back to top
30 Nisan, 2026, Perşembe

İfade Özgürlüğünün Sınırları

Yayınlarİfade Özgürlüğünün Sınırları

İfade Özgürlüğünün Sınırları

LeMan dergisinin Hazreti Peygamber’i hedef alan karikatürlerini Türkiye’de bir kesim, ifade özgürlüğü üzerinden normalleştirmeye ve meşrulaştırmaya çalışıyor.

Sadece bu da değil; Türkiye’de geçmişte dine, dindarlara yönelik bütün hakaretleri de yine aynı şekilde ifade özgürlüğü çerçevesinde savunanlar hep oldu.

Peki, ifade özgürlüğü gerçekten sınırsız mı? Türkiye’de hepimize yutturulan neoliberal zokalardan biri de bu ifade özgürlüğünün sınırsız olduğuna dair palavradır.

Zira dünyanın hiçbir yerinde ifade özgürlüğü sınırsız değildir. Yasalarla çeşitli sınırlandırmalara tabi tutulmuştur.

Bunların bir kısmı evrensel olarak ifade edilebilecek şekilde, kişinin şahsiyetini hedef alan hakaretleri kapsarken; kimileri de o toplumun tarihine, geleneklerine, örfüne, ananelerine özgü çeşitli sınırlandırmalara tabidir.

Örneğin, Avrupa’da Yahudileri doğrudan hedef alan söylemler antisemitizm kapsamında değerlendirildiği için ifade özgürlüğü kapsamında ele alınmaz ve ciddi hukuki, siyasi, toplumsal, hatta ekonomik yaptırımları olur. Zira Avrupa’nın, Holokost gibi acı bir tarihî tecrübesi bulunmaktadır.

Bu çerçevede, bunun da ötesinde siyasi olarak da ifade özgürlüğünün sınırlandırıldığını Avrupa’da görüyoruz. Özellikle Filistin yanlısı eylemlerin antisemitizm kapsamına sokularak sınırlandırıldığını; ifade özgürlüğünün, toplanma özgürlüğünün sınırlandırıldığını, hatta zaman zaman yasaklandığını da şahit oluyoruz.

Dolayısıyla, ifade özgürlüğünün mutlak bir şekilde sınırsız olduğuna dair bütün bu neoliberal anlatı büyük bir palavradan ibarettir.

Türkiye’ye döndüğümüzde, Türk toplumu açısından — Türkiye’nin kültürel ve tarihî geçmişinden dolayı — İslamiyet, bu toprakların ve bu milletin en temel unsurunu oluşturmaktadır.

Hazreti Peygamber’i, peygamberleri, dini ve kutsalları aşağılamak alay konusu kılmak, Türk toplumunda tabu kabul edilmektedir.

Dolayısıyla bu meseleler ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. İslamiyet’e yönelik bir eleştirisi olan, bunu saygı çerçevesinde ifade edebilir.

Ama mesele aşağılama ve hakarete geldiğinde, bütün bunların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini hepimiz biliyoruz.

Dolayısıyla, her toplumun kendine özgü şartları çerçevesinde ifade özgürlüğü değerlendirilmelidir.

Bu çerçevede, Türkiye’de de geçmişte olduğu gibi bundan sonra da Hazreti Peygamber’i, dini ve dindarlığı aşağılamanın mutlaka ciddi hukuki yaptırımları olmalıdır. Ve bu cezalar caydırıcı olmalıdır.

Prof.Dr. Enes Bayraklı, Türkiye Araştırmaları Vakfı başkan yardımcısıdır.
Bu yazı, ilk olarak 07.07.2025 tarihinde Diriliş Postası’nda yayımlanmıştır.
Enes Bayraklı
Enes Bayraklı
Prof. Dr. Enes Bayraklı, Türk-Alman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm başkanıdır. Lisans eğitimini Viyana Üniversitesi’nde tamamladı. Yine aynı üniversiteden 2006’da yüksek lisans ve 2012’de doktora derecelerini aldı. Çalışma alanları arasında İslamofobi, Türkiye-AB ilişkileri, Almanya dış politikası, Avrupa’da aşırı sağ hareketler, terör örgütleri ve dış politika analizi bulunmaktadır. 2015 yılından beri yıllık olarak yayımlanan Avrupa İslamofobi Raporu’nun editörlüğünü yapmaktadır. Bayraklı Türkiye Araştırmaları Vakfı Başkan Yardımcısıdır.
spot_img

Öne Çıkanlar

ilgili makaleler

spot_img