Libya; Akdeniz kıyısındaki stratejik konumu, zengin doğal kaynakları ve karmaşık sosyo-kültürel yapısıyla Mağrip’in en geniş yüzölçümüne sahip ülkelerinden biridir. Tarih boyunca Antik Mısır, Fenike, Kartaca, Roma ve Osmanlı gibi birçok medeniyetin hâkimiyetinde kalmış olan bu coğrafya eskiden beri nüfus bakımından çeşitlilik göstermektedir. Libya ismi M.Ö. 3. binyıldan itibaren Mısır yazıtlarında “Libu” olarak geçmektedir. “Libu” eski Mısırlıların Mağrip tarafındaki, yani batıdaki göçebe kabileleri tanımlamak için kullandıkları bir isimdir.
Antik dönemde Libya devasa geniş sınırları sayesinde doğu ve batı uygarlıklarının buluşma merkezlerinden biri olmuştur. Örneğin, Herodot Libya’yı bir kıta olarak tanımlar ve farklı milletlerden insanların burada yaşadığına işaret eder:[1]“Dünya üçe bölünmüştür: Asya, Avrupa ve Libya. Nil nehri Libya ile Asya’yı ayırır. Libya’nın çevresinde deniz vardır; yalnızca doğudan Nil ile Asya’ya bağlanır. Bu topraklarda göçebe halklar yaşar ve her biri farklı alışkanlıklar taşır.”
Modern dönemde Libya, coğrafi açıdan üç ana bölgeye ayrılmaktadır: Trablusgarp (Batı), Barka/Sirenayka (Doğu) ve Fizan (Güney). Esasında bu ayırım Milattan öncesine dayanmaktadır. Roma’nın idari yapılanması temel alınarak bu taksimin yapıldığı düşünülmektedir. Bu ayırım, klasik metinlerde ilk defa Strabon’un (M.Ö. 64 – M.S. 24) Coğrafya isimli eserinde geçmektedir:[2] “Libya üçe ayrılır: Birincisi, Nil’in batısındaki bölgedir; buraya Cyrenaica denir. İkincisi, Kartaca ve çevresidir; buna Afrika denir. Üçüncüsü ise batıda, Atlas Dağları’nın ötesindeki topraklardır.” Eski dönemlerden beri bu üç bölge hem etnik dağılım hem de dini yapılar bakımından farklı karakteristiklere sahiptir. Tarihsel ve sosyo-politik süreçler bu etnik ve dini yapıları daha karmaşık hâle getirmiştir. 20. yüzyıldaki İtalya işgali, savaşlar ve toplumsal olaylar Libya’daki bu üç bölgenin demografik ve dini yapısını bozmuş, ülke sosyolojisini temelden sarsmıştır. Günümüzde Libya etnik olarak Arap, Berberi, Tuareg, Tebu, Türk kökenli Kuloğulları ve az sayıdaki gayrimüslim nüfustan oluşmaktadır. Sünni bir ülke olan Libya’da Maliki mezhebi yaygın olup, İbadilik ise Berberi topluluklar arasında görülmektedir.
Batı Libya
Libya’nın batısındaki dini ve etnik çeşitlilik tarihsel olarak Akdeniz, Sahra ve Arap dünyası arasında bir kavşak noktası olmasından kaynaklanır. Bölge, özellikle Trablusgarp ve çevresini kapsar ve farklı toplulukların bir arada yaşadığı mozaik bir görünüme sahiptir. Zawiye, Warfala, Maslata, Magariha, Awlad, Busayf, El-Zitan ve El-Rijdan gibi kabileler batı bölgesinin etnik ve mezhep farklılığını temsil eden kabileler olarak öne çıkmaktadır. Batı Libya’da mezhepsel olarak Malikilik ve İbadilik hâkim iken son yıllarda Selefi akımların Evkaf Bakanlığı’nı araçsallaştırarak Medhali (Selefi) mezhebini yaygınlaştırdıkları gözlemlenmiştir. Trablus’ta Suq’ul Cuma bölgesine konumlanan Medhali (Selefi) şeyhleri bu mezhebi milislerin desteğiyle Zuwara ve güney şehirlerine de taşımışlardır. Batı Libya’nın diğer önemli kenti Misrata geçmişte tasavvufi ekollerin merkezi olmuştur. Senûsiyye, Sâdiyye, Kâdiriyye ve Tîcâniyye gibi tarikatların dergâhları hâlâ varlığını korumaktadır. 2011 yılından sonra ise şehirde Selefilik güç kazanmaya başlamıştır.[3]
Arap Kabileler
Batı Libya etnik yapısının temelini, büyük ölçüde Arap ve Berberi kökenli kabileler oluşturmaktadır. Arapların bölgeye ilk göçleri, 7. yüzyılda Ukbe B. Nafi komutasında Kuzey Afrika’ya gerçekleştirilen seferlerle başlamıştır. Ukbe B. Nafi’nin Trablus ve çevresini fethetmesi Kuzey Afrika genelinde olduğu gibi Libya’da da demografik yapıyı köklü biçimde dönüştürmüş, yerli Amazigh topluluklarının kademeli olarak Araplaşmasına yol açmıştır. 7. yüzyılda Arabistan’dan gelen göçebe kabileler, özellikle Benî Hilal ve Benî Süleym Libya’nın Araplaşmasında öncü rol oynamışlardır. Bunun yanında 12. yüzyılda Endülüs’ten geri dönen Arap nüfusu Libya’daki Arap varlığını kalıcı hale getirmiştir. Batı Libya’nın şehir merkezleri Trablus, Zaviye, Misrata ve Hums çoğunlukla Arap nüfusa sahiptir. Bu Arap gruplarının bir kısmı, Osmanlı döneminde Anadolu’dan veya Levant’tan göç eden ailelerden türemiştir.
Amazighler
Amazigh Berberi topluluklar Libya’da önemli bir azınlık oluşturmaktadır. Özellikle batı bölgesinde Nafusa Dağları ve kıyıdaki Zuwarah şehri, Amazigh kimliğinin güçlü şekilde yaşatıldığı merkezlerdir. Kabav ve Yefren gibi semtler benzer biçimde Amazigh nüfusunun toplandığı yerleşim yerlerindendir. Kaddafi’nin devrilmesi sonrasında Amazigh halkının kimlik ve dil haklarının güçlendirilmesiyle birlikte Trablus ve Misrata gibi büyük kentlere Amazigh nüfusunun geçiş yaptığı gözlemlenmiştir. 2011 sonrası dönemde özellikle Trablus’da siyasal ve sivil hareketlere Amazigh kabilelerinden yoğun katılım olmuştur.[4]
Tuaregler
Tuaregler Batı Libya’nın güneybatısında, özellikle Ghadames ve Sahra hattında bulunur. Çöl ticareti, göçebe yaşam ve Sahra ötesi kültürel bağlarla öne çıkarlar. Mali, Nijer ve Cezayir’deki Tuareglerle güçlü bağlantıları vardır.[5]
Tebular
Daha çok güneydoğu- Çad sınırına yakın- bölgelerde yoğunlaşsalar da, batı çöl kuşağında da küçük Tebu toplulukları vardır. Genelde Tuareglerle bazen iş birliği, bazen rekabet içinde olmuşlardır. Kaddafi sonrası dönemde Tuaregler gibi siyasete yoğun şekilde katılım göstermişlerdir. Bu sebeple Trablus bölgesine yoğun nüfus geçişleri olmuştur. Tağyir Partisi, Zirve Partisi ve İzdihar Partisi gibi siyasi hareketlerin kurulmasına ön ayak olmuşlardır.
Kuloğulları
Libya’ya Osmanlı döneminde yerleşen Kuloğulları batı kentlerinde hâlen ciddi bir nüfus oluşturmaktadır. Kuloğulları ekseriyetle Misrata çevresinde varlıklarını sürdürmektedir. Misrata, yalnızca bir kabile kimliği değil, farklı etnik ve kabile gruplarının bir araya geldiği geniş bir ittifak yapısıdır. Ayrıca Misrata’da Trablus’da olduğu gibi Malta, Sicilya, Arnavut, Çerkes kökenli topluluklardan izler de vardır.[6]
Dolayısıyla Batı Libya, Arap kabileler, Nafusa Berberîleri, Tuaregler, küçük ölçekte Tebu grupları ve Osmanlı mirası taşıyan topluluklardan oluşan çok katmanlı bir etnik yapıya sahiptir. Bu çeşitlilik hem Libya’nın toplumsal dokusunu zenginleştirmiş hem de modern dönemde siyasi rekabet ve kimlik tartışmalarını tetiklemiştir.
Grafik 1: Libya’nın Batısındaki Etnik Dağılım (Tahmini)[7]

Doğu Libya
Libya’nın doğu bölgesi (Sirenayka / Barqa) tarihsel olarak farklı toplulukların etkileşim alanı olmuş, özellikle Arap kabileleri ve bedevi yapısıyla öne çıkmıştır. Batıya göre daha homojen görünse de yine de çeşitli etnik unsurları barındırır:
Araplar
Doğu Libya, tarihsel olarak Arap göçlerinin ilk yoğunlaştığı bölgelerden biridir. Burada Arap nüfus mutlak çoğunluğu oluşturur. Ubeydat (Abeidat), Awagir ve Zuwayya gibi kabileler Sirenayka’nın toplumsal dokusunun temelini oluşturmuştur.[8] Amazigh varlığı Batı Libya’ya kıyasla sınırlı olup, yalnızca Awjila gibi bazı vaha kasabalarında izlenmektedir. Doğu bölgesi aynı zamanda modern dönemde siyasal dengelerde kritik bir rol oynamaktadır; örneğin Halife Hafter’in dayandığı toplumsal taban büyük ölçüde doğulu kabilelerden gelmektedir. Dolayısıyla Sirenayka, kabile temelli Arap kimliğinin en güçlü biçimde temsil edildiği bölge olarak tanımlanabilir. Bingazi, Derne, Tobruk gibi sahil şehirlerinde yerleşik Arap nüfus ile iç bölgelerdeki göçebe kabileler arasında farklı toplumsal dinamikler vardır. Doğu Libya’nın Mısır’a komşu olması sebebiyle Mısır kökenli Arap ve Nubî topluluklar da görülür. Özellikle coğrafi yakınlık sebebiyle Tobruk ve Sallum hattında Mısır’la akrabalık ilişkileri güçlüdür.
Tebular
Doğu Libya’nın Çad ve Sudan sınırına yakın güneydoğu çöl bölgelerinde yaşarlar. Kufra ve Murzuk kentleri Tebuların merkezi olarak kabul edilir. Çoğunlukla çöl göçebesi ve yarı-göçebe topluluklardır. Sahra ticareti ve Sudan-Çad bağlantıları açısından tarihsel olarak önemlidirler. Çad Tobruk ticaret hattını kontrol etmeleri sebebiyle doğu Libya’nın ekonomisinde rol oynamaktadırlar. [9]
Tuaregler
Doğuda önemli bir Tuareg nüfusu yoktur, ancak tarihsel olarak bazı küçük topluluklar sahil şehirlerinde yaşamıştır.
Türk Kökenliler
Osmanlı döneminde yerleşmiş Türk, Arnavut ve Çerkes kökenli küçük gruplar batıda olduğu gibi doğuda da Bingazi ve Derne gibi liman şehirlerinde varlık göstermiştir. Ancak Batı Libya’daki Misrata kadar güçlü bir Osmanlı mirası burada yoktur.
Harita 1: Libya’daki Etnik Grupların Dağılımı[10]

Doğu Libya’da etnik yapı büyük ölçüde Arap kabileleri üzerinden şekillenir. Buna ek olarak güneydoğuda Tebu azınlığı, sınır bölgelerinde Mısır ve Sudan kökenli nüfus, şehirlerde ise Osmanlı’dan kalma küçük topluluklar bulunur. Amazigh varlığı ise oldukça sınırlıdır. Dini yapı ise büyük ölçüde Sünnî-Malikî geleneğe dayansa da, tarihsel olarak Senûsiyye tarikatı belirleyici olmuş, son dönemde ise batı bölgesinde olduğu gibi Selefî akımlar etkisini artırmıştır.
Güney Libya
Güney Libya, etnik çeşitliliğin en yüksek olduğu bölgedir. Tuaregler ve Tebuların yanı sıra Arap kabileleri ve Sahra altı Afrikalı göçmenlerle en karışık nüfus yapısına sahiptir. Güney Libya’da dini yapılanma diğer bölgelere göre fark arz etmektedir. Bölgede gündelik ibadet ve toplumsal pratikleri belirleyen ana hat Sünnî-Mâlikî çizgidir. Bu çizgi özellikle Sufi tarikatlardaki çeşitlilikle ön plana çıkmaktadır. Bilhassa Senûsiyye tarikatı tarihsel olarak bölgeyi dini açıdan etkilemiş, Kadiriyye ve Tîcâniyye gibi tasavvufi gelenekleri güçlendirmiştir. Senûsiyye, 19. yüzyıldan itibaren sahra yollarında zaviyeler ağıyla dinî-sosyal düzen kurmuş; Caghbub–Kufra ekseninde merkeziyet yaratarak Fezzan ve Sahel’e doğru tesir göstermiştir. Kadiriyye ve Ticaniyye ise özellikle Tuareg-Tebu topluluklarıyla kesişen sahra kültür havzasında yayılım göstermiştir. 2011 sonrası süreçte ise Selefi-Medhali ağlar bölgedeki yerel güçlerle etkileşim içinde olmuştur.[11] 2014 sonrası güvenlik alanına nüfuz eden Medhalî-Selefî ağlar, güneyde bazı yerel güç yapılanmaları üzerinden etki kurmuştur. Bu yönelim, Mâlikî-tasavvufî pratiklerle yer yer gerilim üretmektedir. Güneyde Fizan’ın siyasal ve ekonomik merkezi olan Zawila, geçmişte İbâdî geleneğin önemli bir odağıydı. Günümüzde İbâdîlik bölge demografisinde artık marjinal bir izdir; tarihsel mirası ise şehir dokusu ve yazılı kaynaklarda açıkça görülmektedir.
Araplar
Güney Libya’daki Araplar hem tarihî kökleri hem de demografik ağırlıkları nedeniyle bölgenin siyasi, ekonomik ve toplumsal dokusunu belirleyen ana aktörlerdir. Ancak kabileler arası rekabet, Tebu ve Tuareg ile gerilimler ve merkezi otoritenin zayıflığı, bu etkinliği aynı zamanda istikrarsızlık kaynağı haline getirmektedir. Güneyde ön plana çıkan kabileler şunlardır:
- Evlad Süleyman: Sebha merkezli, Fezzan’ın en güçlü kabilelerinden biri.
- Mağarha: Güçlü nüfusa sahip, Kaddafi döneminde etkin olmuş.
- Kadhafa: Kaddafi’nin kabilesi, Sirte kökenli ama Fezzan’da da etkili.
- Hassawna, Awlad Bu Sayf, Mahamid gibi diğer bedevi kabileler de bölgenin Arap dokusunu tamamlar.
- Tuaregler: Ağırlıklı olarak ülkenin güneybatısında, Ghat, Ubari ve Murzuq çevresinde yoğunlaşmıştır. Sahra boyunca Mali, Nijer ve Cezayir’deki Tuareglerle kültürel bağlarını sürdürmektedirler. Tuaregler, Güneybatı Libya’da Ghat, Ubari, Sebha şehirlerinde yaşayan göçebe bir Berberi halkıdır.

Tebular
Tebular daha çok Kufra ve çevresinde, yani ülkenin güneydoğusunda yaşamaktadır. Çad ve Nijer’deki Tebu topluluklarıyla sıkı bağlara sahiptirler.
Güney bölgesinde göçmen toplulukların ve Sahra altı Afrikalı işçilerin de dikkate değer bir varlığı söz konusudur. Bu durum, bölgeyi hem etnik açıdan en heterojen hem de sınır-aşan dinamiklerle en çok etkileşim halinde olan coğrafya haline getirmektedir.
Libya Sınır Bölgeleri ve Sahra Ötesi Dinamikleri
Libya, sadece Akdeniz’e bakan kuzey kıyılarıyla değil, aynı zamanda Sahra-ötesi bağlantılarıyla da bir “Afrika-Ortadoğu köprüsü” işlevi görmektedir. Ülke, Mısır, Sudan, Çad, Nijer, Cezayir ve Tunus ile sınır komşusudur. Bu geniş sınır hattı çoğunlukla çöl arazisinden geçtiği için denetimi zayıf ve geçirgendir. Bu sınır hatları devlet otoritesinin en zayıf olduğu alanlardır. Tarih boyunca sahra ticaret yollarının kavşak noktası olan Fezzan bölgesi, 2011 sonrası dönemde milis gruplar, kabileler ve sınır ötesi silahlı aktörler arasında sık sık çatışmalara sahne olmuştur. Bilhassa Çad, Nijer ve Sudan kaynaklı silahlı gruplar Libya’daki bu iç savaşa dâhil olmuş, sınır bölgelerini bir arka cephe olarak kullanmıştır. Bu durum, sınır bölgelerinin sadece yerel değil bölgesel jeopolitik bir mesele olduğunu göstermektedir. Tebular Çad ve Nijer, Tuaregler ise Mali, Nijer ve Cezayir’le bağlantılarıyla Libya’daki iç savaşlarda farklı taraflarla ittifak kurarak kendi özerklik alanlarını genişletmeye çalışmışlardır. [12]
Sahra hattı günümüzde akaryakıt, sigara, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı için stratejik bir merkez konumundadır. Uç hatlardaki dini ve etnik yapılardaki çeşitlilik ve sınır ötesi ağlar (ticaret, göç, silah) Libya’nın sınır bölgelerini dinamik ve kırılgan kılmaktadır. Sahra-altı Afrika’dan (Nijer, Çad, Mali) gelen düzensiz göçmenler, Libya üzerinden Akdeniz’e ulaşmaya çalışmaktadır. Bu durum Libya’nın sınır bölgelerindeki devlet otoritesindeki zayıflığı ve kırılganlığı göstermektedir.
Sonuç
Libya, tarihsel süreçler ve jeopolitik konumunun etkisiyle etnik ve dini açıdan çok katmanlı bir toplumsal yapıya sahiptir. Batı bölgesi Arap, Amazigh ve Osmanlı kökenli toplulukların iç içe geçtiği bir mozaiğe; doğu bölgesi daha homojen Arap kabile yapısına; güney bölgesi ise Tuareg, Tebu ve göçmen nüfusun ağırlıkta olduğu heterojen bir yapıya sahiptir. Bu çeşitlilik, Libya’nın kültürel zenginliği olduğu kadar modern dönemde siyasi rekabet, kimlik tartışmaları ve çatışma dinamiklerinin de temelini oluşturmuştur. Bununla birlikte Libya’nın Akdeniz ve Sahra-ötesi bağlantıları, ülkeyi sadece yerel değil bölgesel ve küresel jeopolitik denge açısından da kritik bir konuma taşımaktadır.
Dipnotlar:
[1] 1. Herodotus, The Histories, çev. Aubrey de Sélincourt (Penguin Classics, 1991), 145.
[2] Strabo, Geography, çev. H. L. Jones (Harvard University Press, 2005), 87.
[3] International Crisis Group, The Libyan Political Agreement: Time for a Reset (ICG, 2015).
[4] Minority Rights Group International, World Directory of Minorities and Indigenous Peoples – Libya, (MRGI, 2018).
[5] Dirk Vandewalle, A History of Modern Libya (Cambridge University Press, 2012), 89.
[6] Lisa Anderson, The State and Social Transformation in Tunisia and Libya, 1830–1980, (Princeton University Press, 1986), 112.
[7] Libya Siyasi Destek Merkezi, Libya Toplumsal Araştırmalar Raporu, 2022
[8] Dirk Vandewalle, A History of Modern Libya, (Cambridge University Press, 2012), 45.
[9] Knut S. Vikør, The Maghreb Since 1800: A Short History, (Hurst, 2012), 189.
[10] Fatma G. Yalvaç, Libya Coğrafyası, (Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü, 2023), 46.
[11] Frederic Wehrey, The Burning Shores: Inside the Battle for the New Libya, Farrar, (Straus and Giroux, 2018), 187.
[12] Jeremy Keenan, The Tuareg: People of Ahaggar, (Routledge, 2004), 95.


