ın askeri yeteneklerinin ilk kez test edilmesi için uygun bir ortam sağladı. Ilımlı ve zayıf olmakla itham edilen Kasım, İran dini lideri Hamaney’in öldürülmesine tepki olarak 2 Mart gecesi Lübnan’ın güneyinden fırlatılan bir füzeyle Hizbullah’ı yeniden İsrail’e karşı savaşa soktu. Hizbullah’ın İsrail hedeflerine havadan füze ve İHA’lar ve karadan Rıdvan Kuvvetleri’yle düzenlediği saldırılar, örgütün askeri kapasitesini ve savaş gücünü muhafaza ettiğini gösterdi ve neredeyse herkesi şaşkınlığa uğrattı. Kasım, sabırlı ve sessiz bir biçimde Hizbullah’ın askerî kapasitesini korumayı ve silahlı yapısını yeniden ayağa kaldırmayı başarmıştı. Kasım’ın askeri yeteneklerini bu şekilde sergilemesi, onu Nasrallah gibi İsrail’in en tehlikeli düşmanlarından biri haline getirdi. Son olarak Kasım’ın, eğer hayatta kalırsa, İsrail tarafından yerle bir edilen Lübnan’da örgütünün siyasi ve askeri varlığını nasıl sürdüreceği ise hâlâ belirsizliğini korumaktadır.

Kaynaklar:

Yasin Atlıoğlu
Yasin Atlıoğlu
Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde, yüksek lisans ve doktora eğitimini Marmara Üniversitesi, Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü, Ortadoğu Siyasi Tarihi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladı. Beşşar Esad Suriyesi’nde Reform (2007) ve Savaşta ve Barışta Lübnan Marunileri (2014) adlı kitapların yazarıdır. Ayrıca Lübnan’da Kimlik, Toplum ve Siyaset (2021) ve Lübnan’da Mezhepler (2024) adlı kitapların ortak editörlüğünü yapmıştır.
spot_img

Öne Çıkanlar

ilgili makaleler

spot_img