back to top
1 Mayıs, 2026, Cuma

PKK Terör Örgütünün Taktiksel Saldırıları ve Stratejik Beklentileri

YayınlarAnalizPKK Terör Örgütünün Taktiksel Saldırıları ve Stratejik Beklentileri

PKK Terör Örgütünün Taktiksel Saldırıları ve Stratejik Beklentileri

PKK terör örgütünün Irak’ın kuzeyindeki harekât alanlarında düzenlediği saldırılar terör örgütünün eylem stratejisi ve TSK’nın harekât etkinliğine dair bir takım kamusal tartışmalara yol açtı. Tartışmaların siyaset ve sosyal alandaki şekli ve şiddeti örgüte karşı verilen yapısal mücadelenin teknik ilkelerini masaya yatırırken PKK terör örgütü için kullanışlı bir propaganda malzemesi haline geldi. PKK’ya müzahir çevrelerin bilinçli bir şekilde örgütün taktik seviyedeki eylem etkisini stratejik seviyede propaganda etkisine tahvil etmeye çalışırken kamuoyunu etkilemeye çalıştığı görülmektedir.

Bilindiği gibi saldırılar genel olarak Zap bölgesindeki Pençe Kilit Harekâtında yoğunlaştı. Peki PKK neden Zap bölgesindeki saldırılarını artırdı? Nisan 2022’de başlayan Pençe Kilit Harekâtında, harekât birlikleri Kasım 2022’nin sonlarında kış geldiğinde Metin Dağı ve Seri Tepesindeki yüksek arazilerde kalmayı tercih etmediler. Birlikler kış girmeden mevzilerinden çekilmiş ve bu iki stratejik yüksek bölgede yeniden konumlanmak için 2023 baharını beklemeye karar vermişti. Ancak 6 Şubat 2023’teki yıkıcı deprem, TSK’nın deprem bölgesinde güvenlik, ara-kurtarma ve enkaz kaldırma faaliyetlerine odaklanmasına neden oldu.  Ardından Mayıs 2023’te Türkiye’de yapılan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri de Metin Dağı ve Seri Tepedeki konuşlanmanın gecikmesindeki etkenler olarak değerlendirilebilir. Birlikle 2023 yılının temmuz ayında bu iki bölgeye çıkarmalara başladı. Bu iki bölgede operasyon yeniden başladığında teröristlerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin tekrar gelmesini bekledikleri görüldü. Teröristler tünellerdeki ikmal ve takviyelerini yenilemiş, tünel bölgesinde yeni boşluklar ve mazgallar açmış, tünel girişlerini el yapımı patlayıcı madde ve diğer engellerle tahkim etmiş, kısacası çatışma alanını şekillendirerek bir hazırlık yapmıştı. 2023 yılının Kasım ayına gelindiğinde birliklerin bu defa kış aylarında harekât alanında kalmayı tercih ettikleri görüldü. Muhtemelen kışın yerinde kalma ile geri çekilip bahar ayında yeniden harekât alanına dönme alternatifleri arasındaki maliyet senaryoları harekât alanında kalmayı daha rasyonel bir karar tercih olarak ortaya koydu.

Sektörel Kompartımantasyon ve Birleşik Cephe

Pençe Operasyonu serisinin 2019 yılından bu yana planlanması ve yürütülmesinde dikkat çeken en önemli detay, operasyon alanlarının bölümlendirilmesiydi. Yani operasyon alanları stratejik önemleri ve daha sonraki operasyonları kolaylaştırma kabiliyetleri açısından birbirinden ayrıldı. Bu kapsamda sınır hattı boyunca 15-30 km derinlikte yer alan Haftanin, Metina, Zap, Avaşin-Basyan ve Hakurk bölgelerinde yürütülen operasyonlar sektörel önceliklere ayrılarak, bir önceki harekâtın başarısından faydalanmak suretiyle müteakip harekâtlar icra edildi. Böylece Türkiye-Irak sınırı boyunca doğu-batı hattında harekât alanları birleştirilerek harekâtın genel cephesi genişletildi. Harekâtların sektörel kompartımantasyona dayalı bir şekilde icra edilmesi ve müteakibinde de birleştirilmesi harekât birlikleri tarafından belirlenmiş ve icra edilmiş etkili bir stratejik tercihti. Zira, harekât birlikleri genel cepheyi genişletirken taktik ve operasyonel sınırlamalarla ilgili çok az sorun yaşadılar.

Hâlihazırda Zap bölgesinde devam eden harekât Türkiye sınırından 20 km operasyonel derinlikte icra edilmektedir.  Türk Silahlı Kuvvetleri, operasyonel derinliği Kasım 2023’e kadar genişletmeye çalışmış ancak Zap bölgesindeki operasyonel derinliği genişletme konusunda taktik ve operasyonel zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Burada harekâtın güney istikametinde derinleştirme safhasında dikey sektörel kompartmantasyonun yapılmadığı söylenebilir. Bu da Zap bölgesinin tecrit edilememesine neden olmuş, PKK’nın Zap’taki taktik unsurlarının lojistik, ikmal ve takviye faaliyetlerini engelleyememiştir.  Aynı zamanda Zap bölgesindeki PKK’lıların yerel sivillerle etkileşimleri de devam etmiştir.

Gara bölgelerinden gelen ikmal/takviyenin engellenmesi için etkili bir istihbarat ve tedbir bileşenine ihtiyaç olduğu söylenebilir. Gara ile Zap bölgeleri arasındaki sivil bölgelerde yerel otoritenin güvenlik istikrarını PKK aleyhine tesis ettiğini söyleyemeyiz. Zap ve Gara bölgeleri arasındaki terör bağlantısının önlenmesi amacıyla TSK’nın 2024 baharında öncelikle Zap bölgesini tecrit etmesi bir öncelik olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle Amediya kasabası ile Şilediza kasabası arasındaki kentsel alanların yerel yönetim güçleriyle koordineli olarak güvenlikleştirilmesi gerekmektedir.  Bunun için IKBY güçlerinin Amediyah, Dereluk ve Şilediza Kasabası ile aradaki köylerde kolluk faaliyetleri yürütmesi sağlanmalıdır. Türk hükümetinin bu baharda Zap ile Gara bölgeleri arasındaki bölgede olağanüstü hal gibi hareket etmesi için IKBY yetkililerine büyük baskı uygulaması bekleniyor. Amediyah ile Şilediza arasındaki yol boyunca tıpkı Suri ve Bamarne’de olduğu gibi yeni TSK üslerinin kurulması gerekebilir. Böylelikle Zap bölgesinde derinlikte operasyonel kompartmantasyon sağlanmış olabilir.

Terör Örgütünün Eylem Zamanlaması, Stratejisi ve Hedefi

Zap’ın batısında Metin Dağı’nda gerçekleştirilen ikinci saldırı ise birincisinden bir gün sonra yaklaşık aynı saatlerde 23 Aralık gününde düzenlenmiştir. Metin Dağı, Üzümlü sınır hattından yaklaşık 20 km derinlikte ve 1750 rakımda, PKK için Zap bölgesinin batısındaki en önemli arazidir. Çoklu tünel ve mağaralardan oluşan karmaşık bir yeraltı yapısına sahip Metin Dağı terör örgütünün savunma ve saldırı taktiklerini birlikte yürüttüğü bir alandır. Öte yandan, TSK tarafından büyük oranda çevrelenmiş olan Metin Dağı Pençe Kilit Harekâtının hem taktik hedeflerinden biri hem de coğrafi konumu ve yeraltı yapılarının tamamıyla birlikte Pençe-Kilit Harekâtının Zap bölgesindeki nihai askeri hedefine ulaşmasının sağlayacak stratejik önemi haiz kritik bir arazidir.

Diğer üs bölgelerinde olduğu gibi Metin Dağı’ndaki geçici üs bölgesi de konumu itibarıyla sorumluluk alanındaki örgüt faaliyetlerini açık hava koşullarında muntazam bir şekilde gözetleyebilecek ve müdahale edebilecek hâkim bir konuma ve avantaja sahiptir.  Üs bölgesinde birlik bu görevleri yerine getirecek elektronik, klasik gözetleme cihazları ile silah, araç ve gereçle de teçhiz edilmiş durumda. Ancak, askeri harekâtlara doğrudan etki eden hava koşulları olumsuzlaştığında üs bölgesindeki konum avantajı yerini konum dezavantajına bırakıyor. Zira hava koşullarının üs bölgesindeki elektronik ve klasik gözetleme cihazlarının yanı sıra hava gözetleme imkânlarının körleştirecek kadar kötüleştiği durumlarda sadece insan gözüyle gözetlemenin mümkün olduğu zorunlu bir durumla karşı karşıya kalındığı görülüyor. Bu da hava koşullarının sağladığı doğal gizleme avantajıyla teröristlerin üs bölgesine olan yaklaşma istikametlerini manipüle etmelerini mümkün kılabiliyor.

Üs bölgesindeki birliğin beka tedbirlerine odaklandığı, gözetleme faaliyetlerinin imkânsızlaştığı durumun teröristlerin tespit edilme riskinin olmadan mahkûm araziden üssün bulunduğu hâkim araziye tırmanabilmeleri için taktik bir avantaja dönüştüğü görülmektedir. Burada sınırlayıcı hava koşullarının terör örgütünün taktik sızma unsuru için de aynı etkiye sahip olduğu düşünülebilir. Bu düşünce yerinde ve haklıdır. Ancak, kötü hava koşullarının hareket eden terör örgütü üyesi üzerindeki etkisi mevziisinde durağan bir şekilde bekleyen askeri personel üzerindeki etkiye göre daha hafiftir. Zira personel etkili bir şekilde gözetleme ve dinleme yapamamaktadır. Terörist ise yeri zaten belirlenmiş bir hedefe yaklaşırken kapalı havanın taktik avantajını kullanmaktadır. Eylemin taktik zamanlaması da örgüt mensuplarının eylem sonrasında geri çekilmelerini kolaylaştırmak için havanın kararacağı saate planlanmıştır.

Metin Dağı, Pençe serisi harekâtların en zor sektörlerinden bir olarak göze çarpmaktadır. Dağın zirvesinde uzun bir tünel olduğu, bu tünelin altından ikinci büyük bir tünelin de geçtiği değerlendirilmekte. Tünellerdeki katmanlı yapıya ilave olarak,  çoklu giriş-çıkış ve mazgallar teröristlere muntazam bir gözetleme ve atış pozisyonu avantajı sağlayabilmektedir. Bu tünellerin aynı zamanda dağ yamacının güneyinde yer alan Dari ve Sergele köyü gibi yerleşim alanlarıyla da irtibatlı olduğu değerlendirilmektedir. Güneydeki Gara Dağı’ndan yapılan takviye ve ikmal faaliyetlerin PKK’nın adı geçen ve çevre kentsel alanlardaki yardımcı unsurlarının yardımıyla yürüttüğü düşünülmektedir.

Tünellerin karmaşıklığı ve yerel kentsel alanların Metin Dağı’na yakınlığı, taktik terör unsurlarının sert ve görüş mesafesinin düşük olduğu hava koşullarında TSK’nın askeri mevzilerine kolaylıkla sızabilmesi için bir avantaj sağlayabilmektedir. Teröristlerin düşük görüşlü hava koşulların tüneller ile Türk askeri mevzileri arasındaki kısa sızma mesafesiyle optimize ederek TSK’nın elektronik ve klasik gözetleme kabiliyetlerinden kaçındıkları görülmektedir. Teröristler tünel mevzilerinden çıkmayı müteakip operasyon birliklerinin mevzilerine el bombası atacakları 15-20 metre mesafeye gelinceye kadar 300-500 metrelik kısa bir sızma mesafesini hava koşullarının sağladığı gizleme ve arazi koşullarının sağladığı örtü altında kısa bir sürede kat edebilmektedir. Görüş mesafesinin düşük olduğu bir ortamda çok yakın mesafeden operasyon mevzilerine yaptıkları atış ile baskın tarzı eylemin sürpriz ve panik etkisi savunmadaki birliklerin organize bir şekilde tepki verememesine neden olmaktadır. Teröristler de üs bölgesinde daha taktiksel bir kaos yaratarak daha fazla zayiat verdirmeyi hedeflemektedir. Aynı taktiği Metin Dağı’ndaki saldırıdan bir gün önce Seri Tepe, Metin Dağı’ndaki saldırıdan bir gün sonra Amedi Tepe’de denemişler. Seri Tepe’deki saldırıda da zayiat verilmiş, Amedi Tepe’deki saldırı başarısız olmuş, saldırı grubunun 6 kişilik sızma unsurunun tamamı bu sektördeki operasyon birlikleri tarafından etkisiz hale getirilmiştir.

Taktik etkilerinin ötesinde, PKK’nın bu saldırıları ardışık bir şekilde düzenliyor olmasının stratejik hedefleriyle açıklanabilir. Bunlardan birincisi, terör örgütünün Türkiye’deki siyasi ve sosyolojik alanı bu saldırılarla baskılayarak seçim atmosferinde kış koşullarında operasyon birliklerinin PKK’nın daralan yaşam alanında tutunamayacağı tartışması yaratmaktır. Böylelikle, terör örgütü TSK’nın bir ya da birkaç üs bölgesinden çekilmesini ümit etmek de ve stratejik bir zafer ilan etmeyi hedeflemektedir. Müteakibinde ise kendine müzahir siyasi partinin seçimlerdeki başarısını garanti etmek için tek taraflı bir ateşkesle seçim öncesi süreçte sol elit ile örgüte müzahir kitleyi sosyo-politik açıdan daha da yakınlaştırmayı hedeflemektedir. Seçim sonrasındaki olası kayyım uygulamalarına karşı da daha geniş ve politize olmuş kamusal bir kitle inşa etmeye çalıştığı değerlendirilmektedir. Bilindiği gibi örgüte müzahir partilerin kazandığı belediyeler örgüt için yaşamsal anlam taşımaktadır. Seçim sonrasındaki olası kayyım uygulamalarını gerekçe göstererek, örgüt saldırılarını yeniden başlatacak ve şiddetine meşru bir zemin oluşturabilecektir. Örgütün ikinci stratejik hedefi ise bölgesel çatışma dinamikleriyle durumsal bir denklik yaratma gayretidir. TSK’nın konvansiyonel reaksiyon gücünü provoke ederek PKK kendisini İsrail-Filistin çatışmasının denkliğinde bir yere yerleştirmek istemekte ve uluslararası kamuoyunun sempatisini kazanmak istemektedir.

TSK’nın Harekât Etkinliği

TSK’nın harekât kapasitesi birçok devlet ve terör örgütünden kaynaklanan yakın ve uzak tehdidi önleyecek, caydıracak ve müdahale edecek düzeyde ve etkidedir. Eş zamanlı olarak bölgesel çatışma kompleksinin neredeyse tüm dinamikleri arasında aktiftir. Karabağ, Irak, Suriye, Körfez, Somali,  Libya ve Doğu Akdeniz bu etkinliğe örnek gösterilen başlıca çatışma çevreleridir. Bu bakımında TSK’nın kolektif etkinliğinin tartışılması haksızlıktır.  Öte yandan TSK’nın terörle mücadelesinde harekât etkinliğinin göstergesi örgütün yurt içinden çıkarılarak yurt dışındaki yaşamsal alanlarına hapsedilmesi ve örgütün kendi yaşam alanlarındaki hayatta kalma sorunuyla karşı karşıya bıraktığı durumdur. PKK’nın son saldırıları bu yaşamsal problemden kurtulabilmesi için kendi adına attığı riskli bir adımdı. Bununla birlikte saldırılar TSK’nın terörle mücadelede taktik düzeydeki uygulamalarını gözden geçirmeye ve geliştirmeye ihtiyacı olduğunu da göstermektedir.

Operasyonel Özerklik ve Kara Harekâtı Gereksinimi

1 Ekim 2023’ten itibaren TSK ve İstihbarat Başkanlığı unsurları üç dalga halinde ardışık ve kapsamlı hava harekâtlarıyla hem Suriye’nin hem de Irak’ın kuzeyindeki terör hedeflerini vurdu. Harekâtın Suriye’nin kuzey doğusundaki Suriye-Irak sınır bölgeleri ile Irak’ın kuzeydoğusunda Irak-İran sınır bölgelerindeki belirlenmiş hedeflere yoğunlaşması terör örgütünün transnasyonel faaliyetlerine de dikkat çekmekteydi. Bu harekâtlarda sınır ötesinde istihbarat başkanlığı inisiyatifinde gerçekleştirilen geliştirici angajmanlar ve TSK unsurlarının hava ve topçu unsurlarının pekiştirici angajmanları arasındaki senkronize ve kolektif etki operasyonel özerkliğin sınırlarını zorlayan yöntemsel yenilik olarak göze çarpıyor. Şimdiye kadar terör örgütünün operasyonel ve lider kadroları çerçevesinde taktik ve operatif hedeflere düzenlenen angajmanlara ilave olarak son harekâtın örgütün finans kaynakları ile sözde iç güvenlik (asayiş) unsurları da hedef alındı. Bu kapsamda harekâtın örgütün hem askeri etkinliğini hem de kurgulanmış devlet pratiğini besleyen kaynakları doğrudan hedef aldığı görülmektedir. Bu harekâtla operasyonel özerkliğin sınırlarının genişletildiği, bundan sonraki süreçte ise tekrarlanan paternlerle operasyonel özerkliğin jeopolitik etki üretecek stratejik özerkliğe tahvil edilmesinin hedeflendiği değerlendirilebilir. Harekâtlarda terör örgütü mensupları, teröristlerce kullanılan tesisler, terörün gelir kaynakları ve yeteneklerini topyekûn hedef alınmaktadır.

Havadan gerçekleşen operasyonel özerkliğin, karadan düzenlenecek yöntemlerle geliştirilmesi sınır ötesi harekâtların siyasi hedeflerinin gerçekleşmesi için bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir.

Dr. Necdet Özçelik, Kapadokya Üniversitesi öğretim üyesidir.
spot_img

Öne Çıkanlar

ilgili makaleler

spot_img