back to top
6 Mayıs, 2026, Çarşamba

İsrail-Yunanistan: Siyasetten Enerjiye

YayınlarAnalizİsrail-Yunanistan: Siyasetten Enerjiye

İsrail-Yunanistan: Siyasetten Enerjiye

Giriş

20. yüzyılda başlayan İsrail ve Yunanistan ikili ilişkileri, diplomatik ilişkilerin yanı sıra bölgesel siyasi ilişkiler çerçevesinde derinleşmiştir. Bölgesel siyasi ilişkiler, Doğu Akdeniz’de doğal kaynakların çıkarılması, işletilmesi, paylaşılması ve sevkiyatı değerlendirildiğinde ivme kazanmıştır. İsrail ve Yunanistan’ın ikili ilişkileri aslında siyasi olarak başlamıştır. Sonraki yıllarda ekonomik olarak genişletilen ilişkilere, siyasi ilişkilerin bir dayanak oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Görsel 1: Miçotakis ve Netanyahu

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/yunanistan-israil-ile-yapacagi-1-68-milyar-dolarlik-savunma-anlasmasini-onayladi/2098912.

Siyasetten Enerjiye, Enerjiden Siyasete

İsrail ve Yunanistan, Akdeniz bölgesini paylaşan iki ülkedir. İsrail, Doğu Akdeniz’deki stratejik konumuyla, Yunanistan ise Akdeniz’in batısında yer alan önemli limanlara sahip olmasıyla bölgesel ilişkileri şekillendirmektedir. İki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulması 20. yüzyıla kadar geri götürülmektedir. Ancak ikili ilişkiler bölgesel iş birliği gerektirdiğinde, ortak bir düşman/rakip olduğunda ya da ortak bir tutum ortaya konulması gerektiğinde daha çok derinleşmektedir. Bu noktadan bakıldığında İsrail-Yunanistan ilişkilerinin zaman zaman hız kazanması, zaman zaman yavaşlaması anlam kazanmaktadır.

Yunanistan’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) adanın tek yetkilisi görmesi ve Avrupa Birliği’ne (AB) almak istemesi, Atina adına GKRY’nin Doğu Akdeniz’de stratejik bir siyaset yürütmesini gerektirmiştir. Yunanistan’ın stratejik siyaseti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) yerine GKRY’ni adanın yetkilisi gören ortaklıklar kurmasını sağlamıştır. Bu duruma Doğu Akdeniz’in enerji ve doğalgaz kaynakları dahil edildiğinde Yunanistan’ın kurduğu ortaklıklara yeni bir aşama daha eklenmiştir.

Filistin topraklarını işgal etmesi ile kurulan İsrail ise söz konusu işgalini mazur ve haklı gören ortaklıklar kurmuştur. İsrail, Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler ile kurmak istediği bağın Filistin işgaline rağmen devam etmesini talep etmiş, hatta ön şart olarak belirlemiştir. Yıllar içerisinde Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların Avrupa’ya ulaştırılması adına ikili ve üçlü ekonomik ilişkiler geliştirerek diplomasi üretmiş olmasına karşılık büyük bir fayda sağlayamamıştır. Ancak son yıllarda Yunanistan ile daha sıkça geliştirdiği ilişkilerin doğal kaynakların değerlendirilmesi adına karşılık görmesini istemiştir.

İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler, son yıllarda ekonomi politik bir düzlemde derinleşirken, özellikle enerji, savunma ve altyapı alanlarında yoğunlaşan iş birlikleri CAPEX (sermaye harcamaları) ve OPEX (operasyonel harcamalar) dengesi üzerinden okunabilir hâle gelmiştir. Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarının keşfiyle birlikte gündeme gelen boru hattı projeleri, LNG terminalleri ve enerji iletim altyapıları yüksek CAPEX gerektiren stratejik yatırımlar olarak öne çıkarken, bu projelerin sürdürülebilirliği bakımından işletme, bakım, güvenlik ve lojistik gibi kalemleri içeren OPEX unsurları da ikili ilişkilerin maliyet etkinlik boyutunu belirlemektedir. Bu çerçevede, İsrail’in teknoloji ve sermaye yoğun yatırım kapasitesi ile Yunanistan’ın jeostratejik konumu ve Avrupa pazarlarına erişim imkânı birbirini tamamlayıcı nitelik taşımaktadır. Taraflar arasında geliştirilen ortaklıklar başlangıçta yüksek sermaye gereksinimi doğuran projelerin uzun vadede operasyonel verimlilik ve bölgesel enerji arz güvenliği üzerinden rasyonelleştirilmesini mümkün kılmaktadır. Dolayısıyla İsrail-Yunanistan ilişkileri yalnızca jeopolitik değil aynı zamanda CAPEX/OPEX optimizasyonu üzerinden şekillenen çok katmanlı bir ekonomi politik ortaklık olarak değerlendirilebilmektedir.

Hem Yunanistan hem İsrail bölgesel ilişkilerini ve ikili diplomasilerini ekonomik ilişkilerle beslemiştir. Yunanistan-İsrail ikili diplomasisinde siyasi ilişkiler ekonomik ilişkileri beslemiş, ekonomik ilişkiler siyasi ilişkilerin daha geniş zemin kazanmasını sağlamıştır.

Akdeniz’in en uzun sahil şeridine sahip olan Türkiye ise özellikle Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra bölgede yürüttüğü diplomasi ile Akdeniz bölgesinin ilişkileri dengeleyici aktörü haline gelmiştir. Zira Yunanistan’ın, Rumların adanın yönetiminde tek söz sahibi kesim olmasını istemesinde Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin garantör ülkesi olarak Türk halkının hakkını savunarak müsaade etmemektedir. Türkiye’nin ve Türklerle meskûn Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’deki varlığı, adanın Rumlar tarafından işgal edilemeyeceğinin gerçeğidir.

İsrail’in Filistin’i işgali meselesinde ise Türkiye en çok karşı çıkan ve İsrail’in işgalini durdurmak için Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuru yapan sayılı ülkelerdir biridir. Bu durum İsrail’in Doğu Akdeniz’de Türkiye olmaksızın siyasi ve ekonomik ilişkiler ağı kurmak istemesini anlamlandırmaktadır. Nitekim İsrail ve Yunanistan arasındaki ilişkiler, tarihi bir rakip/tehdit olarak gördükleri Türkiye’ye karşı adeta bir denge olmak üzere kurulmuştur. İsrail-Türkiye ve Yunanistan-Türkiye ikili ilişkilerinin olumsuz seyrettiği dönemlerde Türkiye’nin bölgesel etkinliğine alternatif üretmek adına bölgesel ilişkilerin güçlendirildiği anlaşılmaktadır.

Siyasi çıkar ilişkilerinin İsrail ve Yunanistan ikili ilişkilerini zaman zaman ekonomik birlikteliğe sevk ettiği görülmüştür. 20. yüzyılın sonunda ve 21. yüzyılın başında Doğu Akdeniz doğal kaynaklarının keşfi, Türkiye ile diplomatik ilişkileri zayıflayan ülkelerin Türkiye’yi baypas etmek isteyen projeler hayata geçirmelerine kapı açmıştır. Dahası, doğal kaynak ortaklıklarında çeşitliliğe gitmek isteyen ve Doğu Akdeniz doğal kaynaklarına talip olan Avrupa ülkelerinin varlığı, İsrail-Yunanistan ilişkilerinin daha da kuvvetlenmesini sağlamıştır.

Görsel 2: Doğu Akdeniz Kıta Sahanlığı Haritası

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/gundem/msbden-ilan-edilen-navtexle-yunanistan-ve-gkrynin-tezlerine-uygun-hareket-edildigi-iddiasina-yalanlama/2389719

İsrail-Yunanistan ikili ilişkileri, Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların keşfi ve ihracatı söz konusu olduğu dönemlerde yeniden şekillenmiş ve anlam kazanmıştır. Doğalgaz kaynaklarının paylaşılması ve Avrupa’ya nakli söz konusu olduğunda GKRY, İsrail-Yunanistan ilişkilerinin bağlantı noktası olarak görülmüştür. Bu nedenle İsrail ve Yunanistan, Akdeniz bağlantılarını kurmak ve siyasi birlikteliklerini güçlendirmek için GKRY’yi iş birliklerine dahil etmiştir.

İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi İş Birlikleri

GKRY’nin iş birliklerine dahil edilmesindeki önemli nokta, adanın tek hâkimi olarak görüldüğünün tüm bölgede ifade edilmeye çalışılmasıdır. Bir diğer önem arz eden nokta ise GKRY’nin AB pazarına bağlanmasıdır. Jeopolitik bir amaç edinen İsrail ve Yunanistan, GKRY’nin AB pazarına bağlanmasıyla bölge coğrafyasında jeopolitik olarak etkin olabilmeyi hedeflemektedir.

İsrail ve Yunanistan’ı bölgede birbirine bağlayan faktör ekonomik iş birlikleridir. GKRY’nin iş birliklerine dahil edilmesi, siyasi ilişkilerin getireceği ekonomik iş birliği alanını genişletmektedir. Bölgede siyasi olarak etkin bir aktör olmak ve Türkiye’nin etkinliğini baypas etmek istenmesinin altında yatan asıl ekonomik sebep enerji kaynaklarıdır. Ölçülmüş binlerce metreküp doğalgazın yanı sıra elektrik kablolarının Akdeniz deniz tabanı boyunca Avrupa’ya kadar uzanmasının sağlanması, söz konusu üç ülkeyi bir araya getiren stratejik hedeflerdir.

2012 yılında planlanan bir denizaltı enerji kablosu projesi olarak Avrupa Asya Bağlantı Hattı, en derin deniz altı ve en uzun enerji kablosu olarak hayata geçirilmektedir. Avrupa’yı Asya’ya Akdeniz deniz altından bağlayan proje, enerji otoyolu olarak kabul edilmektedir. Yunanistan-İsrail ve GKRY’nin millî elektrik şebekeleri üzerinden tasarlanan proje 2,63 milyar dolarlık bir bütçeye sahiptir. Projenin tamamı 898 km uzunluğunda olacaktır. Projenin bir kısmı 310 km uzunluğunda olarak planlanmıştır ve GKRY’nin Kofinou sahili ile İsrail’in Hadera bölgesini birbirine bağlamaktadır. Bir diğer aşama ise Girit Adası üzerinden Yunanistan ile GKRY’ni birbirine bağlayacaktır. 2027 yılına kadar tamamlanması hedeflenen projenin Yunanistan aşaması için AB’den 736 milyon dolar hibe alınmıştır.

Akdeniz boyunca uzanmakta olan deniz altı kabloları ile elektrik paylaşımının sağlanması bölge için siyasi ve ekonomik önem arz etmektedir. Avrupa Asya Bağlantı Hattı ile Akdeniz boyunca altyapının ve deniz altı iş birliklerinin güçlendirilmesi öncelikle ekonomik olarak ülkeleri bölgesel etkinlikte ön plana çıkarmaktadır. Ekonomik olarak güçlenecek olan İsrail Akdeniz üzerinden Avrupa ülkelerine kablo ağlarıyla fiziksel olarak bağlanmaktadır. Avrupa ülkelerine fiziksel olarak ilk kez bağlanan İsrail’in proje tamamlandığında bölgesel diplomasisinin yükseleceği değerlendirilmektedir. Çünkü Akdeniz’in doğusunda konumlanan İsrail için Akdeniz’in en batısına ekonomik ve diplomatik anlamda ulaşmak mümkün hâle gelecektir.

Yunanistan’ın ise bu projelerden tıpkı İsrail’in jeopolitik kazançları gibi ekonomik kazançları da mevcuttur. Avrupa’nın güneyinden Doğu Akdeniz’e deniz altı kablolar ile ulaşan Yunanistan’ın bölgede daha etkin bir siyaset sürdürmek isteyeceği kesindir. GKRY’nin AB’ye alınması ve adanın tek ülkesi olarak kabul edilmesiyle diplomatik güç toplayan Yunanistan sonraki süreçlerde daha baskın bir politikayı takip edebilir durumdadır.

İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, NAVTEX (NAVigational TEleX) ilanları ve hidrokarbon arama ve işletme ruhsat sahaları bağlamında pratik ve operasyonel bir boyut kazanmıştır. Bu çerçevede, özellikle münhasır ekonomik bölge (MEB) iddiaları ve enerji kaynaklarının paylaşımı ekseninde şekillenen ruhsatlandırma süreçleri iki ülkenin GKRY ile geliştirdiği üçlü iş birliği mekanizmaları üzerinden somutlaşmaktadır. NAVTEX ilanları ise hem sismik araştırma hem de askeri tatbikat faaliyetlerinin koordinasyonu açısından sahadaki egemenlik ve yetki iddialarının fiilî bir yansıması olarak öne çıkmaktadır. Bu durum, enerji şirketlerine verilen ruhsat sahalarının güvenliği ve sürekliliği açısından kritik bir işlev görmektedir. Dolayısıyla İsrail-Yunanistan ilişkileri yalnızca diplomatik ve stratejik düzeyde değil aynı zamanda deniz hukuku uygulamaları, teknik koordinasyon ve enerji sahalarının işletilmesine yönelik pratik düzenlemeler üzerinden şekillenen çok katmanlı bir iş birliği alanı olarak değerlendirilmektedir.

GKRY’nin kazançları ile Yunanistan’ın kazançları örtüşmektedir. AB’nin enerji politikalarından soyutlanmadığı/izole edilmediği kesinleşen GKRY böylece kazançtan pay almak istemektedir. AB’nin tüm ekonomi politikalarından faydalanmak isteyeceği değerlendirilen GKRY, bir müddet sonra adanın tek ülkesi olduğunun kabul edilmesi için Türkiye’ye diplomatik baskı uygulamak isteyebilecektir.

İsrail ve Yunanistan enerji projelerinin bir diğer konusunu ise doğalgaz teşkil etmektedir. 2015 yılında başlatılan iş birliğine tıpkı enerji projelerinde olduğu gibi GKRY de dahil edilmektedir.

Aslında bölgede yoğun doğalgaz rezervlerine sahip olan ülke İsrail’dir. Tamar ve Leviathan isimleri verilen açık deniz doğalgaz keşif sahaları İsrail için stratejik enerji alanları olarak kabul edilmektedir. Ülkenin bundan sonraki ekonomik ve siyasi geleceğini stratejik olarak etkileyecek doğalgaz rezervleri tüm bölge ülkeleri üzerinde İsrail’in etkin bir politika sürdürmek istemesinin teminatı olarak yorumlanmaktadır. Neredeyse 10 trilyon fit küp olan Tamar ve yine yaklaşık olarak 22 trilyon fit küp açık deniz doğalgaz rezervi olduğu tahmin edilen Leviathan, bölgede bir aktör olarak İsrail’in güvenliğini de teminat altına almaktadır.

Leviathan, Doğu Akdeniz’de bulunan en büyük doğalgaz rezervlerinden biridir. Sahanın geri kazanılabilir gaz rezervinin 635 milyar metreküp olduğu ifade edilmektedir. Leviathan doğalgaz sahası 2010 yılında keşfedilmiş ve 2019 yılında en büyük rezervlerden biri olarak faaliyete başlamıştır. İsrail Leviathan gaz sahasından bir yıl içerisinde 12 milyar metreküp doğalgaz sağlamaktadır. 2025 yılında İsrail’in sadece Leviathan gaz sahasından elde ettiği gelirin neredeyse 2,5 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Söz konusu doğalgazın en büyük alıcıları İsrail’in komşuları olan Ürdün ve Mısır’dır. Haliyle İsrail, kendi bölgesinde önemli bir kaynak sahibi ülke olarak öne çıkmaktadır. Leviathan gaz sahasının %39,66 hissesine sahip olan Chevron Mediterranean Ltd., rezervin en büyük işletmecisidir. NewMed şirketi ve Ratio Energies ise %45,34 hisseye sahiptirler.

Görsel 3: Doğu Akdeniz Haritası

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/gkry-yunanistandan-cok-israile-guvendiklerini-acikladi/3464728.

İsrail, doğalgaz rezervlerinin keşfi ile çok kısa sayılabilecek bir sürede net gaz ithalatçısı konumundan net gaz ihracatçısı konumuna gelmiştir. Bir İsrail şirketi olan Chevron Mediterranean, aynı zamanda Tamar doğalgaz üretim sahasına ve GKRY yakınlarında bulunan Afrodit doğalgaz sahasına sahiptir.

Bunların yanı sıra Great Sea Interconnector Projesi, İsrail-GKRY-Yunanistan hattında planlanan yüksek gerilim doğru akım (HVDC) altyapısı aracılığıyla, AB enerji piyasasıyla fiziksel ve kurumsal entegrasyonu derinleştiren stratejik bir hamle olarak ön plana çıkmaktadır. Teknik kapasite bakımından yüksek iletim gücü ve uzun mesafelerde düşük kayıp avantajı sunan bu arabağlantı, İsrail’in elektrik sistemini Avrupa şebekesine bağlayarak arz güvenliğini çeşitlendirmekte ve KKTC’nin enerji izolasyonunu azaltmaktadır. Bu bağlamda proje, talep ve arz dalgalanmalarının dengelenmesine katkı sağlayarak şebeke esnekliğini artırmakta, yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonunu kolaylaştırmakta ve sınır ötesi elektrik ticaretini mümkün kılarak fiyat yakınsaması dinamiklerini güçlendirmektedir. İsrail-Yunanistan ilişkileri açısından ise söz konusu arabağlantı, enerji alanındaki iş birliğini somut altyapı üzerinden kurumsallaştıran, tarafların jeoekonomik konumlarını pekiştiren ve Doğu Akdeniz’i AB enerji güvenliği mimarisine eklemleyen çok boyutlu bir stratejik kaldıraç işlevi görmektedir.

Akdeniz’deki varlığını doğalgaz ve enerji kaynakları açısından genişletmek isteyen İsrail, doğalgaz sahalarını büyütmeyi hedeflemiştir. Leviathan doğalgaz sahasındaki üretimin yılda 21 milyar metreküpe yükseltilmesi İsrail’in yıllık doğalgaz üretiminin yaklaşık %30 artırılması anlamına gelmektedir. Şayet genişleme hedefi 2029 yılında tamamlanırsa İsrail, öncelikle bölgesine yaklaşık 40 milyar dolarlık doğal gaz tedarik edebilecektir. İkinci olarak Avrupa ülkelerine tedarik ettiği payı artacaktır. Bu durum İsrail’in bölgesel siyasi gücünün artmasını mümkün kılacaktır.

İsrail’in Yunanistan ve GKRY ile 2015 yılında kurduğu Üçlü Zirve, söz konusu ülkelerin Akdeniz politikalarının siyasi ve ekonomik olarak örtüştüğünü göstermektedir. GKRY yakınlarında doğalgaz rezervlerinin bulunması, İsrail’e göre doğal ortak olunduğunu göstermektedir. Yunanistan ise İsrail için daha çok politik bir ortaktır. Aynı zamanda İsrail gazının Avrupa içlerine dağıtılmasında lojistik destek sağlayabilecek stratejik bir ülkedir. 2025 yılında yapılan 10. Üçlü Zirvesi Ortak Bildirisi’nde üç ülke bölgesel ortaklığın daha ziyade enerji politikalarından ileri geldiğini ifade etmiştir. Doğalgaz, deniz altı enerji kabloları ve yenilenebilir enerji kaynakları açısından üç ülkenin aslında birbirlerine ekonomik ve siyasi açıdan ihtiyaçları olduğu netleştirilmektedir.

Sonuç

20. yüzyılda temelleri atılan İsrail–Yunanistan ikili ilişkileri, diplomatik temasların ötesine geçerek bölgesel siyasal dinamikler çerçevesinde derinlik kazanmıştır. Bu ilişkiler, özellikle Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların çıkarılması, işletilmesi, paylaşımı ve sevkiyatına yönelik süreçler bağlamında ivme kazanmıştır. İsrail ile Yunanistan arasındaki etkileşimin başlangıçta ağırlıklı olarak siyasal nitelik taşıdığı, ilerleyen dönemde ise ekonomik boyutunun genişlediği görülmektedir. Bu çerçevede, ekonomik ilişkilerin gelişiminde siyasal ilişkilerin belirleyici ve destekleyici bir zemin oluşturduğu anlaşılmaktadır.

İsrail-Yunanistan ilişkileri siyasi olarak başlamış, ancak bununla kalmamış ve ekonomik olarak sürdürülmüştür. Ekonomik olarak genişletilen ilişki alanlarının siyasi ilişkileri beslemesi beklenmektedir. Enerji kaynakları bu anlamda iki ülkenin en önemli ortaklık alanını oluşturmaktadır. Akdeniz boyunca uzanan elektrik ve doğalgaz iş birlikleri her iki ülkeye farklı konularda fayda sağlamaktadır. GKRY’nin de dahil edildiği iş birliklerinin, ortak rakip/tehdit olduğu değerlendirilen Türkiye’ye karşı ivme kazanması amaçlanmaktadır.

Figen Aydın
Figen Aydın
2018 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası Ticaret anabilim dalında "Kuşak ve Yol Projesinin Ekonomi Politiği ve Türkistan" isimli teziyle yüksek lisansını bitirdi. 2019 yılında Millî Savunma Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Bölgesel Çalışmalar anabilim dalında başladığı doktorasını "Türkiye ve Çin'in Kazakistan Dış Politikalarının Karşılaştırmalı Analizi: Neoklasik Realist Bir Karşılaştırma (2010-2020)" isimli teziyle 2022 yılında tamamlamıştır. Aydın, Dr. Öğr. Üyesi olarak İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi'nde görev yapmaktadır.
spot_img

Öne Çıkanlar

ilgili makaleler

spot_img