back to top
1 Mayıs, 2026, Cuma

Irkçı-Tengrici Radikalleşme ile Mücadele

YayınlarIrkçı-Tengrici Radikalleşme ile Mücadele

Irkçı-Tengrici Radikalleşme ile Mücadele

Türkiye’de geçtiğimiz hafta, türünün ilk örneği olan aşırı sağcı, Neonazi ideolojiden kaynaklanan bir terör saldırısı gerçekleştirildi.

Bir önceki yazımda belirttiğim üzere benim ırkçı-Tengrici terör ve radikalleşme olarak tanımladığım bu yeni sorun eğer gerekli önlemler alınmazsa önümüzdeki dönemde Türkiye’nin başını çok ağrıtacağa benziyor.

Peki, ne yapılabilir?

Malum, Türkiye terör ve radikalleşme sorununa yabancı bir ülke değil. Yıllardır farklı terör örgütleri ile mücadele ediliyor ama Türkiye’nin, askerî anlamda başarılı olsa da terörü kaynağında kurutma konusunda pek başarılı olduğu söylenemez.

Zira yıllardır bir ezber gibi tekrarlanan askerî önlemlerin yeterli olmadığı ve terör bataklığının kurutulması gerektiği ile ilgili söylemlerin bir türlü hayata geçirilemediği açık.

Bir diğer deyişle Türkiye, şeytan taşlamaktan tavaf yapmaya bir türlü vakit bulamıyor.

Özetle, Türkiye’nin radikalleşmeyi önlemek ve radikalleşerek terör örgütlerine katılmış bireylerin yeniden topluma kazandırılması için iki farklı eylem planı geliştirmesi artık bir zorunluluk.

Ancak böyle bir eylem planı kapsamında uygulanacak önleyici tedbirler çerçevesinde gençlerin radikalleşip terör örgütlerine katılması ya da Arda K. örneğinde olduğu gibi “yalnız kurt” saldırıları yapması önlenebilir.

Terörle mücadelede en tesirli ve maliyet etkin yöntemin radikalleşmeyi önleyici tedbirler olduğu bugün bilinen bir gerçek.

Zira bir genç radikalleşerek terör örgütlerine katıldıktan sonra askerî olarak etkisizleştirilse yahut yakalansa bile, söz konusu durumun devlete ve topluma maliyeti çok yüksek oluyor.

Radikalleşmeyi önleme ile ilgili eylem planı çerçevesinde geliştirilen tedbirlerin hayata geçirilmesinde MEB, YÖK, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gençlik Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve yerel yönetimler gibi kuruluşların etkin rol oynaması gerekiyor.

Bu şekilde, radikalleşme belirtisi gösteren gençler daha henüz sürecin başında tespit edilebilir ve gerekli müdahaleler ile bu bireylerin terör örgütlerine yem olması engellenebilir.

Askerî olarak terörle mücadele konusunda büyük mesafe kateden ve ciddi bir tecrübe birikimine sahip olan Türkiye’nin, terörle mücadele konusunda askerî yöntemlerin yanı sıra daha sofistike yöntemleri benimseme zamanı artık geldi.

Ülkemizin bunu yapabilecek insan gücü ve maddi kaynağı mevcut. Dünya üzerindeki mevcutbaşarılı uygulamalar Türkiye’ye adapte edilerek çok kısa sürede önemli sonuçlar alınabilir.

Doç.Dr. Enes Bayraklı, Türkiye Araştırmaları Vakfı başkan yardımcısıdır.
Bu yazı, ilk olarak 17.08.2024 tarihinde Diriliş Postası’nda yayımlanmıştır.
Enes Bayraklı
Enes Bayraklı
Prof. Dr. Enes Bayraklı, Türk-Alman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm başkanıdır. Lisans eğitimini Viyana Üniversitesi’nde tamamladı. Yine aynı üniversiteden 2006’da yüksek lisans ve 2012’de doktora derecelerini aldı. Çalışma alanları arasında İslamofobi, Türkiye-AB ilişkileri, Almanya dış politikası, Avrupa’da aşırı sağ hareketler, terör örgütleri ve dış politika analizi bulunmaktadır. 2015 yılından beri yıllık olarak yayımlanan Avrupa İslamofobi Raporu’nun editörlüğünü yapmaktadır. Bayraklı Türkiye Araştırmaları Vakfı Başkan Yardımcısıdır.
spot_img

Öne Çıkanlar

ilgili makaleler

spot_img