Giriş
Üç yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı, her iki tarafın da askeri, ekonomik ve toplumsal kapasitesini derinden yıprattı. Bu tarz uzun süreli savaşlarda üstün ateş gücü ya da geniş kaynak havuzu tek başına belirleyici değildir. Asıl belirleyici unsur, tarafların siyasi iradesini, askeri kapasitesini, ekonomik direncini ve toplumsal dayanıklılığını ne kadar sürdürebileceğidir. Bu bağlamda, Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmayı anlamak, onu yalnızca cephe hattındaki ilerleme ve kayıplar üzerinden değerlendirmekle mümkün değildir. Bu yazımda iki devlet arasındaki savaşı bir “yıpratma savaşı” stratejisinin çok boyutlu dinamikleri üzerinden ele alacağım.
Taktik Kazanç, Stratejik Erozyon
Yıpratma savaşı, bir düşmanın askeri gücünü, kaynaklarını ve moralini sistematik olarak tüketmeyi hedefleyen bir savaş stratejisidir. Bu yaklaşım, hızlı ve kesin zaferler elde etmek yerine, uzun süreli mücadeleyle düşmanı fiziksel ve psikolojik olarak çökertmeyi amaçlamaktadır. Temel mantık, kendi kapasitesini koruyarak düşmanın dayanma kapasitesinin eritilmesinin sağlanmasıdır. Düşmanın “pes etme noktasına” gelene kadar savaşın sürdürülmesini gerektirir. Güçlü taraf, teknolojik üstünlüğüne rağmen zayıf tarafın direnişi karşısında kaynaklarını verimsizce harcayabilir. Ayrıca sivil halkın ve askerlerin moralinin bozulması, savaşın sürdürülebilirliğini zayıflatabilir.
Harita 1:Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki Son Durum

Kaynak: DeepStateMap
Savaşın kaotik doğası, yıpratmayı öngörülemeyen sonuçlara götürebilir. Bugün Rusya’nın, Ukrayna Savaşı’nda içine düştüğü durum da buna örnek olarak verilebilir. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik 2022’de başlayan geniş çaplı askerî harekâtı, kısa vadede stratejik kazanımlar hedefleyen bir “hızlı zafer” mantığı üzerine kurgulanmış görünse de üç yılı aşkın sürede ortaya çıkan durum, Rusya’yı gün geçtikçe daha da zorlanacağı bir yıpratma savaşına sürükledi. Rusya için savaşın seyrinde elde edilen taktiksel kazanımlar, kayıplarının yarattığı stratejik erozyonu telafi edemedi.
Cephede Kan, Dünyada Yalnızlık
Ukrayna’da 1 milyon civarında Rus askeri ya öldürüldü ya da yaralandı. Ukrayna ise 400 bin civarında ölü ve yaralı sayısına sahip. 2014’te Kırım’ın işgali sırasında Rusya’nın askeri kayıplarının yaklaşık 6-7 bin seviyelerinde gerçekleştiği göz önüne alındığında Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki kaybın büyüklüğü daha net anlaşılmaktadır. Bu kayıpların yanında Rusya, azalan ilerleme hızına rağmen daha fazla askeri ekipman kaybetmeye başladı. Ukrayna, Avrupa’dan ve ABD’den silah yardımı alırken; Rusya ise savaş ekonomisiyle silah üretimini artırmaya çalışmakta ve sınırlı miktarda dış yardım almaktadır.
Savaş alanındaki bu durumun yanında ayrıca Rusya’ya yönelik ağır ekonomik yaptırımlar da bulunmaktadır. Doğrudan Rusya’ya yönelik gerçekleştirilen bu yaptırımların yanında ikincil yaptırım olarak adlandırılan ve Rusya’yla iş birliği gerçekleştirenlere de yaptırımın uygulanacak olması Kremlin için mevcut sorunları daha da artıracaktır. Ayrıca Rusya’nın, 2022’den beri kademeli şekilde tüm odağını Ukrayna’ya kaydırması, diğer coğrafyalardaki Rus etkisini de ortadan kaldırdı. Suriye’de Esed rejiminin devrilmesinden Türkistan’da artan Batı etkisine, Kafkasya’daki ABD etkisinin artışından (Zengezur Koridoru örneği) Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya girişiyle Baltık-Kuzey hattının yekpare bir savunma kuşağına dönüşmesine kadar birçok alanda Rus etkisinin neredeyse yok edildiğini söylemek mümkündür.
Harita 2:NATO Üyesi Ülkelerin Haritası

Kaynak: Anadolu Ajansı
Moskova’nın Dört Yolu
Rusya için Ukrayna’da zaferin kazanılması için 4 yol bulunmaktadır. İlk yol Ukrayna’nın yıpratılarak pes ettirilmesidir. Lakin bunun için Ukrayna’ya yönelik ABD ve Avrupa desteğinin sonlanması gerekmektedir. Batı devletleri için hiç asker kaybı vermeden Rusya’nın yıpratıldığı bu savaşın ne kadar devam ederse o kadar faydalı olacağı düşünülmektedir. Rusya için ikinci yol ise barış görüşmelerine taviz vererek oturmaktır. Lakin bu da Putin gibi karizmatik bir liderin, zafer kazanmadan yüzbinlerce Rus askerini ölüme yollamasıyla sonuçlanacak bir mağlubiyet ortaya çıkartacaktır. Üçüncü yol ise Rusya’nın çok daha ağır silahlar kullanarak Ukrayna’yı hızla yıpratmaya çalışması olacaktır. Nükleer doktrinini değiştiren Rusya, içine düştüğü durumda nükleer silah kullanabileceğini ifade etmekte. Ayrıca Ukrayna’da kullandığı ve nükleere alternatif olarak öne sürdüğü Oreşnik füzesi ve benzeri ağır tahribat kabiliyetine sahip silahları da kullanabilir. Lakin bu seçenek Batı kampının Ukrayna’ya daha fazla yardım göndermesi gibi bir durum da ortaya çıkartabilir. Rusya için dördüncü ve son yol ise ABD öncülüğünde ateşkes müzakereleri başlatmaya yanaşmasıdır. Öngörülen bu yollar arasında Rusya için bundan sonraki süreçte minimum zarar ateşkesin sağlanmasıyla gerçekleşebilecektir.
Fotoğraf 1:2019’da Gerçekleşen Trump ile Putin Görüşmesi

Kaynak: BBC
Sonuç
Savaş uzadıkça Rusya, askeri ve ekonomik sürdürülebilirliğinin sınırlarına dayanmaya başladı. İlk etapta kısa süreceği varsayılan harekât planı uzadıkça Rus savunma sanayiinin ve bütçesinin kaldıramayacağı bir yüke dönüştü. Şimdi ise Kremlin, bir yandan cephedeki ağır kayıpları telafi etmeye, bir yandan da yaptırımlar altındaki ekonomiyi savaşı sürdürecek şekilde seferber etmeye çalışmakta. Lakin Avrupa ve ABD ittifakının Ukrayna’yı desteklemesi, Rusya’nın tüm çabalarını boşa çıkartabilecek kapasiteye sahiptir. Putin’in zaferle sonuçlanmasını istediği bu savaşın seyrini, Trump’ın tavrı belirleyecektir.
Özge İrem Coşkun, Türkiye Araştırmaları Vakfı araştırmacısıdır.


