back to top
25 Mart, 2026, Çarşamba

PKK Halep’te Neden Hızlı Çözüldü?

YayınlarYorumPKK Halep’te Neden Hızlı Çözüldü?

PKK Halep’te Neden Hızlı Çözüldü?

Suriye ordusu, yaklaşık bir yıl bekledikten sonra Halep’teki iki mahalleyi PKK’dan temizledi. Bütün operasyon, iki gün içerisinde, ciddi bir çatışmaya ve insan kaybına yol açmadan sona erdi.

Oysa PKK, yaklaşık 14 yıldır bu mahallelerde ciddi tahkimatlar yapmıştı. Buna rağmen, herhangi bir kayda değer direniş göstermeden Halep’i boşaltmak zorunda kaldı.

Şimdi gözler, öncelikle Fırat’ın batısında kalan bölgelerin PKK’dan temizlenmesine; ardından ise Fırat’ın doğusunda PKK işgali altında bulunan bölgelerden PKK’nın tamamen çıkarılarak Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasına çevrilmiş durumda.

Peki, PKK Halep’te neden bu kadar hızlı çözüldü?

PKK’nın “Ucuz Zaferleri”

Her şeyden önce, PKK’nın Suriye’de bugüne kadar ele geçirdiği toprakları, büyük ölçüde dış aktörlerin verdiği destekler ve onlarla kurduğu iş birlikleri sayesinde kontrol altına aldığını bilmemiz gerekir.

PKK, bu süreçte hep “ucuz zaferler” elde etti. Halep’teki bu iki mahalle de, muhalifleri bölmek ve Türkiye ile olan bağlantıyı kesmek amacıyla rejim tarafından PKK’ya teslim edilmişti. Sonrasında PKK, bu bölgelerde Rusya ve İran ile iş birliği yaparak kendisine biçilen “piyon” rolünü oynadı.

Benzer şekilde PKK, Fırat’ın doğusunda ve Münbiç bölgesinde de, sözde DAEŞ karşıtı koalisyonun havadan gerçekleştirdiği yoğun bombardımanlar sonrasında DAEŞ karşısında yine “ucuz zaferler” elde etti ve geniş bir coğrafyayı bu güçler adına kontrol etmeye başladı.

Dış Destek Çekildiğinde Çöken Bir Piyon

8 Aralık devrimi sonrasında ise Rusya, İran ve Esed rejimi gibi önemli destekçilerini kaybeden PKK, tamamen Avrupa, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’ne bağımlı hâle geldi.

Halep’te gerçekleştirilen son operasyon sırasında bu aktörlerden herhangi bir ciddi tepki gelmemiş olması, PKK’nın dış destek olmaksızın Suriye’de kayda değer bir direniş gösteremeyeceğini bir kez daha ortaya koydu.

Nitekim geçmişte de Türkiye’nin PKK’ya karşı gerçekleştirdiği Zeytin Dalı ve Bahar Kalkanı harekâtlarında, dışarıdan ciddi bir destek alamayan PKK çok hızlı geri çekilmek zorunda kalmıştı.

Dolayısıyla uluslararası konjonktür uygun olduğunda, gerekli diplomatik temaslar sağlandığında ve doğru denklem kurulduğunda, PKK’nın Fırat’ın doğusundan silinip atılması kısa bir süre içerisinde mümkün olabilir.

Uluslararası Konjonktür ve PKK’nın Daralan Alanı

Bugün gelinen noktada, PKK’ya geçmişte destek veren Avrupalı aktörlerin Ukrayna Savaşı nedeniyle kendi iç meselelerine yoğunlaştıklarını, Türkiye’ye olan ihtiyaçlarının arttığını ve zayıflayan NATO nedeniyle önceliklerini başka alanlara kaydırdıklarını görüyoruz.

Bu şartlar altında Avrupa’nın PKK’ya karşı yapılacak bir operasyona güçlü bir tepki vermesi pek mümkün görünmüyor.

Diğer taraftan Amerika Birleşik Devletleri de, Trump yönetimi altında, ülkeyi gereksiz gördüğü savaşlara sokmak istemiyor. Trump, Venezuela örneğinde olduğu gibi, hızlı ve düşük maliyetli zaferler peşinde; ABD’nin stratejik önceliklerini doğrudan ilgilendiren bölgelerde hareket etmeyi tercih ediyor.

Bu noktada ABD’nin Suriye’den tam anlamıyla ve hızlı bir şekilde çekilmesini geciktiren tek meselenin İsrail olduğunu söylemek mümkündür. Ancak ABD, İsrail’in sözde güvenliği adına bile, stratejik öncelik olarak görmediği Suriye’de uzun vadeli bir çatışmanın tarafı olmak istemediğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla Şara Hükümeti ile İsrail arasında Suriye’nin güneyinin silahsızlandırılması konusunda varılacak bir mutabakatın ardından, PKK’nın son dayanak noktasının da çökeceğini öngörmek mümkündür.

Suriye’de PKK’nın tamamen tasfiye edilmesinin aylar içerisinde gerçekleşeceğini hep birlikte göreceğiz. Bugünler çok da uzak değil.

Bu yazı, ilk olarak 12.01.2026 tarihinde Haber 7’de yayımlanmıştır.

Enes Bayraklı
Enes Bayraklı
Prof. Dr. Enes Bayraklı, Türk-Alman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm başkanıdır. Lisans eğitimini Viyana Üniversitesi’nde tamamladı. Yine aynı üniversiteden 2006’da yüksek lisans ve 2012’de doktora derecelerini aldı. Çalışma alanları arasında İslamofobi, Türkiye-AB ilişkileri, Almanya dış politikası, Avrupa’da aşırı sağ hareketler, terör örgütleri ve dış politika analizi bulunmaktadır. 2015 yılından beri yıllık olarak yayımlanan Avrupa İslamofobi Raporu’nun editörlüğünü yapmaktadır. Bayraklı Türkiye Araştırmaları Vakfı Başkan Yardımcısıdır.
spot_img

Öne Çıkanlar

ilgili makaleler

spot_img