Claudia Sheinbaum, 24 Haziran 1962’de Meksiko’da doğdu. İki ebeveyni de bilim insanı olan Sheinbaum’un Litvanya kökenli babası Carlos Sheinbaum Yoselevitz, kimya mühendisi ve iş insanıdır. Yahudi kökenli annesi Annie Pardo Cemo ise akciğer hastalıklarında biyokimya ve ayrıca yaşlanma üzerine araştırmaları ile ilgili çalışmaları bulunmaktadır.
Fotoğraf 1: Annie Pardo Cemo

Kaynak: UNAM Gazetesi Arşivi.
Altı yaşındayken bale eğitimine başlayan Sheinbaum, sanatsal faaliyetleri sevse de bilim insanı olmayı seçti. Üniversitede fizik alanında okuyan Sheinbaum, daha sonra enerji mühendisliğinde yüksek lisans ve doktora yaptı. Matematik 1 ve 2 derslerinde yardımcı öğretmen (kendi ifadesiyle) olarak görev aldı. 26 yaşındayken bir kız çocuğu dünyaya getiren Sheinbaum, o sırada UNAM (Universidad Nacional Autónoma de México) Mühendislik Fakültesi’nde yüksek lisans yapıyordu.
İki çocuğu da henüz küçükken doktora yapmak için yurtdışına gitti. Bu süreçte, dört yıl boyunca ABD’nin Kaliforniya eyaletinde ailecek yaşadılar. UNAM’ın dünyanın en prestijli enstitülerinden bir olduğunu belirten Sheinbaum, ülkesine geri döndüğünde UNAM Mühendislik Enstitüsü’nde çalışmaya başladı. Bu enstitüde, enerji alanına odaklanan yalnızca bir meslektaşı bulunuyordu. Bu nedenle, onunla bir enerji ve çevre araştırma grubu kurdu. Bunların devamında Mühendislik Enstitüsü’nde çalıştı, ancak yeterli gelir elde edemediği için Ulusal Enerji Verimliliği Komisyonu’nda bir iş buldu.
Sheinbaum’un İdeolojisi ve Öğrenci Hareketleri
Sheinbaum’un annesi ve babası da sol hareketten gelmekte. Annesi ve babasının 1960’lı yılların yoğun dünya gündeminin bir ürünü olan öğrenci hareketlerinin cazibesine kapılması Başkan Sheinbaum’un da bu dönemin bir ürünü olduğunu gösteriyor. 2 Ekim 1968 tarihinde hükümet karşıtı gösteriler sebebiyle Tlatelolco’da katliam gerçekleştiğinde kendisi altı yaşındaydı ve annesi, Politeknik Enstitüsü’nde ders veren bir öğretmen olarak bu harekete katılmıştı. Bu nedenle, dünyayı, gerçekliği, ülkesini ve şehrini dönüştürmeye yönelik politik aktivizm ile akademik dünyaya ve bilime olan bağlılık arasındaki ikilik içinde büyüdüğünü ifade ediyor.
On beş yaşına geldiğinde, Rosario Ibarra de Piedra liderliğindeki ve kayıp çocuklarını arayan annelerin oluşturduğu harekete katıldığı biliniyor. Genç yaşına rağmen politik aktivizm içerisine savrulan Sheinbaum bunu o dönemdeki Meksika Devleti’nin politik baskısının bir sonucu olduğunu belirtiyor.
Sheinbaum 1980’li yılların Neoliberal akımı içerisinde özellikle 1986-87 öğrenci hareketlerinde de yer almış ve bunu gururla neoliberal politikalara karşı çıkan ilk öğrenci hareketlerinden biri olduğunu söylemekten de geri durmamıştır. Tüm bu tecrübeler onda karar alıcıların, öğrencilerin eğitime ücretsiz erişimi olduğu için eğitimin değerini bilmediğini öne sürmesine ve aynı zamanda okul ücretlerini ve harçları artırmak isteklerine karşı çıkmaya itmiştir. Ancak kendisi eğitim hakkının Meksika Anayasası’nın üçüncü maddesinde açıkça tanımlandığını belirterek öğrenciler için temel savunma noktasının eğitimin bir meta olmadığı aksine bir hak olduğu olduğunu vurgulamaktadır. Sheinbaum’un kendi ifadesiyle, dönemin öğrenci hareketleri üniversite yetkilileri ve karar alıcılar tarafından hafife alınmasına rağmen oldukça güçlü bir etki yaratmıştır. 1980’li yılların tüm cazibesi ve öğrenci siyasi aktivizmi, 1988’de Cuauhtémoc Cárdenas, Muñoz Ledo ve Ifigenia Martínez liderliğindeki Demokratik Grup’un PRI (Partido Revolucionario Institucional: Kurumsal Devrimci Parti) içinde büyük bir bölünmeye yol açmıştır. Bunun büyük bir harekete dönüştüğünü ve kendisinin de üniversitede çalıştığı dönemde PRI’nin heyecanına kapılarak hareketin bir parçası olduğunu belirtiyor.
Fotoğraf 2: Soldan Sağa: Ifigenia Martínez, Cuauhtémoc Cárdenas, Muñoz Ledo

Fotoğraf 3: 1986-87 Öğrenci Hareketi

Kaynak: Claudia Sheinbaum Pardo; YouTube.
Meksika Hükümetine Doğru Atılan Adımlar
Bir bilim insanı olarak hükümette gerçekleştirilen birçok projeye katkıda bulunan Sheinbaum, 2007 yılında, Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (Intergovernmental Panel on Climate Change, IPCC) içinde yazdığı bir bölüm bulunmaktadır.
Sheinbaum, yerel siyaset içerisinde yükselmesini ve belediye başkanı olmasını büyük oranda toplumsal bir hareketin bir parçası olmasına bağlıyor. Doğal olarak, kendisini, Andrés Manuel López Obrador’un (AMLO) (MORENA: Ulusal Yenilenme Hareketi’nin kurucusu) liderliğinde ve milyonlarca Meksikalının desteğiyle şekillenen tarihi bir değişim hareketinin parçası olarak görmeye devam ediyor.
Görsel 4: Obrador ve Sheinbaum

Kaynak: Claudia Sheinbaum Pardo; YouTube.
Claudia Sheinbaum’un López Obrador ile tanışıklığı Tabasco Meksiko’da yapılan bir protesto yürüyüşü sırasında gerçekleşti. O ana kadar López Obrador Sheinbaum için etkili bir toplumsal liderden öte değildi. Kişisel aktivizminin yanında sosyal ve siyasal meselelere dair endişeleri Obrador gibi bir liderin etrafında bulunmak için yeterli bir sebepti. Protesto ve yürüyüşün Sheinbaum için uygun fırsatı yarattığını söylemek mümkün. Genç ve dinamik bir beyin için önemli bir toplumsal liderin peşine takılmak açıkçası sadece Meksika’da değil dünyanın herhangi bir yerinde de makul bir gerekçe olarak değerlendirilebilir. Tüm bu hengamede Obrador’un Meksiko Belediye Başkanı adayı olacağını duyurması Sheinbaum’a hamle için uygun bir ortam sağlamış ve ikili Obrador’un evinde ilk kez yüz yüze tanışma fırsatı bulmuştur.
Sheinbaum’un siyasi aktivizmi, toplumsal meseleler etrafında kendine yer bulma çabası ve başarı beklentisinin karşılığı López Obrador’un belediye başkanı seçilmesiyle ete kemiğe bürünüyor. Kendi ifadesiyle bir gün López Obrador’un ofisinden aranmış ve çevre konularıyla ilgilenen bir birime yer alıp almayacağı sorulmuştur. Sheinbaum’un bu tarihi anda olumlu cevap vermesi hayatın bir cilvesi değil tam olarak doğru zamanda doğru adım atmaktan başka bir şey olamaz. Yeni belediye başkanı bizzat arayarak teklifi yineliyor ve San Ángel’de bir buluşma gerçekleşiyor. Bu teklif aynı zamanda Meksika’nın en önemli meselelerinden biri olan çevre kirliliği gibi bir sorumluluğu da Sheinbaum’un omuzlarına yükleyen bir teklif. Sheinbaum’un buna dair bir planı vardı. Akademik geçmişi ve ekip ruhuna inanması Obrador’un Sheinbaum’a güven duymasının ilk adımı olarak görülmeli. Doğru bir ekiple her meseleye makul bir çözüm üretilebilirdi. Sheinbaum artık Meksiko Belediyesi Çevre Sekreteri’ydi. Hükümetin daha doğrusu karar alıcılar arasında kendine yer bulmuştu. Obrador-Sheinbaum birlikteliği kısa zamanda bir güven ilişkisine dönüşmüş bir projeler sadece masa başında kâğıt üzerinde kalmamaya başlamıştır. Bir çevre yolu projesi Sheinbaum’dan beklendiği gibi tüm çevresel faktörler ve teknik detaylar titizlikle ele alınarak hayata geçirilebilmiştir.
Siyasi hayat inişler ve çıkışların sıklıkla yer değiştirdiği ve rekabetin acımasız boyutlara ulaştığı bir arenadır. Kazanmak ve kaybetmek her siyasetçinin tadacağı kaçınılmaz bir sondur. Tıpkı 2 Temmuz 2006 Meksika genel seçimlerinin Obrador için bir incitici (az bir farkla) mağlubiyet rakibi Calderón için ise bir zafer olması gibi. Seçim sonucunun hileli olduğuna yönelik iddialar Sheinbaum’un akademik kimliğini yine öne çıkarmış ve bilimsel bir bakış üzerinden seçim hezimeti tersine çevrilmeye çalışılmıştır. Sheinbaum her yere yetişen bir aktör konuma evirilmektedir. Tabii ki bir ekiple.
Resmî sonuçların Calderón’u işaret etmesi her siyasetçinin tattığı o nihai durumu Obrador, Sheinbaum ve daha ismi bilinmeyen nicelerini kaybeden tarafa itmiştir. Sheinbaum kendi belgeselinde o süreçte, hükümetten ayrılarak Obrador’un sözcüsü olduğunu aktarıyor. Ön plana çıkan bir insan olarak etkin siyasetin ne olduğunu bilen bir insana dönüşüyor. UNAM Şansölyesi, bugünkü Meksika Dışişleri Bakanı, Juan Ramón de la Fuente ile görüşmesi ve Meksiko’nun çevresel durumu hakkında bir kitap yazması tam olarak bu yeni durumun bir yansıması olarak değerlendirilmeli. Yine belgeselde siyasetin tüm acımasızlıklarını anlatırken 2012’de yapılan seçimlerde oy satın almanın seçimlerin kaderini belirlediği söylüyor. Sanırım tüm olumsuzluklara rağmen siyasi aktivizm ve farkındalık her ülkede toplumla kurulan ilişkinin temelinin oluşturuyor. Obrador’un da benzer bir süreçten geçtiği aşikâr. Deneyimli bir siyasetçi olarak seçim hezimetine ve tüm demokrasi dışı eylemlere rağmen toplumsal bir talepten yani halktan gelen yeni bir siyasi parti kurma çağrısını gördüğünü söyleyebilirim. Bu kapsamda Puebla eyaletindeki 7 bölgede toplantılar düzenlemesi ve insanlara MORENA’nın bir parti mi yoksa bir toplumsal hareket olarak mı kalmasını istediklerini sorması benim bu tespitimi doğruluyor. Sanırım anketlerin yüzde 98 oranında yeni bir siyasi partiye işaret etmesi güçlü bir toplumsal çağrı kategorisine girer.
Bu noktada Sheinbaum ve ekibi tüm sürecin fiiliyata dökülmesinde katkısı görülmelidir. Obrador’un talebi ve ekip arayışı içerisinde Sheinbaum’u öne çıkarması ve ona “zamanı geldiğinde oylamaya sunulmak üzere bir ilkeler ve tüzük bildirgesi taslağı hazırlasak ne dersiniz?” sorusuna verdiği cevap bu ikilinin birlikteliğin özetler niteliktedir. Sheinbaum, ilkeler bildirgesini yazma görevini üstlenmiş ve halkla doğrudan iletişim kurarak MORENA’nın büyümesine katkıda bulunmuştur.
Sheinbaum, 30 yıl boyunca yaşadığı Tlalpan’da deneyimlediği zorluklardan ötürü bölge için artık adım atma zamanı gelmiştir. 2015 yılında Obrador’u ziyareti ve şehrin belediye başkanı olmayı istemesi hayatın bir cilvesi değil bir tam olarak ne istediğini bilen bir kadının talebidir. 2015 belediye seçimleri Tlalpan Belediye Başkanlığının kapısını Sheinbaum’a aralamıştır. Siyaset kapılarını artık Sheinbaum için açmıştır. Bundan sonrasında ne olacağı tıpkı hayat gibi bilinmezlerin bir arayışı olarak görülmelidir. Sheinbaum Tlalpan Belediye Başkanlığını 3 yıl boyunca görevini sürdürmüştür. Meksika’nın zor ve meydan okuyan problemleri ve siyasi sahnesi doğal olarak her türlü eleştiriye üretmektedir. Sheinbaum’un dönemi hiçbir zaman eleştirilerden ari olmamıştır. 3 yıl boyunca sayısız eleştiriye maruz kalmıştır. 2017 Tlalpan depreminde 17 çocuğun bir okulda hayatını kaybetmesi tepkilere neden olmuştur. Okulun depreme hazır olmaması ve gerekli tedbirlerin alınmaması tepkilerin ana kaynağıdır. Muhalefet ve bazı aileler Sheinbaum’u haklı olarak suçlamıştır. Tüm eleştirilere rağmen siyasi kariyerinde bir yükseliş ivmesi yakalayan Sheinbaum 2018-2023 yılları arasında Meksiko Şehri Belediye Başkanı seçilmiştir. Kentin ilk kadın ve Yahudi kökenli başkanı olarak tarihteki yerini almıştır.
Yerel siyasetteki yükseliş pek çok aktör açısında ulusal siyaset için bir heves dönemi yaratır. Sheinbaum da ulusal siyasetin cazibesine kapılmış; 2023 başkanlık seçimleri için belediye başkanlığından ayrılmak zorunda kalmıştır. Bir bilim insanında devlet başkanlığına uzanan süreç Haziran 2024’te rakibi muhafazakar bir parti olan PAN’ı (Partido Acción Nacional: Ulusal Hareket Partisi) yenmesiyle nihayete ermiştir. Artık Meksika’ya ilk kez Yahudi kökenli bir kadın başkanlık edecektir.
Fotoğraf 4: Sheinbaum’un Yemin Töreni

Kaynak: Anadolu Ajansı.
Sheinbaum’un Amerika Tarifelerine Tepkisi
Latin Amerika’nın tipik sorunları Başkan Sheinbaum’un Meksika’sı için de geçerlidir. İnsan kaçakçılığından uyuşturucu ticaretine, silahlı çetelerden yolsuzluklara kadar yasa dışı alanı oluşturan tüm öğeler Meksika siyasetinin içerisinde her zaman kendine yer bulmuştur. Sheinbaum böyle bir toplumsal ve siyasi yapının üstüne nihai karar alıcı olarak oturmaktadır. Ayrıca ABD gibi bir dev güçle sınırları paylaşmak da ayrı bir meydan okumadır. Hele ki bu gücün başında Donald Trump gibi öngörülemez bir liderin olması ayrı siyasi çatışmaları körükleme potansiyeline sahiptir. Örneğin bir günde Meksika Körfezi’nin adı Amerika Körfezi’ne dönüşmesi gibi. Yine bu kapsamda Trump’ın sınır güvenliği için Meksika’ya getirdiği ekstra yüzde 25’lik tarife Sheinbaum’un Meksika’sı için hiç de iç açıcı değildir. Peki bu durum yeni Meksika’nın yaşayacağı zorluk ABD açısından önemli mi? Hem evet hem hayır. Evet, çünkü ABD ve Meksika ilişkilerinde çok güçlü derecede karşılıklı bağımlılık ilişkisi bulunuyor. Bu yüzden de gümrük vergisi uygulamalarının da iki tarafa zararı olacaktır. Hayır, çünkü Trump’ın hikmetinden sual olmuyor.
Claudia Sheinbaum’ın Meksikası Donald Trump’ın Amerika’sı ve küresel siyaseti karşısında asla yalnız olmayacaktır. Tıpkı Kanada, Panama, Grönland ve Ukrayna’nın da olduğu gibi. Trump’ın kendi iç siyasetindeki meseleleri ve “Make America Great Again” mottosu herkese kaçınılmaz olarak maliyet üretecek. Sheinbaum’ın akademisyen kimliğine iliştirdiği siyasetçi kimliği tüm bu zorluklar karşısında çetin bir sınav verecek. Hep beraber göreceğiz.
Claudia Sheinbaum’un Türkiye ile İlişkisi
Meksika’nın Ekim 2024’ten bu yana başkanı olan Claudia Sheinbaum, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile diplomatik ve ekonomik ilişkileri güçlendirme konusunda aktif bir tutum sergilemektedir. Kasım 2024’teki G20 Zirvesi sırasında Sheinbaum, Erdoğan da dahil olmak üzere MIKTA (Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya) grubunun liderleriyle ikili görüşmeler gerçekleştirmiş ve çok taraflı iş birliğine olan bağlılıklarını yeniden teyit etmiştir.
Ekonomi alanında Sheinbaum, Meksika’nın büyümesini vurgulayarak ülkesini dünya çapında 12. en büyük ekonomi olarak konumlandırmış ve Türkiye, İspanya ve Güney Kore gibi ülkeleri geride bıraktığını belirtmiştir. Bu durum, onun ekonomik kalkınma ve uluslararası iş birliğine verdiği önemi göstermektedir.
Sheinbaum’un Türkiye’nin iç politikası veya Erdoğan’ın yönetimi hakkında detaylı kamuya açık açıklamaları bulunmamaktadır. Fakat çok taraflı forumlardaki etkileşimleri ve ikili görüşmeleri, Türkiye ile yapıcı ilişkiler sürdürme konusundaki istekliliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca Sheinbaum, Şubat 2023’te Türkiye’nin asrın felaketini yaşadığı depremlerde destek sağlamıştır. Sosyal medya hesapları aracılığıyla destek ve taziye mesajlarını iletmiştir. Sonuç olarak bu tip eylemler, Meksika ve Türkiye ilişkilerinde verimli bir zeminin olduğunu teyit etmektedir.
