back to top
18 Nisan, 2026, Cumartesi

İsrail-Yunanistan Ekonomik ve Ticari İlişkileri

YayınlarAnalizİsrail-Yunanistan Ekonomik ve Ticari İlişkileri

İsrail-Yunanistan Ekonomik ve Ticari İlişkileri

Giriş

Yunanistan İsrail’i, 1948 yılında bağımsızlığını ilan etmesinin ardından kırk yıl boyunca de facto (fiili) olarak tanıyan ancak de jure (hukuki) olarak tanımayan bir politika izlemiştir.[1] Söz konusu politik duruş ekonomik, siyasi ve kültürel faktörlerin bir bileşimi olarak uzun yıllar sürdürülmüştür. Ekonomik olarak Yunanistan, özellikle Arap petrolüne büyük ölçüde bağımlı bir yapı arz etmesi nedeniyle, Arap devletleri ile ilişkilerinin bozulmamasına özen göstermiştir. Siyasi olarak, özellikle 1980’li yıllarda Andreas Papandreu liderliğindeki Yunan liberal-solu, Filistin davasıyla ve Bağlantısızlar Hareketi ile yakın bir çizgide durmuştur.[2] Özellikle Yunan şirketlerinin Arap boykotundan çekinmesi nedeniyle İsrail ile ticari ilişkiler kısır kalmıştır. Ayrıca tam diplomatik ilişkilerin var olmaması da ticaret anlaşmalarının sınırlı kalmasına ve yatırım akışının neredeyse hiç olmamasına neden olmuştur.

1990’lı yıllara gelindiğinde Ortadoğu’da Madrid Konferansı ve Oslo Anlaşmaları ile barış sürecinin başlaması jeopolitik hesapları da değiştirmiştir. 1990 yılında, Yunanistan Başbakanı Konstantinos Miçotakis’in muhafazakâr hükümeti, İsrail’i tam olarak tanıyan son Avrupa devleti olmuştur. Diplomatik anlamdaki bu önemli gelişme iki ülke arasındaki ekonomik iş birliği için de yasal ve siyasi bir zemin hazırlamıştır. 1990’lı ve 2000’li yılların başında ticaret kademeli olarak artmaya başlamıştır. Söz konusu normalleşmeyle birlikte ticaret, turizm ve kültürel değişim üzerine ilk anlaşmalar imzalanmıştır. Ancak İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav’ın 2006 yılındaki Atina ziyareti gibi üst düzey ziyaretlerin de başlamasına rağmen ekonomik potansiyel beklenen seviyelerde gerçekleştirilememiştir.

2010 yılı Yunanistan-İsrail ilişkilerinde kesin bir dönüm noktası olarak öne çıkmıştır. İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkilerin Mayıs 2010’da İsrail askerlerinin Mavi Marmara yardım gemisine uluslararası sularda saldırarak 10 Türk vatandaşını öldürmesi sonucu bozulması, İsrail’i Doğu Akdeniz’de alternatif stratejik ortaklar aramaya itmiştir.[3] Özellikle enerji alanında 2009 yılında Tamar gaz sahasının, 2010 yılında Leviathan gaz sahasının ve ardından Kıbrıs açıklarındaki Afrodit gaz sahasının keşfi de İsrail-Yunanistan iş birliği için somut bir ekonomik teşvik kaynağı olmuştur. Doğu Akdeniz, 2010 yılında Leviathan sahasının keşfiyle küresel enerji haritasında marjinal bir oyuncudan stratejik bir hidrokarbon havzasına dönüşürken, bu jeolojik transformasyon bölgenin ekonomi politiğini de kökten değiştirmiştir. İsrail için bu keşifler enerji güvenliğini sürdürmeye çalışan bir ithalatçı konumundan bölgesel bir ihracatçı statüsüne geçişi simgelerken, 2010’lu yılların başında derin bir borç kriziyle boğuşan Yunanistan için ise Leviathan gazının Avrupa’ya taşınmasında bir transit merkez olma ve doğrudan yabancı yatırım çekme fırsatı doğurmuştur.

Dönemin Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 2010 yılındaki karşılıklı ziyaretleri iki ülke ilişkilerindeki dönüşümü operasyonel hâle getirmiştir. Yunanistan’ın içerisinde bulunduğu ekonomik kriz de Atina’yı doğrudan yabancı yatırım konusunda İsrail sermayesinin çekilmesi açısından istekli bir pozisyona getirmiştir. Yunan siyaset yapıcıları bu anlamda İsrail’in yüksek teknolojiye sahip ekonomisini değerli bir sermaye ve uzmanlık kaynağı olarak görmüştür. Bu çerçevede 2010 yılından bu yana İsrail-Yunanistan ilişkileri Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyleri ve 2025 yılında onuncusu gerçekleştirilmiş olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de katıldığı Üçlü Zirveler aracılığıyla kurumsallaştırılmıştır.

Doğu Akdeniz Enerji Jeopolitiği ve 2010 Sonrası Ekonomik Yakınlaşmanın Kurumsallaşması

Son 15 yılda gelişen Yunanistan-İsrail ekonomik iş birliğinin birincil motivasyon kaynağı, Türkiye’nin bölgedeki proaktif politikalarına dair paylaştıkları tehdit algısı olmuştur. Türkiye’nin deniz yetki alanlarındaki egemenliğine dair uygulamakta olduğu “Mavi Vatan” doktrini hem Yunanistan hem de İsrail tarafından enerji çıkarlarına doğrudan bir meydan okuma olarak değerlendirilmiştir. 2019 Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanı Sınırlandırma Anlaşması, İsrail-Yunanistan tarafından planlanan EastMed boru hattının rotasını kesen bir kıta sahanlığı teşkil ederek, İsrail gazının Avrupa’ya ihracatının ekonomik uygulanabilirliğini tehdit etmiştir.[4] Bu ortak tehdit algısı, derin bir savunma sanayi iş birliğini de teşvik etmiş ve bu doğrultuda Yunanistan, İsrail savunma sistemlerini edinmiştir. Bu iş birliği, İsrail’in hava kuvvetlerinin de stratejik derinlik kazanmasına ve uzun menzilli görevleri simüle eden eğitim tatbikatları için Yunan hava sahasını kullanmasına olanak tanımıştır.

Yukarıda bahsi geçen Yunanistan, GKRY ve İsrail arasında kurulan üçlü mekanizma Amerika Birleşik Devletleri’nin de aktif desteğiyle güçlendirilerek “3+1” olacak şekilde geliştirilmiştir. ABD desteği, enerji ara bağlantıları ve bölgenin enerji piyasalarının entegrasyonunun yanında, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) gibi girişimlerle birleşme potansiyeli açısından da İsrailli ve Yunan politikacılar tarafından önemli görülmüştür. Bu anlamda, söz konusu inisiyatifle Yunanistan ve İsrail’in, İsrail demiryolları ve Yunan limanları aracılığıyla Hindistan pazarlarını Avrupa’ya bağlayan kritik noktalar olarak konumlanacağı düşünülmüştür.

İsrail ve Yunanistan arasındaki ekonomik ortaklık 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana İsrail’in Filistin topraklarında uygulamakta olduğu soykırım süresince de test edilmiş ve Yunan hükümeti pragmatik bir duruş sergileyerek İsrail ile stratejik uyumunu sürdürmüştür. Yunanistan, insani durumla ilgili bazı BM kararlarını desteklerken, İsrail’in “düşmanca” olarak tanımladığı diğer BM kararlarında çekimser kalarak diğer Güney Avrupa ülkelerinden ayrışmıştır. En dikkat çekicisi, ekonomi ve savunma projeleri kesintisiz devam etmiştir. Aralık 2025’teki onuncu Üçlü Zirve’de de liderler, ekonomik bağların jeopolitik şoklara dirençli hâle geldiğini göstermek adına Great Sea Interconnector ve savunma iş birliklerine olan bağlılıklarını teyit etmişlerdir.

2010–2024 Döneminde İkili Ticaret Hacmi ve Sektörel Kompozisyon

İsrail ile Yunanistan arasındaki ticaret hacmi, son 10-15 yılda istikrarlı bir artış sergilemiştir. Oysa 1990’lı yıllar boyunca oldukça düşük seviyelerde seyreden ikili ticaret, 2010’lu yılların başında dahi yıllık birkaç yüz milyon dolar bandında kalmıştır. 2010 yılı toplam ticaret hacmi 528 milyon dolar olarak açıklanmıştır. 2010 sonrası ise Yunanistan’da ekonomik kriz ve kemer sıkma dönemi yaşanmışsa da ikili ticaret hacmi düşüşten ziyade genel olarak yükseliş trendini korumuştur. Kaldı ki 2017 yılında da ticaret hacmi ilk defa 1 milyar dolar seviyesini geçmiştir. Bu yükseliş trendi 2020’li yıllarda daha da hız kazanmıştır. Bu yazının kaleme alındığı tarih itibarıyla resmi olarak açıklanmış olan son yıllık veri setine göre 2024 yılında Yunanistan’ın İsrail’e olan ihracatı tarihte ilk kez 1 milyar doları geçerken, iki ülke arasındaki ticaret hacmi ise 1,4 milyar dolara ulaşmıştır.[5] Yunanistan’ın İsrail’e yaptığı ihracattaki bu radikal artışın temel sebebi 7 Ekim 2023 sonrası İsrail’in savaş ekonomisine geçişi ve Türkiye’nin 2024 yılı başlarında uygulamaya koyduğu ticaret kısıtlamaları olmuştur. İsrail’in inşaat ve sanayi sektörü, Türkiye’den tedarik edemediği çimento, çelik ve mineral yakıtları hızla Yunanistan’dan ikame etmiştir. Ticaret hacminin büyümesinde enerji ve savunma sektörlerindeki iş birliklerinden kaynaklanan dolaylı etki, bölgesel jeopolitik kaymalar ve iki ülke iş dünyasının yakınlaşması etkili olmuştur.

İkili ticaret dengesi Yunanistan lehine fazla vermektedir. İsrail, yüksek katma değerli teknoloji ürünleri satmasına rağmen, hammadde ve yarı mamul ihtiyacının büyüklüğü nedeniyle Yunanistan karşısında sürekli bir ticaret açığı vermektedir. 2024 yılında bu açık 600 milyon dolara yaklaşarak tarihi bir seviyeye ulaşmıştır. 2024 yılında Yunanistan’ın İsrail’e ihracatı 1 milyar dolar, İsrail’in Yunanistan’a ihracatı ise 428 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Aradaki fark büyük ölçüde Yunanistan’dan İsrail’e artan hammadde ve ara mal (özellikle metal ve kimyasal) satışlarından kaynaklanmıştır.[6] İsrail tarafı ise Yunanistan’a daha çok katma değerli sanayi ürünleri ihraç etmektedir ancak toplam hacim olarak Yunanistan’dan yaptığı alımlar daha yüksektir.

Tablo 1: İsrail-Yunanistan İkili Ticaret Dengesi (2010-2024) (Milyon Dolar)

Veriler Birleşmiş Milletler İstatistik Bölümü, UN Comtrade Veri Tabanı kullanılarak yazar tarafından derlenmiştir. | United Nations Statistics Division, “Greece – Israel Bilateral Trade Data, 2010-2024,” UN Comtrade Database, erişim tarihi 22 Şubat 2026, https://comtradeplus.un.org/.

Ekim 2023’te İsrail’in Gazze’de başlattığı soykırımla birlikte patlak veren kriz sonrasında, Ocak 2025’te İsrail Sanayiciler Birliği Başkanı Ron Tomer başkanlığında üst düzey bir ekonomik heyet Atina’yı ziyaret ederek ticari ilişkileri güçlendirmenin yollarını görüşmüştür. Bu ziyaret sırasında Yunan yetkililer artan ticaretin sadece Türkiye’nin yerini doldurmak olarak görülmemesi gerektiğini, esas amacın teknoloji, enerji ve genel ticaret alanlarında kapsamlı ortaklık olduğunu dile getirmişlerdir. İsrailli heyet de Yunanistan’ın coğrafi yakınlık ve güvenilir ortak niteliklerine vurgu yaparak, gerekirse Türkiye pazarının yerini Yunanistan’ın alabileceğini belirtmiştir. Bu temaslar sonucunda iki ülke ticaretinin kısa vadede yıllık 4 milyar dolar seviyesine çıkabileceği yönünde beklentiler dile getirilmiştir.

İkili ticaretin kompozisyonuna bakıldığında sanayi ürünleri ve kimyasallar başı çekmektedir. Yunanistan’ın ihracatındaki en stratejik ve hacimli kalem, enerji nakil hatlarında kullanılan büyük çaplı demir borular ve ilgili çelik ürünleridir.[7] Bu ticaretin arkasındaki itici güç Yunan sanayi devi Cenergy Holdings ve iştiraki Corinth Pipeworks’tür. Zira İsrail’in Leviathan ve Karish doğal gaz sahalarını ana karaya bağlayan deniz altı boru hatlarının inşasında Yunan üretimi borular kullanılmaktadır. İsrail’in elektrik şebekesinin modernizasyonu ve artan elektrifikasyon ihtiyacına binaen de yine Yunanistan’dan yapılan elektronik aksam ithalatı yükselmiştir. Öte yandan, Türkiye’nin İsrail’e yönelik çimento ihracatını kısıtlamasıyla, Yunanistan çimento sektörüne devasa bir pazar açmış ve İsrail’e yaklaşık 43 milyon dolarlık bir çimento ihracatı gerçekleştirmiştir.[8]

Tablo 2: 2024 Yılı Yunanistan’dan İsrail’e Değer Bazında En Çok İhraç Edilen İlk 5 Ürün (Milyon Dolar)

Veriler Birleşmiş Milletler İstatistik Bölümü, UN Comtrade Veri Tabanı üzerinden 2024 yılına ait ilgili ürün kodları (HS 25, 27, 73, 76 ve 85) filtrelenerek yazar tarafından derlenmiştir. | United Nations Statistics Division, UN Comtrade Database, erişim tarihi 22 Şubat 2026, https://comtradeplus.un.org/.

İsrail’in Yunanistan’a ihracatı, daha dar bir ürün gamına sahip olmakla birlikte, yüksek katma değerli işlenmiş ürünler ve enerji türevleri üzerine kuruludur. İsrail’in Yunanistan’a ihracatının belkemiğini Hayfa ve Aşdod rafinerilerinden çıkan işlenmiş petro-kimya ürünleri oluşturmaktadır. Kimyasal ürünler açık ara en büyük ihracat kalemi konumunda iken bunu plastikler, demir-çelik mamulleri, makineler ve belirli sanayi kimyasalları takip etmektedir. Buna göre İsrail’in, Yunanistan’a daha çok işlenmiş, teknoloji veya bilgi yoğun ürünler sattığı görülmektedir.[9] Ticaret istatistiklerinde her zaman “mamul” olarak görünmese de detayları aşağıda açıklanacağı üzere savunma sanayii İsrail’in Yunanistan’a en büyük ihracat kalemini teşkil etmektedir.

Tablo 3: 2024 Yılı İsrail’den Yunanistan’a Değer Bazında En Çok İhraç Edilen İlk 5 Ürün (Milyon Dolar)

Veriler Birleşmiş Milletler İstatistik Bölümü, UN Comtrade Veri Tabanı üzerinden 2024 yılına ait ilgili ürün kodları (HS 27, 38, 39, 72, 76, 84 ve 85) filtrelenerek yazar tarafından derlenmiştir. | United Nations Statistics Division, UN Comtrade Database, erişim tarihi 22 Şubat 2026, https://comtradeplus.un.org/.

Görüleceği üzere, son 15 yılda ikili ticaret yaklaşık üç katına çıkarak önemli bir ivme kazanmıştır. 1990’lı yılların ortasında 300-350 milyon dolar bandında olan ticaret hacmi günümüzde 1,5 milyar dolar eşiğine yaklaşmıştır. Bu artış trendi, iki ülkenin ekonomik entegrasyonunun derinleştiğini gösterdiği gibi gerek siyasi yakınlaşmanın gerekse küresel/ bölgesel konjonktürün de bir sonucudur.

Ekonomik Ortaklığın Askerî ve Teknolojik Boyutu

Yunanistan, 2009 yılında başlayan ve etkileri on yıl boyunca süren, modern tarihin en ağır egemen borç krizlerinden birini yaşamıştır. Bu süreçte GSYİH’sinin yaklaşık %25’ini kaybeden ülke, kamu harcamalarında sert kesintilere gitmek zorunda kalmış, bu durumdan en çok etkilenen kalemlerden biri de savunma bütçesi olmuştur. 2010-2018 yılları arasında Yunanistan’ın silahlanma programları fiilen durma noktasına gelmiş, mevcut sistemlerin bakımı dahi aksamıştır. Ancak aynı dönemde, Türkiye’nin savunma sanayisindeki millîleşme hamlesi ve Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını artırması, Atina’da ciddi bir alarm zili çalmasına neden olmuştur.

Yunanistan Silahlı Kuvvetleri, bir yandan bütçe kısıtları diğer yandan artan operasyonel gereksinimler arasında sıkışmıştır. İşte bu noktada İsrail ile iş birliği, Yunanistan için mali açıdan bir “çıkış yolu” sunmuştur. Yunanistan’ın 2024 yılı savunma bütçesi 7,1 milyar euroya ulaşarak GSYİH’nin %3,1’ini oluşturmuştur. İsrail’in sunduğu “kullandıkça öde” veya “zamana yayılmış borçlanma” modelleri Yunanistan’ın bu harcamaları finanse ederken nakit akışını yönetebilmesi açısından da kritik öneme sahip olmuştur.

İsrail ve Yunanistan arasındaki savunma sanayii ve ileri teknoloji alanındaki iş birlikleri son yıllarda ekonomik ilişkilerin en hızlı büyüyen ve stratejik açıdan en kritik unsurlarından biri hâline gelmiştir. Enerji ortaklığı temeli sağlarken, savunma iş birliği ise İsrail-Yunan ortaklığının adeta tutkalı hâline gelmiştir. Yunanistan, geleneksel olarak savunma tedarikinde ABD ve Avrupa ülkelerine yönelmiş olsa da 2010 yılı sonrasında İsrail’i önemli bir tedarikçi ve ortak olarak konumlandırmaya başlamıştır. Söz konusu değişimin arkasında da yine bu ülkelerin Türkiye ile yaşadıkları gerilimler neticesinde bölgede yeni stratejik ortak arayışları etkili olmuştur. 2010-2020 yılları arasındaki dönem daha çok diplomatik zemin hazırlığı ve niyet beyanları ile geçerken 2020 yılı sonrası dönem milyar dolarlık sözleşmelerin imzalandığı ve nakit akışının başladığı bir dönem olmuştur.

Bugüne kadarki en önemli savunma iş birliği hamlesi Yunanistan’ın Kalamata kentinde Uluslararası Uçuş Eğitim Merkezi’nin kurulması olmuştur. Ocak 2021’de İsrail merkezli savunma şirketi Elbit Systems Yunan Hava Kuvvetleri ile pilot eğitimini çağdaşlaştırmak üzere 22 yıllık bir süreyi kapsayan 1,65 milyar dolarlık bir sözleşme imzalamıştır. Anlaşma kapsamında Yunanistan’ın Kalamata Hava Üssü’nde İsrail’in modeline göre bir uçuş okulu kurulması, 10 adet İtalyan yapımı M-346 eğitim jeti tedarik edilerek eğitim altyapısının yenilenmesi ve İsrail’in Yunan pilotlarına gelişmiş simülatörlerle birlikte lojistik destek sağlaması planlanmıştır. Ayrıca iki ülkenin hava kuvvetlerinin eğitim öğretilerinin uyumlu hâle getirilmesi öngörülmüştür. Öte yandan bu anlaşmayla İsrail önemli bir Yunan askerî üssünde uzun vadeli varlığını da garanti altına almıştır. Projenin kurulum aşaması olan 2021-2024 yılları arasında Yunanistan, yaklaşık 550 milyon euro tutarında bir ön ödeme gerçekleştirerek 10 adet M-346 eğitim uçağının tedariki, T-6A uçaklarının modernizasyonu ve simülatörlerin kurulumu gibi sermaye yoğun yatırımları finanse etmiştir. Söz konusu proje kapsamında 2042 yılına kadar Yunanistan’ın yıllık yaklaşık 45,8 milyon euro sabit ödeme yapması planlanmıştır.

Yunanistan’ın Ege’deki adalar savunması ve tanksavar kapasitesinin artırılması için de Nisan 2023’te İsrail şirketi olan Rafael ile Spike NLOS güdümlü tanksavar füze anlaşması imzalanmıştır. Bu sözleşmenin Yunanistan’a bedeli ise 370 milyon euro olacaktır.

Yunanistan’ın hava savunma ve füze savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla başlattığı “Aşil Kalkanı” adlı modernizasyon programı da İsrail ile yakın iş birliğini beraberinde getirmiştir. 2025 yılında açıklanan bu kapsamlı programla Yunanistan’ın katmanlı bir hava ve füze savunma ağı kurması hedeflenirken, İsrail yapımı sistemler bu programda merkezi rol oynamıştır. Program kapsamında Yunanistan’ın, İsrail’den kısa/orta menzilli Spyder ve Barak MX hava savunma füzeleri ile uzun menzilli balistik füze savunma sistemi David’s Sling satın alacağı açıklanmıştır. Söz konusu alımların toplam değerinin yaklaşık 3,5 milyar dolar olacağı belirtilmiş ve eskiyen Amerikan ve Rus yapımı sistemlerin yerini alması öngörülmüştür. Ayrıca Yunan Silahlı Kuvvetleri, İsrail’in Elbit şirketinden 36 adet PULS çok namlulu roketatar sistemi tedarikini de onaylamıştır. Aralık 2025’te gerçekleşen bu anlaşmanın değeri yaklaşık 758 milyon dolar olarak açıklanmıştır. Bu alımlarda da yine Türkiye’nin büyüyen füze envanterine karşı dengeyi yakalayabilmek Yunanistan’ın ana motivasyonunu oluşturmuştur.

İsrail ve Yunanistan’ın savunma sanayiindeki bu iş birliği, teknoloji transferi ve ortak üretim boyutlarını da içermiştir. Bunun dikkat çekici bir örneği, İsrail’in önde gelen savunma şirketlerinden SK Group’un Yunan zırhlı araç üreticisi ELVO’yu satın alması olmuştur. Selanik merkezli ve Yunan ordusu için zırhlı personel taşıyıcı gibi araçlar üreten ELVO şirketinin %79’u 2021 yılında SK Group ve ortakları tarafından satın alınmıştır. Ağustos 2025 itibarıyla ise SK Group şirketin tek sahibi hâline gelerek geri kalan hisseleri devralmıştır. Anlaşma kapsamında SK Group 5 yıl içinde Yunanistan’da 135 milyon euro yatırım yapmayı taahhüt etmiştir. Yine bu minvalden bir anlaşma olarak Mayıs 2023’te İsrail devlet şirketi IAI, Yunanistan’ın en önemli savunma elektroniği şirketi Intracom Defense’i yaklaşık 60 milyon euro bedelle satın almıştır.

Teknoloji ve inovasyon alanında da iki ülke arasındaki iş birliği ivme kazanmıştır. 2024 yılında İsrailli girişimler 12,2 milyar dolar risk sermayesi çekmiş, Yunanistan’da ise 90’dan fazla girişime toplam 555 milyon euro yatırım yapılmıştır. Bu bağlamda 2023 yılında kurulan İsrailYunanistan Yüksek Teknoloji Forumu iki ülkenin start-up’larını, yatırımcılarını ve üniversitelerini bir araya getirerek yapay zekâ, siber güvenlik, biyoteknoloji gibi alanlarda ortak projeleri teşvik etmeyi amaçlamıştır. Aynı şekilde, iki ülkenin savunma ve siber teknolojilerdeki firma ve kurumlarını buluşturan Savunma, Polis ve Siber İş Birliği Platformu oluşturulmuştur. Fakat İsrail ve Yunanistan’ı ileri teknoloji ekonomilerinde tamamlayıcı ortaklar hâline getirmeyi hedefleyen bu platformların 2026 yılının başı itibarıyla henüz erken aşamada olduğunu söylemek gerekmektedir.

Sonuç

2010 yılından itibaren enerji keşifleri ve bölgesel güvenlik algılarının etkisiyle ivme kazanan İsrail-Yunanistan ilişkileri, ticaret, enerji ve savunma sanayii alanlarında çok boyutlu bir yapıya ulaşmıştır. İki ülke, IMEC ve Great Sea Interconnector gibi altyapı projeleri üzerinden ticaret ve enerji güzergahlarında ortak stratejiler geliştirmektedir. Ekonomik alanda ikili ticaret hacminin 2024 yılı itibarıyla 1,6 milyar dolar seviyesine çıkması ve enerji-hammadde tedarikinde artan karşılıklı bağımlılık da entegrasyonun ticari boyutunu güçlendirmektedir. Savunma sanayii tarafında ise teknoloji transferleri, milyar dolarlık sözleşmeler ve ortak eğitim programları, iki ülkenin askeri altyapılarını daha bütünleşmiş bir hâle getirmektedir.

Önümüzdeki dönemde coğrafi yakınlık, Yunanistan’ı İsrail ürünleri için güvenilir bir ikincil pazar ve transit koridor hâline getirebilir. Zira Türkiye ile ticaretin kısıtlandığı çimento ve inşaat malzemeleri gibi alanlarda Yunanistan’ın pazar payı artmaktadır. Savunma açısından ise artan satın almalar, iki ordunun teknoloji transferi ve ortak üretim olanaklarını da beraberinde getirecektir. Aynı şekilde, küresel üretim ve tedarik zincirleri çerçevesinde yenilenebilir enerji, İHA’lar ve siber güvenlik gibi stratejik sektörlerde de iş birliği potansiyeli yüksek görünmektedir. Enerji nakil hatları, savunma sanayi anlaşmaları ve Ar-Ge alanındaki ortak projelerin artması hâlinde, ticaret hacminde ve doğrudan yatırımlarda daha fazla yükselme gerçekleşebilir. Ancak bu olası gelişmeler, bölgesel güvenlik durumu ve uluslararası konjonktürdeki değişkenlere bağlı olarak şekillenecektir.

Dipnotlar:

[1] Aristotle Tziampiris, The Emergence of Israeli-Greek Cooperation (Springer, 2015) 46.

[2] Andreas Stergiou, Greece’s Ostpolitik: Dealing With the “Devil” (Springer, 2021) 107.

[3] Tziampiris, The Emergence of Israeli-Greek Cooperation, 86.

[4] Zenonas Tziarras, Turkish Foreign Policy: The Lausanne Syndrome in the Eastern Mediterranean and Middle East (Springer, 2022), 76.

[5] United Nations Statistics Division, “Greece – Israel Bilateral Trade Data, 1990-2024,” UN Comtrade Database, erişim tarihi 22 Şubat 2026, https://comtradeplus.un.org/.

[6] United Nations Statistics Division, “Greece and Israel Bilateral Trade and Product Categories, 2024,” UN Comtrade Database, erişim tarihi 22 Şubat 2026, https://comtradeplus.un.org/.

[7] United Nations Statistics Division, “Greece Exports to Israel, HS Codes 28-38 (Chemicals) and 72-73 (Iron and Steel), 2024,” UN Comtrade Database, erişim tarihi 22 Şubat 2026, https://comtradeplus.un.org/.

[8] United Nations Statistics Division, “Greece Exports to Israel, HS Code 2523 (Cement), 2024,” UN Comtrade Database, erişim tarihi 22 Şubat 2026, https://comtradeplus.un.org/.

[9] United Nations Statistics Division, “Israel Exports to Greece, HS Codes 27 (Mineral Fuels), 28-38 (Chemicals), 39 (Plastics), and 84-85 (Machinery), 2024,” UN Comtrade Database, erişim tarihi 22 Şubat 2026, https://comtradeplus.un.org/.

Cem Apaydın
Cem Apaydın
Dr. Cem Apaydın 1989 yılında Kocaeli’de doğdu. 2012 yılında Doğuş Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Aynı yıl Bologna Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine başladı ve 2014 yılında “Bosna’nın İslamlaşması ve Müslüman Boşnak Kimliğinin Oluşumu” başlıklı teziyle mezun oldu. 2025 yılında ise İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanında "Türkiye-İtalya Ticari İlişkileri (1923-1939)" başlık teziyle doktorasını tamamladı.
spot_img

Öne Çıkanlar

ilgili makaleler

spot_img