İran Yüksek Lideri Ali Hamaney’in 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail tarafından düzenlenen askerî harekât neticesinde ölmesinin ardından Uzmanlar Meclisi, yeni lider belirlenene kadar görev yapmak üzere, Anayasa Koruma Konseyi’nin dinî üyesi Ali Rıza Arafi, Başkan Mesud Pezeşkian ve Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsinî Ejeî’den oluşan üç üyeli bir Liderlik Konseyi atadı. Bir süredir İran medyasında, İran lideri Ali Hamaney’in muhtemel halefi olarak gösterilen Ali Rıza Arafi’nin Anayasa Koruma Konseyi’nin dinî üyesi olarak seçilmesi, onu uluslararası siyasette merak edilen bir figür hâline getirmiştir. Bu noktada Arafi’nin hayatının erken dönemleri ve eğitim süreci, kariyerinin şekillenmesinde belirleyici olduğu düşünülmektedir.
Ali Rıza Arafi, İran’ın doğusunda yer alan Yezd Eyaleti’ne bağlı Meybod şehrinde 1956 yılında dünyaya gelmiştir. Arafi’nin babası olan Şeyh Hacı Muhammed İbrahim Arafi, İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Humeyni’ye yakın biri olarak tasvir edilmektedir. Annesi ise Ayetullah Şeyh Kâzım Melik Afdali Erdekanî’nin kızı olup, dindar bir şahsiyet olarak tanınmıştır. Arafi’nin baba ve anne tarafının Meybod’da bir din adamı ailesinden gelmesi ve babasının Humeyni ile yakın ilişki içerisinde olması onun dinî ve siyasî çevrelerde saygınlığının temellerini oluşturmuştur.
Arafi Kur’an, edebiyat ve temel dinî hükümler alanlarındaki eğitimini Meybod’da babasının gözetiminde aldı. On bir yaşına geldiğinde ilkokul eğitimi ile birlikte dinî eğitimine devam etmek için İran’ın en önemli dinî merkezlerinden biri olan Kum’a taşındı. Burada Ayetullah Ali Meşkini’den tefsir alanında eğitim aldı. Seyyid Muhammed Bakır es-Sadr’ın Felsefetuna ve İktisaduna adlı eserlerini Murtaza el-Hairi el-Yezd’den okudu. Ayrıca Ayetullah Muhammed Fazıl Lankerani, Hüseyin Vahid Horasani ve Abdullah Cevadi Amuli’den eğitim aldı. Kum’da, Ayetullah Ali Meşkini gibi kıdemli dini hocalarının çoğunun, 1979 devriminden sonra yeni rejimin üst düzey üyeleri olması Arafi’nin yeni rejimin ideolojisiyle yetişmesine ve Hamaney’in ölümü sonrasındaki görevine hazırlanmasına uygun ortam yaratmıştır. Ünlü hocalardan aldığı dinî eğitimle kendini geliştiren Arafi, 1977 yılında Şii medreselerinde fıkıh ve usul eğitiminin en üst seviyesi olarak kabul edilen ders-i hâric seviyesine ulaştı ve İslam hukukunda veya fıkıh alanında dinî hükümleri yorumlama ve yeni hükümler oluşturma yetkisine sahip olan anlamına gelen müçtehid unvanını aldı. Arafi’nin elde ettiği bu iki başarı, onun dini çevrede tanınırlığının artmasına neden oldu.
Fıkıh ve felsefe alanlarında uzmanlaşan Arafi, çok sayıda akademik yayın yaptı. Başlıca eserleri şunlardır: Müslüman Âlimlerin Eğitim ve Öğretime Dair Görüşleri ve Temelleri; Çocuk Eğitimi: Peygamber ve Ehl-i Beyt’in Eğitim Metodu; Müslüman Âlimlerin Eğitim Görüşleri: İmam Muhammed Gazâlî; Fıkh-ı Terbiyetî (Eğitim Fıkhı). Arafi’nin uluslararası akademik çalışmalar yapması, İngilizce ve Arapça dillerini iyi derecede bilmesi onu uluslararası ilişkilerde rol alabilecek ve entelektüel çevrelerle iletişim kurabilecek bir lider olarak görülmesine neden olduğu anlaşılmaktadır.
Ali Rıza Arafi, 1979 devrimi sırasında yirmi bir yaşındaydı ve devrim sürecinde etkin rol oynamadı. Ancak çocukluk yıllarından itibaren, babasının mücadelesi sırasında İmam Humeyni’nin hareketine destek verdi ve 16 yaşında hapse girdi. Uzmanlar Meclisi’nin 1980’de Ali Hamaney’i dinî ve siyasî lider seçmesinden sonra Arafi, geniş mecralar tarafından tanınmaya başladı; lakin İslam Cumhuriyeti saflarına katılan diğer birçok genç din adamından kendini ayırt edecek görevler üstlenmedi. Arafi’nin otuz üç yaşına geldiğinde Hamaney tarafından memleketi olan Meybod’da cuma namazı imamı olarak atanması onun dinî ve siyasî geleceği için dönüm noktası oldu. Arafi’nin bu tür bir atama için çok genç bir yaşta olması, Hamaney’in ona olan güveninin açık bir göstergesiydi.
Ali Rıza Arafi, 2002 yılında Uluslararası İslâmî İlimler Merkezi başkanlığına atandı. 6 Nisan 2008 tarihinde bu kurumun yerine Kum şehrinde el-Mustafa Uluslararası Üniversitesi kuruldu. Kuruluşundan itibaren bu kurumun başkanlığı, “Şii İslam’ı yaymak” politikasıyla Arafi tarafından yürütüldü. Üniversitenin iki yönlü bir misyonu vardır. Birincisi, rejimin resmî ideolojisine uygun olarak “İslami” propagandaya odaklanmak. İkincisi, İranlı olmayanları Şii din adamı olarak yetiştirmek. Bu ikinci misyonu gerçekleştirmek üzere Üniversite’yi uluslararası öğrenci politikasıyla yönetti. Özetle, el-Mustafa Üniversitesi, 1979’dan beri İranlı olmayanları Şii din adamı olarak yetiştirmeye odaklanan bir dizi mevcut girişimin birleştirilmesinin sonucuydu. Arafi, 2020 yılı itibarıyla İran’da yaklaşık 40 bin yabancı uyruklu öğrencinin mezun olduğunu ve yıllar içerisinde bu sayının 80 bine çıktığını ifade etti. Ayrıca Mehr Haber Ajansı’na verdiği bir röportajda, bu üniversite aracılığıyla dünya genelinde şimdiye kadar elli milyon kişinin Şiiliği kabul ettiğini söyledi. Arafi’nin ideolojisinin bu çerçevede olgunlaştığını ve Şii İslam’ın kapsamlı bir düşünce ve medeniyet sistemi olarak görülmesine dayandığını söylemek yanlış olmayacaktır. O, İslam’ı sadece inanç temelli bir ibadet sistemi olarak değil, aynı zamanda toplumsal, hukuksal ve kültürel bir dünya görüşü olarak tanımlar. Arafi, konuşmalarında ve yazılarında modern Batı düşüncesinin sınırlılıklarını ön plana çıkartır. Özellikle seküler toplum anlayışı, bireyci liberalizm ve materyalist dünya görüşü gibi kavramları eleştirerek bunların toplumsal meselelere neden olduğunu vurgular. Bu ideoloji, başkanlığını yaptığı el Mustafa Uluslararası Üniversitesi’nde “Şii İslam’ı yaymak” politikasıyla birlikte pratik alana taşınır.
Arafi, 2011’de Yüksek Kültür Devrimi Konseyi’nin üyesi oldu. 2014 yılında Kum Cuma İmamlığı’na getirildi. 2016 yılında Kum İlim Havzası Müdürü ve ülke genelindeki medreselerin yönetim merkezi başkanı olarak seçildi. Şubat 2016’daki Uzmanlar Meclisi seçimlerinde bir sandalye kazanma girişiminde başarısız oldu. Bu başarısızlık onun rejim içindeki yükselişini engellemedi ve son yıllarda öne çıkan bir kamu figürü haline geldi. Orduya ve Devrim Muhafızlarına verdiği desteği açıkça dile getirerek, İran’ın askeri savunmasını güçlendirme kararlılığının durdurulamaz olduğunu belirtti. 24 Temmuz 2019 tarihinde Ali Hamaney tarafından on iki üyeli Anayasa Koruma Konseyi üyeliği görevine getirildi. 2021 ara seçimlerinde Tahran’dan Uzmanlar Meclisi Tahran Temsilcisi olarak seçildi. 2024’te yapılan altıncı dönem seçimlerinde en yüksek oyu aldı.
Ali Rıza Arafi, biyografisinden de anlaşıldığı üzere Hamaney’in yaklaşık otuz yedi yıldır özenle yetiştirdiği bu bürokrat sınıfının önde gelen üyelerinden biri hâline geldi. Özellikle Koruyucu Konsey üyeliği, Uzmanlar Meclisi üyeliği, İran’ın dini merkezlerinden biri olan Kum’da Cuma Cami İmamlığı’nı yapması, ülke genelindeki medreselerin yönetimi ve el Mustafa Uluslararası Üniversitesi’nin başkanlığı gibi pozisyonlar onun dini otorite ve bürokratik ilişkilerini güçlendirdi. Ayrıca değişik mecralarda “Hamaney’in onu yetenekli bir piyade askeri olarak gördüğü” konuşulmaya başladı Arafi’nin üstlendiği görevler ve Hamaney’e yakınlığı onun dinî çevreler dışında siyasî mecrada da güvenilir bir isim olarak bilinmesini sağladı ve onu Hamaney sonrası süreçte en güçlü aday haline getirdi.
Özellikle son yıllarda kamuoyunun dikkatini çeken Arafi, Hamaney’e bağlı olması nedeniyle onun boşluğunu doldurabilecek siyasî bir figür olarak görülmeye başladı. Ali Rıza Arafi’nin 1 Mart 2026 tarihinde Geçici Liderlik Konseyi üyesi olarak seçilmesi, İran rejiminin kendisine duyduğu güvenin bir yansıması olarak değerlendirildi. Arafi’nin geçici liderlik pozisyonundan kalıcı Yüksek Liderlik (Velâyet-i Fakih) pozisyonuna geçip geçmeyeceği; üst düzey fıkhî yetkinlik, siyasî ve yönetsel tecrübe, rejime sadakat, ideolojik süreklilik ve Devrim Muhafızları gibi güç merkezleriyle oluşturacağı uyum çerçevesinde değerlendirilecektir. Arafi’nin kalıcı olma ihtimalini artıran faktörler onun Hamaney dönemindeki kurumsal ve dinî konumu önemli rol oynayacaktır. Uzmanlar Meclisi ve Koruyucular Konseyi üyesi olması, Kum’daki medrese yapılanmasının başında görev alması, Uluslararası Şii eğitim ağı olan el-Mustafa Uluslararası Üniversitesi ile uzun yıllar ilişkili olması, rejimin içinde olduğu sistemin içerisinde yer almasını ve güvenilir bir figür olarak nitelendirilmesini sağlar. Ayrıca Arafi, Velâyet-i Fakih doktrinini destekleyen ve devrim sonrası kurumsal düzeni savunan bir din adamı olması yönüyle, sistemin devamlılığını destekleyen çevreler için riskli bir lider olmaktan çıkarmaktadır. el-Mustafa Üniversitesi üzerinden kurduğu uluslararası Şii ağ, onun yerel ve beynelmilel bir perspektif açısından desteklenen bir lider olmasını sağlar. Diğer taraftan Arafi’nin Ali Hamaney gibi devrim sürecinden gelen güçlü ve karizmatik bir lider olarak kabul edildiği ve geniş kitlelerce “en üst merci” kategorisinde görüldüğü tartışmalıdır. Rejimi oluşturan unsurlar dini ve kurumsal olarak güvenilir bir isim isterse Arafi’nin şansı artacaktır. Daha güçlü ve siyasî-askerî destekli bir figür gündeme gelirse şansı azalabilir. Bu senaryo gerçekleşirse Arafi daha çok “kurumsal ulema” pozisyonunda kalacaktır.
Ali Rıza Arafi, 1979 devrimi sonrasında oluşan rejimin tipik bir temsilcisidir. Humeyni ve Hamaney dönemlerinde uygulanan şer‘î hükümlerin bir kesim İranlı tarafından bireysel özgürlüklere müdahale olarak değerlendirilmiş ve bu tepki zaman zaman kitlesel protestolar ve toplumsal gerilimler şeklinde ortaya çıkmıştır. Bu süreç, özellikle Amerikan yaptırımları sonrasında derinleşen ekonomik buhran sonucunda daha da artmıştır. Bu bağlamda Arafi’nin kendisinden önceki siyasî, dinî ve ekonomik politikayı devam ettirmesi halinde, özellikle genç ve şehirli nüfusun nezdinde güçlü bir toplumsal meşrutiyetin zor olabileceği değerlendirilmektedir.





