back to top
1 Mayıs, 2026, Cuma

Fransız Siyasetinde Neler Yaşanıyor?

YayınlarAnalizFransız Siyasetinde Neler Yaşanıyor?

Fransız Siyasetinde Neler Yaşanıyor?

Fransa, son altı aydır siyasi belirsizlik ve toplumsal huzursuzluk sarmalında yönünü bulmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Macron ve ekibinin halkın mesajını yeterince okuyamaması, ülkeyi krizden krize sürüklerken François Bayrou’nun da başbakanlık koltuğuna oturmasının önünü açtı. Kültürel olarak muhafazakâr, siyaseten Fransa merkezli ve ekonomik açıdan ithal ikameci politikaları savunan bir çizgiden gelen Bayrou, geniş bir kesimin beklentilerine yanıt verebilecek bir isim olarak görülüyor.

Merkez sağın tecrübeli figürlerinden biri olan Bayrou’nun göreve gelişi, siyasi taşların nihayet yerine oturacağı umudunu doğurmuş olsa da Fransa’nın gerilim dolu siyaset sahnesi bu beklentiye kolay teslim olacak gibi görünmüyor. Ülke genelinde sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, Bayrou hükümetinin sunacağı bütçenin nasıl uygulanacağını yakından izlerken kurumlar da olası bir grev dalgasına karşı tetikte bekliyor. Önümüzdeki haftalar, Fransa siyasetinde yeni bir denge arayışının mı yoksa eski krizlerin yeni bir yüzle devamının mı yaşanacağını gösterecek. Bu yazıda yeni Başbakan Bayrou’nun neden o makama seçildiğini ve sunduğu 2025 yılı bütçesinin detaylarını ele almaya çalışacağım.

Karnaval Cümbüşünden Sahadaki Gerçekliğe

Élysée’nin duvarları arasında hayallerini kuran Macron için 2024 Olimpiyat Oyunları’ndaki “cinsiyetsizlik” garabeti, siyasette “sahanın” tek gerçeklik olduğu hakikatini bir kez daha hatırlattı. Fransa’da sıkça dile getirilen “Laiklik, Fransa’nın temel değerlerinden biridir ancak hiçbir zaman dış siyasette ihraç malzemesi olmamıştır.” sözü, ilk bakışta dinin Fransız kültür dünyasında önemli olmadığı algısını akıllara getirse de Katolik inancı hâlâ Fransa’da çok güçlü. Türkiye’deki sözde uzman kalemlerin Fransa’daki “dini yaşayış” analizlerine (!) rağmen beş yıllık restorasyon çalışmalarının ardından 7 Aralık 2024’te Notre-Dame Katedrali’nin açılış töreni, Katolikliğin Fransız kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunu apaçık ortaya koydu. Röportajlarda “Notre Dame inancın ve Fransa’nın sembolüdür” gibi dinin ne denli önemli olduğuna ilişkin beyanatlara yer verildi.

Bayrou’nun eski Başbakan Michel Barnier’nin yerine atanmasını anlamak için Fransa’da dinin konumunu kavramak hayati önem taşıyor. Her iki isim de merkez sağ olarak addedilse de Michel Barnier, merkez sağın Avrupa Birliği boyutunu temsil ediyordu. Diğer bir ifadeyle, Fransız değerlerinin Avrupa transhümanizmiyle bezendiği bir siyasi düşüncenin temsilcisi olarak Fransız siyasetinde önemli bir ağırlığa sahipti. Mevcut Başbakan François Bayrou ise “doğma büyüme Fransalı” bir figür. Fransa’da kraliyetçi ve mutlakiyetçi fikir akımının merkezi Bordeaux’dan ülke siyasetine yükselen Bayrou’nun ailesine baktığımızda, altı çocuğunun da Napolyon dönemi akademik mirasını taşıyan kurumlardan mezun olduğu görülüyor. Bayrou’nun profili, hayalperest Macron’un nihayet Fransa açısından “yerli ve milli” bir ismi başbakan olarak atadığını gösteriyor.

Merkez Siyasetin Ayak Sesleri mi Duyuluyor?

13 Aralık 2024’te göreve gelen François Bayrou, Fransa başbakanlık konutu Hôtel Matignon’da yaptığı hitapta “Himalaya kadar zorluklarla yüzleşmem gerektiğinin farkındayım.” diyerek ülke siyasetinin geçtiğimiz yıl oldukça zorlayıcı bir stres testinden geçtiğini ve müesses nizamın çatırdadığına ilişkin endişelerin arttığını vurgulamıştı. Bu sınamanın bilincinde olan Bayrou kabinesi, Barnier’ninkinden taban tabana farklı.

Barnier hükümeti reform yanlısı ve daha genç bir profil çizerken Bayrou ise tercihlerini garanti isimler üzerinden yaptı. Eski sosyalist ve şu an Macron’un partisinde yer alan Élisabeth Borne, Manuel Valls ve Gérald Darmanin gibi güven telkin eden isimler, kilit bakanlıklar olan Eğitim, Denizaşırı Topraklar ve Adalet Bakanlıklarına getirildi. Bağımsız politikacı statüsünden kabineye seçilen dört isim ise Fransız siyasetinde uzun yıllar görev almış ve siyaset öncesinde de Fransız kurumlarında önemli roller üstlenmiş kişilerden oluşuyor. Bu karışım, Bayrou’nun ne istediğini açıkça ortaya koyuyor: Ülkedeki sorunları çözerken halk desteğini sağlamak için bir uzlaşıya gitmek.

Halihazırda ekonomik açıdan istediği verimliliği elde edemeyen Fransa’da, günah keçisi aramanın normalleştiği bir dönemde Bayrou elindeki kartları iyi oynuyor. Bir yandan askeri operasyonların Fransa’nın imajını zedelediğini ifade ederken diğer yandan göçmenlerin yalnızca planlı ve belirli bir oranda kabul edilmesi halinde ülkeye fayda sağlayacağını savunarak hem sağa hem de sola mesaj veriyor. Özetle, Macron’un 2017’de sağı ve solu parçalayarak kendisine alan açtığı Fransız siyasetinde Bayrou, sağa ve sola saygılarını sunarak Macron’un açtığı yaraları onarmak istiyor.

Yılan Hikayesine Dönen Bütçe Tartışmaları Nihayet Son Buldu

Devrik Başbakan Michel Barnier’yi koltuğundan eden bütçe tartışmaları, bir kez daha parlamentonun ana gündem maddesi haline geldi. Ancak Bayrou, Barnier gibi “bu bütçe onaylanmazsa Fransa’nın geleceği oldukça karanlık olacak” söylemleri yerine, daha uzlaşmacı bir tavır sergilemeyi tercih etti. Bayrou’nun sunduğu bütçe önerisinin satır araları da bu bütçenin meclisten geçebilmesi için her imkânın seferber edildiğine işaret ediyor. Farklı görüşlerden yedi senatör ve yedi milletvekilinin uzlaşısı sonucunda hazırlanan bütçe tasarısı, tartışmalı birçok noktaya kalıcı olmasa da yeni çözümler getiriyor.

Bayrou Bütçesinde Öne Çıkan Noktalar

Tablo 1: 2025 Yılı Bütçesinde Öne Çıkan Noktalar
Kategori Önlem Karar
Korunanlar En yüksek gelir gruplarından alınan katkı payı 2025’te devam edecek, yaklaşık 2 milyar euro gelir sağlayacak ancak sonrasında kalıcı olmayacak.
Gelir vergisi dilimlerinin enflasyona endekslenmesi Korundu.
İçten yanmalı motorlu araçlara yönelik ceza vergisi Güçlendirildi.
Hisse geri alımları ve gaz kazanlarına uygulanan vergi Artırıldı.
Finansal işlem vergisinin artırılması %0,3’ten %0,4’e yükseltildi.
EDF’nin gelirlerini düzenleyen sistem Aşırı sağcı Ulusal Birlik partisinin itirazına rağmen korundu.
Yerel yönetimlere yönelik bütçe kesintisi 5 milyar eurodan 2,2 milyar euroya düşürüldü.
Çeşitli bakanlıklardaki bütçe kesintileri Doğal afetlerin önlenmesi, Yeşil Fon ve denizaşırı bölgeler için küçük iyileştirmeler haricinde korundu.
Spor bütçesi 2024’e kıyasla azaltılmış haliyle korundu.
Değiştirilenler Büyük şirketlerden alınan olağanüstü kâr vergisi 7,84 milyar euro gelir sağlayacak şekilde sadece 2025 yılı ile sınırlandırıldı (Senato 2 yıl önermişti).
CMA-CGM nakliye şirketine uygulanan ek vergi 2 yıl yerine 1 yıl ile sınırlandırıldı.
Uçak bileti vergisinin artırılması Düzenlendi: Avrupa içi uçuşlar için 7,40 € (ilk teklif 9,50 € idi), orta mesafe uçuşlar için 15 €, uzun mesafeli uçuşlar için 40 €.
Devlet tarafından finanse edilen sağlık hizmetleri (AME) bütçesi 111 milyon euro azaltıldı, ancak 2024 seviyesinde tutuldu.
Ulusal Hizmet Programı Bütçesi düşürüldü, ancak tamamen kaldırılmadı.
Terk Edilenler 4.000 öğretmen kadrosunun kaldırılması İptal edildi, gerekli 50 milyon euro Eğitim Bakanlığı bütçesi içinde yeniden tahsis edilecek.
AME erişim kriterlerinin değiştirilmesi İptal edildi, Senato bazı hizmetleri Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ön onayına tabi tutmayı öneriyordu.
Organik tarımı destekleyen “Agence Bio” ajansının bütçesinin kaldırılması İptal edildi, bütçesi geri getirildi.
Eski cumhurbaşkanları ve başbakanların ayrıcalıklarının kaldırılması Kabul edilmedi.

Yukarıdaki tabloda özetlenmeye çalışılan Bayrou bütçesinde en çok dikkat çeken nokta, bütçenin oldukça esnek bir yapıda hazırlanmış olması. Özellikle Sosyalist Parti’nin zenginlerin daha fazla vergilendirilmesi ve sosyal hizmet unsurlarının korunması yönündeki talepleri yeni bütçe tasarısında dikkate alınmış. Liberallerin ve şirketlerin beklentileri ise yeni vergilerin geçici olarak düzenlenmesi sayesinde karşılanmış durumda.

Paris Semalarına Beyaz Bulutlar Hâkim

Dört aydan uzun süredir gündemi meşgul eden bütçe engeli, bu hafta nihayet ortadan kalkabilir. Hazırladığı bütçeye ne kadar güvendiğini göstermek isteyen Bayrou hükümeti, bütçenin meclisten geçmesi için Anayasa’nın 49. maddesinin üçüncü bendini devreye soktu. Bu madde, bütçe tasarısı onaylanmazsa hükümete güven oyu oylaması yöneltilmesine imkân tanıyor. Bayrou’nun bu hamlesi sonrası, Jean-Luc Mélenchon liderliğindeki Fransız aşırı solunun temsilcisi Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insomuise) partisi, hükümete karşı iki gensoru önergesi sundu.

Barnier hükümeti ile Bayrou hükümetinin akıbeti benzer mi olacak sorusu, LFI’nin bu hamlesi sonrası yeniden akıllara gelse de 5 Şubat akşamı yapılan oylamada 219’a karşı 107 oyla yani sadece aşırı sol ve komünistlerin muhalefetiyle meclisten geçti. Barnier’nin sunduğu bütçeye hem Sosyalist Parti (Parti Socialiste, PS) hem de Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik (Rassemblement National, RN) Partisi bütçede yer alan çeşitli kalemler nedeniyle itiraz etmişti. Bayrou bütçesinde PS, bütçenin Fransa’nın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hazırlandığını ancak kalıcı çözümler yerine geçici önlemler alındığını belirterek bu bütçenin 2026 bütçesi için bir temel oluşturabileceğini ifade etti. RN’nin önde gelen isimlerinden Jordan Bardella ise “Siyasette iki uçurumdan uzak durmanız gerekir: Durağanlık ve belirsizlik. İstikrarsızlık yerine kötü hazırlanmış bir bütçeyi tercih edeceğiz. Belirsizlikten olabildiğince uzaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum.” diyerek Bayrou hükümetinin sunduğu bütçeyi onaylayacaklarını dile getirmişti.

Oylama sonrası hem kabineden hem de siyasilerden oldukça olumlu yorumlar geldi. Ekonomi Bakanı Éric Lombard, son 20 yılda hiçbir bütçe önerisinin kamu bütçe açığının GSYH’nin %5,4’üne düşürülmesini hedeflemediğini ifade etti. Bu hedefe erişmek için hükümetin kamu harcamalarını 30 milyar avro kısacağını ve 20 milyar avro da ek vergi geliri elde etmek istediğini belirtti. Cumhuriyetçilerin önde gelen isimlerinden Jean-François Husson da bu bütçeyi “geçmişin mali çöküşünü durdurma ve ihtiyaç duyulan toparlanmanın başlangıç adımı” olarak değerlendirdi.

Meclis için bütçe oylaması süreci siyasi açıdan bir arenaya dönüşmüşken Fransız seçmenin bütçe hakkındaki duruşları da siyasi farklılaşmanın kutuplaşmaya dönüşebileceğine ilişkin emareler barındırıyordu. ELABE tarafından yapılan Bayrou bütçesi anketleri de halkın ne denli kutuplaştığını işaret ediyor.

Grafik 1: 2025 Yılı Bütçesi Memnuniyet Anketi

Kaynak: ELABE

Fransız aşırı solu ve sağı, Bayrou bütçesine ilişkin net bir memnuniyet sergilemezken Macron ve merkez sağ partilerin seçmenleri bütçeden oldukça memnun görünüyor. Parti ayrımı yapılmaksızın aynı soru yöneltildiğinde sonuçlar ise daha da çarpıcı.

Grafik 2: 2025 Yılı Bütçesi Değerlendirme Anketi

Kaynak: ELABE[1]

Parti ayrımı gözetilmeksizin “Bütçeyi nasıl değerlendirirsiniz?” sorusu, siyasi fraksiyonlar olmaksızın halkın bütçeden memnun olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Siyasi partiler varken bütçeye yönelik görece bir memnuniyet söz konusu iken siyasi partiler devre dışı bırakıldığında memnuniyetsizliğin bu denli yüksek çıkması, Temmuz 2024’teki hesaplaşmanın henüz sona ermediğini ve Fransız toplumunun hızla kutuplaştığını gösteriyor.

Sonuç

Fransız siyasetinde krizler ve çıkmazlar her zaman en beklenmedik anda ortaya çıkmıştır. Ancak bu sefer durum daha ciddi; siyasetteki baskı grupları istediklerini az ya da çok elde etmiş görünüyor. Pusa bürünmüş Paris semalarına nihayet uzlaşının parlak ışığı sızmaya başladı. Bayrou’nun bu itidalli tavrı devam ettiği sürece hükümetin düşmesi ve Fransa’nın yeni bir krize sürüklenmesi oldukça zor görünüyor.

Ancak yine de bir şerh koymak gerekiyor: Bu bütçe engelinin aşılmasına rağmen Bayrou’nun takınacağı tavır, Fransa’nın geleceğini belirleyecek. Kendi özerk alanını inşa etme çabasına girer ve güncel koalisyonu oluşturan sosyalistleri ve aşırı sağcıları gücendirirse zaten pamuk ipliğine bağlı olan istikbali bir anda yanıp kül olabilir. Bu noktada, tıpkı Jane Austen’in “Gurur ve Önyargı” adlı eserindeki gibi Bayrou eğer kendi değerleri ve fedakârlık yapılması gereken hususlar arasında gelgitler yaşarsa önümüzdeki günlerde Fransız siyasetini yeni bir kriz sarmalına sürükleyebilir.

Dipnotlar:

[1] Anket kapsamında yanıtlamak istemeyenlerin yüzdesi bire yakın bir değer olduğu için anketin gösteriminde yer verilmemiştir.

Salih Kaya, Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü doktora adayıdır.
Salih Kaya
Salih Kaya
Salih Kaya, lisans eğitimini 2019 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde tamamladı. Yüksek lisans derecesini University of Kent’te Uluslararası Siyasal İktisat ve Uluslararası Kalkınma programında çift anadal yaparak 2020 yılında aldı. 2022 yılından bu yana Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’nda eğitimine devam etmektedir. Doktora araştırmasında jeo-ekonomi ve ticaret koridorlarının siyasi etkilerini ele almaktadır. Kamu ve özel sektörde farklı kurumlarda görev alan Kaya, başta Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) olmak üzere, Ernst & Young ve Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı'nda görev almıştır. Uzmanlık alanları arasında jeo-ekonomi, savunma sanayii ve küresel ticaret politikaları yer almaktadır. Akademik çalışmalarında savunma sanayii ekosistemleri, Türk savunma sanayiinin ekonomi politiği ve ekonomik koridorlarların jeo-stratejik etki analizleri yer almaktadır.
spot_img

Öne Çıkanlar

ilgili makaleler

spot_img