back to top
2 Mayıs, 2026, Cumartesi

Coudenhove-Kalergi’ye Göre Panavrupa’nın Tarihsel Serencamı

FokusCoudenhove-Kalergi’ye Göre Panavrupa’nın Tarihsel Serencamı

Coudenhove-Kalergi’ye Göre Panavrupa’nın Tarihsel Serencamı

Panavrupa (Tümavrupa) Birliği Başkanı Richard Nikolaus Coudenhove-Kalergi (1894-1972) 1920’lerde kaleme aldığı Pan-Europa, Adel, Technik ve Pazifismus adlı eserlerinde bütünleşik Avrupa için çaba göstermektedir (Bu yazılarda yeri geldiğinde farklı yaklaşımlar sergilenmektedir; biz onları mezcederek aktarmaktayız). Coudenhove-Kalergi 1920’lı yıllarda adeta Avrupa Birliğini müjdelemiştir; bu uğurda entelektüel ve kurumsal açıdan çaba sarf etmiştir. O, bütünleşik kültürel ve politik Avrupa’yı karşılamak için Panavrupa sözcüğünü kullanır. Düşünürümüz açısından ileriye dönük yüzüyle dönüştürücü bir güç olan Avrupa’nın tarihte farklı evreleri olmuştur: Yunan, Roma, kavimler göçü, Papalık, aydınlanmacı mutlakiyetçilik. Nihayet Avrupa, Avrupa Birliğine gebedir artık.

Düşünce ve Eylem Adamı

Avrupa Birliği düşünsel ve politik olarak eski popülaritesini devam ettirmemesine rağmen ilgi odağı olmaya devam etmektedir. Avrupalılığın politik ve pratik yönünün yanı sıra fikri bir tarafı vardır. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un asistanlığını yaptığı Paul Ricoeur’ün yanı sıra Jürgen Habermas ve Slavoj Zizek gibi düşünürler Avrupa hakkında fikirler serdettiler. Yazımızda görüşlerini ele aldığımız Avusturyalı diplomat bir baba ve Japon bir annenin evladı olan Coudenhove-Kalergi yalnızca bir fikir adamı olarak kalmamış, Panavrupa Birliğinin kurucu başkanlığını yapmıştır. Deyim yerindeyse Coudenhove-Kalergi’nin şahsında Avrupa düşünce ve eylemde bütünleşmiştir. Panavrupa Birliğine politika, iş dünyası, bilim ve sanat gibi farklı kesimlerden gelen insanlar destek verdiler: Aristide Briand, Georges Pompidou, Gustav Stresemann, Edvard Beneš, Max Warburg, Carl Bosch, José Ortega y Gasset, Albert Einstein, Paul Valery vd. Adolf Hitler ise kozmopolit Coudenhove-Kalergi’ye olumsuz bir şekilde yaklaşmaktadır.

Avrupa Parlamentosu başkan yardımcılığı yapmış olan Avusturyalı politikacı Othmar Karas’ın belirttiği gibi Avrupa siyasetinde akla ilk gelen isimler arasında Coudenhove-Kalergi gelmemektedir. Karas bu durumdan şikâyetçidir: Coudenhove-Kalergi; Robert Schuman, Konrad Adenauer ve Alcide De Gasperi gibileri kadar tanınmaması muhtemelen Coudenhove-Kalergi’nin Avrupa’nın diğer kurucu simalarına karşın çok daha erken Avrupacılıktan söz etmesidir. Karas nazarında düşünürümüzün Avrupa’ya olan katkısı muazzamdır: Şayet Coudenhove-Kalergi olmasaydı, Avrupa Birliği olmazdı…

Panavrupa

Coudenhove-Kalergi nazarında Panavrupalılık Avrupa uluslarının kültürel ve politik bütünlüğü anlamına gelir. Avrupa’yı Avrupa yapan kendine has özellikler vardır: Avrupa’nın özü dünyayı eylemler yoluyla dönüştürmek ve iyileştirmektir; Avrupa yeninin peşindedir, yüzü geleceğe dönüktür. Bu sebeptendir ki Avrupa geçmişle yüzleşir, cebelleşir. Avrupa dünyaya ışığı getirmiş; o, Yahudi mitolojisindeki Lucifer, Yunan mitolojisindeki Promotheus’tur. Avrupa insanlığın önderi ve politik despotizmin yıkıcısı olmuştur. Avrupa’nın kültür birliği bize Avrupa ulusundan konuşmamızı gerektirir. Gerçi Avrupa’da farklı dil ve politik gruplar vardır, ancak bu Panavrupacı bir yapılanmayı engellemez. Avrupa’da üç ana dil ailesi vardır: Latin, Cermen ve Slav. Nasıl ki farklı diller barındıran Hindistan ve Çin birer ulussa Avrupa da bir ulustur. İyi bir İtalyan artık iyi bir Avrupalı da olmalıdır. Aslında Avrupa ilk defa var olmamakta, o hep vardı.

Panavrupa’nın Tarihsel Serencamı

Coudenhove-Kalergi Avrupa’nın Helen ve Hristiyan öğelerinin önemini özellikle vurgular: Helen-Hristiyan sentezi olarak Avrupa, birliğini ilk defa Roma imparatorluğu ve kavimler göçünde gerçekleştirmiştir. Düşünürümüze göre genelde kuzey güneyi askeri olarak fethederken güney ise kuzeyi ruhi-dinsel açıdan etkilemektedir. Avrupa buna göre askeri olarak kuzeyden Cermenler dini açıdan ise güneyden Yahudilik tarafından fethedilmiştir, zira Hristiyanlık yenilenmiş Yahudiliktir. Yahudiler etik-dinsel bir toplumdur. Yahudilikte günah olan haksız olandır; bu miras Avrupa’ya geçmiştir. Hristiyanlığın Yuhanna tarafından temsil edilen ahlaki yönü Esseni Yahudiliği tarafından hazırlanmıştır. Hristiyanlığın Yahudi Philo tarafından temsil edilen ruhsal yönü ise İskenderiye Yahudiliği tarafından hazırlandı. Avrupa’nın ahlaki temelleri neredeyse tamamen Yahudiliğe dayanmaktadır. İster dini ister seküler ahlak olsun Avrupa’nın tüm ahlakçıları köken olarak Yahudi’dir: Augustinus, Immanuel Kant, Lev Tolstoy vd. Bunun tek istisnası Friedrich Nietzsche’dir. Nietzsche Avrupa’nın yegâne pagan ahlakçısıdır.

Coudenhove-Kalergi nazarında Avrupa orta çağda Asya’nın kültürel eyaleti konumundaydı: Asyalı din Hristiyanlık bu döneme damgasını vurmuştur. Orta çağın siyaseti Papalık ve imparatorluk ikilemine dayanmaktaydı. İlk defa Rönesans ve Reform ile Avrupa bu Asyalı unsurlardan kurtulmaya başladı. Asya’dan çözülme aydınlanma ile devam etmiş, Nietzsche ile ise zirvesine ulaşmıştı. Coudenhove-Kalergi sistematik olarak ise Avrupa’nın tarihi serencamını beş olmuş ve bir gelecek öğe ile sınırlandırmaktadır:

i. Yunan: İlk Avrupa Yunandır. Yunanlılar estetik-politik bir halktır. Avrupa’nın farklı anayasaları ve antik Yunan anayasaları arasındaki fark çok azdır. Yaşam tarzı, aile yapısı, töreler, toplumsal sınıflar. Yunan’ın Avrupai dönemi tiranların ortadan kaldırılmasından İskender dönemine kadardır. Büyük İskender Yunanı doğu ile mezcedip Avrasyalı Helenizmi kurmuştur. İskender ve Yunanlı yöneticiler doğulu despotik siyaseti uygulamıştır.

ii. Roma: İkinci Avrupa Roma’dır. Romalılar pratik-politik bir toplumdur. Roma Cumhuriyeti Avrupai iken Roma İmparatorluğu ruhen Asyalıdır. Roma imparatorları da İskender ve diğer Yunan imparatorları gibi doğulu despotik siyasetin mirasçısıydılar.

iii. Kavimler Göçü: Roma’nın kalıntılarından Cermen siyaseti türedi. Bu dönemin zirvesi Büyük Karl’dır.

iv. Papalık: Karolenj İmparatorluğu’ndan sonra Avrupa’da önderlik yavaşça Papalığın eline geçmiştir. Papalık ve feodalizm bu döneme hâkimdir. Papalık imparatorluk ile çatışmıştır.

v. Aydınlanmacı Mutlakiyetçilik: Aydınlanmacı mutlakiyetçilik Napolyon ile zirveye çıkmıştır. 19. yy. adeta Giuseppe Mazzini ve Klemens von Metternich ilkelerinin çatışma sahasıdır. Yenilikçi Mazzini bütünleşik Avrupa’yı, Metternich ise klasik Avrupa’yı temsil etmektedir. Dünya Savaşı Mazzini’yi haklı çıkarmıştır: Avrupa bütünleşmelidir.

vi. Birleşik Avrupa: Altıncı Avrupa ise birleşik Avrupa devletler, diğer adıyla Panavrupa federasyonu olmalıdır.

Marx Horkheimer nazarında gerçek teori pratiğe hizmet eden teoridir. Coudenhove-Kalergi’nin gerçekleşen bütünleşik Avrupa teorisi hayatiyetini sürdürmeye devam etmektedir. Düşünürümüz tarih biliminden yararlanarak Avrupa’nın beş farklı tarihi yüzünü açıklama suretiyle altıncı Avrupa olan Panavrupa’yı öngördü. Tarihin yüzü geçmişe, politikanın yüzü ise geleceğe yöneliktir. Geçmişsiz gelecek olmaz: İyi bir politika tarihsiz gerçekleşemez. Fikir ile çalışılan tarih geleceğe taşınır, fikirsiz tarih ise geçmişte kalmaya mahkûmdur. İster beğenelim isterse eleştirelim Coudenhove-Kalergi tarihi, geleceğe fikir ile taşımasını bilmiştir.

Dr. Ceyhan Işık, bağımsız bir araştırmacıdır.
Ceyhan Işık
Ceyhan Işık
Ceyhan Işık, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesine bağlı Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde doktora programını 2019’da tamamlamıştır. Felsefe ve semitik düşünce üzerine farklı dergilerden çıkmış akademik yayınları bulunmaktadır. Çalışma alanları arasında Alman idealizmi, felsefe tarihi, siyaset felsefesi gibi konular bulunmaktadır.
spot_img

Öne Çıkanlar

ilgili makaleler

spot_img