17 Ocak 2025 Cuma günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Moskova’da “20 yıllık Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması” imzalamıştır. Bu anlaşma bilhassa İran’ın vekil güçlerinden Hizbullah’ın, Lübnan ve Suriye’de darbeler almasıyla Suriye’nin “Direniş Ekseni” cephesinden düşmesi sonrasında gerçekleşmiştir. Bu açıdan görüşmenin bağlamı İran’ın güvenlik refleksleri doğrultusunda önem taşımaktadır. Bir diğer önemli endişe de İran’ın uluslararası ekonomi ve enerji koridorları dışında kaldığı ya da bu hatlardan izole edildiği algılamasıdır. Öyle ki Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Putin görüşmesinde, bölgedeki mevcut enerji ve ekonomik koridor projeksiyonlarına alternatif bir proje (Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru, International North-South Transit Corridor, INSTC) gündeme getirilmiştir. Bu proje ile Rusya doğal gazının Güney Kafkasya bölgesi dahilinde İran üzerinden Hindistan’a ulaştırılması yine aynı hattın Afrika pazarına ulaşması amaçlanmıştır.
Dış politika ve güvenlik stratejilerinin bir yaşam alanına ihtiyaç duyduğunu düşünürsek bu durum, İran’ın güvenlik strateji ve dış politikalarına yeni bir yaşam alanı açmaya çalıştığını göstermektedir. Zira İran’ın bölgesel etkilerinin daha sınırlı olması istenen bir konjonktür içine girilmiştir. Bununla beraber, konjonktür İran’ın daha çok kendi iç meseleleriyle meşgul olmasına yönelik gelişmektedir. Nitekim bu şartlar İran’ın özellikle güvenlik stratejilerinin yaşam alanı bulmasını sınırlandırmıştır. Direniş ekseni vekil güçleri dahilinde yaşanan son kayıplar ve alınan darbeler, İran’ı yeni bir güvenlik formülasyonu geliştirmeye mecbur bırakmıştır. Rusya ile gerçekleşen görüşme de bu yüzden önem kazanmaktadır. Öyle ki görüşmede savunma ve güvenlik ittifakları geliştirilmesine dair konular da ele alınmıştır. Bu kapsamda 47 maddelik anlaşmaya göre “iki ülke ortak askeri tehditlere karşı birlikte hareket edecek, ortak askeri tatbikatlar düzenleyecek ve askeri-teknik alanda iş birliğini geliştirecekler. Yine güvenlik ve savunma ortaklığı dahilinde ülkelerden birine bir saldırı gerçekleşmesi halinde, diğer ülkenin saldıran tarafa destek vermemeyi taahhüt ettiği anlaşmada, taraflar, topraklarını diğer ülkenin istikrarına zarar verebilecek ayrılıkçı hareketler tarafından kullanılmasına izin vermeyecekler.” Bu iki madde bilhassa şahin politikalarıyla bilinen ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın maksimum baskı politikasına karşı İran’ın bir reaksiyonu olarak okunabilir. Zira ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik baskıyı artıracağı beklenirken İran’ın uranyum zenginleştirme nükleer tesislerini (Fordo ve Natanz) hedef alması muhtemel bir hava saldırısı belirleyici güvenlik endişeleri arasındadır.
Rusya-İran Stratejik Anlaşmasının Muhtemel Limitleri
ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya-Ukrayna Savaşı’nı bitirmesi ve Rusya ile ilişkileri yeniden düzeltmesi İran-Rusya stratejik ortaklığını olumsuz yönde etkileme potansiyeli taşımaktadır. Buna bağlı olarak 18 Şubat 2025 tarihinde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Rusya ve ABD Dışişleri Bakanlarının görüşmesinin ardından İran ve ABD’nin olası bir anlaşmasında Rusya’nın arabulucu olacağına yönelik gelişmeler gündeme gelmiştir. Bu durum, Rusya’nın İran’a sağlayacağı olası stratejik seviyeli askeri yardımların, ABD’nin etkisinde şekillenmesine neden olabilir. Bir başka ifadeyle, Rusya, ABD’nin istemediği stratejik askeri yardımları bu anlaşmaya bağlı olarak sınırlandırabilir. Öte yandan, bu anlaşmayı etkileyecek dış aktörlerden birisi de İsrail’dir. İsrail-Rusya arasında başta Suriye olmak üzere İran’a karşı oluşan de fakto uzlaşılar ve çatışmasızlık taahhütlerinden bahsedilebilir. Ancak Ukrayna Savaşı dahilinde geleneksel şartların değiştiği aktörlerin kendi akut güvenlik endişelerine odaklandığı dikkate alındığında, aktörlerin tüm bu geleneksel eğilimlerine rağmen yeni askeri maksatlı ortaklıklar ve iş birliklerin de artması kuvvetle muhtemeldir. Örneğin, İsrail’in Ukrayna’ya askeri bir yardımı, Rusya’nın İran’a askeri desteği ile sonuçlanacağı gibi Rusya’nın İran’a askeri yardımı da İsrail’in Ukrayna’ya askeri yardımlarıyla karşılık bulabilir. Nitekim yakın zamanda gündeme gelen İsrail’in Lübnan ve Suriye’deki Sovyet dönemi silahları Ukrayna’ya göndermesi iddiası da bu temelde okunabilir. Bu durumda aktörlerin mütekabiliyet ve dengeleme maksatlarını gözettiği yeni bir bağlamdan bahsedilebilir.
Ukrayna’da Rusya ve ABD arasında anlaşma gelişmesine bağlı olarak bu durum Rusya-İsrail ilişkilerini de etkileyebilecektir. Bu kapsamda, Suriye’de 8 Aralık Devrimi sonrası İsrail’in Suriye’de Türkiye yerine Rus askeri üslerinin kalması için ABD’yi ikna etmeye çalıştığı gündeme gelmiştir. Buna göre İsrail, Suriye’de hava savunmanın yine Rusya tarafından sağlanmasını istemektedir. Böylelikle İsrail 8 Aralık öncesi dönemde olduğu gibi Suriye’de gelişebilecek olası tehditlere karşı Rusya ile modus operandiyi (alışıla geldik çalışma yöntemi) sürdürerek kendini görece güvene almaya çalışmaktadır. ABD-Rusya’nın anlaşmazlığında bu yönde bir beklentiye yönelik ihtimaller azalırken Ukrayna Savaşı dahilinde Rusya ve ABD arasında oluşabilecek anlaşma, Rusya-İsrail ikili ilişkilerinin de görece gelişmesine olanak sağlayabilecektir. Nitekim bu durum, Suriye’de İsrail’in çabalarına bağlı olarak Rusya’nın sınırlı askeri varlığının kalmasına neden olabilir. İsrail bu yolla Suriye’ye yönelik istikbaldeki muhtemel hava operasyonlarını temin altına alabilecektir. Zira 8 Aralık öncesi dönemde İsrail hava saldırılarını Rusya ile koordineli şekilde yapılabilirken aynı durumu Türkiye ile gerçekleştiremeyeceğini değerlendirmektedir. Bu tarafıyla Rusya-İran stratejik anlaşması da ABD-Rusya anlaşmasına bağlı olarak Suriye dosyası dahilinde bu yönde bir etkiye maruz kalabilecektir.
Her ne kadar Rusya ve İran stratejik anlaşması, dış ve çevresel faktörlere bağlı olarak muhtelif ihtilaf ve ayrışmalar yaşasa da Rusya ve İran’ın Ukrayna Savaşı sonrası karşılaştığı ortak sorunlar, iki aktörü iş birliklerine ve uzlaşılara yönlendirmiştir. Nitekim Rusya-İran stratejik anlaşmasının doğması da maruz kalınan bu ortak güvenlik endişeleri üzerinden açıklanabilir.
2022 Şubat’ta başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı devam etmekte ve bu durum beraberinde hem Rusya’nın hem de İran’ın bölgesel pozisyonlarını ve politikalarını etkilemektedir. Bu ortak etkiler stratejik anlamda iki temel seviyede görülmektedir. Bunlardan birincisi, enerji kaynaklarının uluslararası pazarlara ulaştırılması, enerji arz güvenlik ve istikrarıyken ikinci temel seviye de aktörlerin güvenlik strateji ve dış politikalarının yaşam alanı bulması üzerinedir. Bu doğrultuda, bu iki temel seviyenin etkileri bilhassa Rusya ve İran için oldukça önemli sonuçlar oluşturmaktadır. Zira Rusya devam eden savaştan dolayı enerji kaynaklarını uluslararası pazarlara ulaştırma konusunda sorunlar yaşamaktadır. Buna bağlı olarak da güvenlik strateji ve dış politikalarına uygun bir manevra alanı açmakta da zorluklarla karşılaşmaktadır.
Benzer şekilde İran da bölgedeki enerji ve ekonomik koridorlar içinde yer almaya çalışmakta ve bu doğrultuda güvenlik stratejileri ve dış politikalarına yaşam alanı bulma arayışındadır. Öte yandan Ukrayna Savaşı’nın bitmesine bağlı olarak, Rusya’nın bu iki temel seviyede yaşadığı endişelerin giderilmesi, güvenlik arayışında gelişen Rusya-İran stratejik ilişkilerinin temelini etkileyebilme potansiyeline sahiptir. Bu durum İran’ın aleyhine, anlaşmanın istenen sonuçları verememesi yönünde yeni gelişmelere neden olabilir. Rusya-İran anlaşması kapsamında uzlaşıya varılan stratejik yardımların uygulamada gerçekleşip gerçekleşmeyeceği de yine bu etkiler üzerinden netleşecektir. Bir diğer ifadeyle, Rusya-İran stratejik anlaşmasının seyri özetle muhtemel ABD-Rusya uzlaşısı, Ukrayna Savaşı’nın sona ermesi ve İsrail gibi başlıca çevresel ve dış faktörlere bağlı bir yön alabilecektir.
Anlaşmanın Askeri İşbirliklerine Etkisi ve Muhtemel İlerleme Alanları
Bu anlaşma ile İran-Rusya’nın savunma ve güvenlik ittifakları dahilinde yeni gelişmeler olması beklenebilir. Bilhassa İran, devrimden bu yana modernleştiremediği hava kuvvetleri envanterini ve hava kuvvetleri yapısını Rusya’dan alacağı SU-35 ve YAK-130 gibi savaş uçakları ile yenilemek istemektedir. Bu durum, İran’ın savunma ve güvenlik akut ihtiyaçlarının karşılanması açısından oldukça önemli bir önceliktir. Her ne kadar İran-Rusya anlaşmalarının ardından bu alanlarda ilerlemeler beklenilse de istenilen somut adımlar henüz gerçekleşmemiştir. Diğer taraftan Rusya da Ukrayna Savaşı’nda şiddet caydırıcılığını artırmak maksadıyla mobilite-tedarik sorunlarını çözmek ve cephane stoklarını güçlendirmek üzere İran’ın Şahit-136 kamikaze İHA’larını kullanmaktadır. Ukrayna Savaşı dahilinde de Rusya’nın elektronik harbe bağışık, daha hassas güdümlü, manevra kabiliyeti yüksek Şahit-136’ları modernize ettiğine dair yeni bulgular uluslararası raporlarca konu edinilmiştir. Buna ek olarak, Rusya’nın İran desteğiyle Tataristan’da Alabuga Kamikaze İHA üretim tesisi kurduğu da açık kaynaklara yansımıştır. Buna karşılık İran’ın Rusya’ya Fatih-360 taktik balistik füzelerinin (120 km menzil/150 kg savaş başlığı, hassas güdümlü) ayrıca da Arman balistik füze savunma sisteminin tedarik edileceğine dair pek çok iddia gündeme geldiyse de buna dair taraflarca teyit edilen somut bir ilerleme gerçekleşmemiştir.
Bir diğer alan da havacılık ve uzay sektörü dahilinde yer alan stratejik ve askeri maksatlı uydu teknolojilerinin geliştirilmesi üzerinedir. İran güneş-eş zamanlı ve yer-eş zamanlı yörüngeye uydu gönderebilmek için Rus uydu fırlatma araçlarını (UFA) ve fırlatma tesislerini kullanmaktadır. İran yer eş zamanlı ve güneş eş zamanlı yörüngelere ulaşmak için uydu teknolojilerinin geliştirilmesi ve uyduların fırlatılması doğrultusunda iş birlikleri gerçekleştirmiştir. Zira İran balistik füze ve uydu/uzay programı dahilinde bazı kısıt ve zorluklarla karşılaşmakta, bu zorlukları aşmak üzere iş birliklerine başvurmaktadır. Rusya’nın yüksek yörüngelere uydu fırlatma ve bu yörüngelere adapte uydu teknolojilerini geliştirebilme tecrübesi İran için önemli olmaktadır. Güneş eş zamanlı ve yer eş zamanlı uydular, askeri maksatlarda gözetleme, görüntüleme ve istihbarat görevleri için işlevsel bir yerde durmaktadır. Bununla birlikte, alternatif navigasyon ve küresel konumlandırma sistemlerinin geliştirilmesi de yer eş zamanlı yörüngelere ulaşabilen uydularla mümkündür. Alternatif konumlandırma sistemleri bilhassa elektronik harp saldırılarına karşı kırılganlıkları azaltma açısından önemli bir hedeftir.
Tüm bu gelişmeler ve anlaşmayla birlikte İran’ın balistik füze ve S/İHA programı dahilinde navigasyon-güdüm sistemlerinde ilerlemeler beklenebilir. Yine yüksek çözünürlüklü metre-altı uydu görüntüleme teknolojilerinin ve de bölgesel bazlı küp uydu ağlarının geliştirilmesi dahilinde yeni gelişmeler ve teknoloji transferlerinin ivme kazanması kuvvetle muhtemel görünmektedir. Ayrıca İran’ın S/İHA’ların kısıtlarından birisi olan haberleşme menzilini geliştirmeye yönelik adımlar da bu ortaklık alanı içinde yer alabilir. Bu noktada uzun menzillerde ya da belirli bir bölge dahilinde S/İHA’ların uydu ile haberleşmesine yönelik (SATCOM) gelişmeler de öncelik kazanabilir.
Savunma alanında önemli alanlardan birisi de elektronik harp teknolojileridir. Bu bilhassa ABD ya da İsrail tarafından düzenlenecek olası bir hava saldırısında kullanılması beklenen radara görünmez F-35 savaş uçakları ve S/İHA’lara karşı güvenlik tehdit algılamalarının bir sonucudur. Bu doğrultuda, İran her ne kadar F-35’i hava savunma sistemleri ile önleyemeyeceği değerlendirmelerine sahip olsa da F-35’lerin ya da S/İHA’ların uydularla haberleşmesini keserek ya da sinyalleri karıştırarak operasyonel kabiliyetini sınırlandırmayı hedeflemektedir. Bu maksatla Rusların elektronik harp teknolojilerinden birisi olan uzun menzilli ve yüksek frekanslı Murmansk-BN’ye benzer teknolojiler önemli bir ortaklık alanı olarak gelişebilir. Yine hava savunma sistemleri dahilinde de gelişmeler yaşanabilir. Zira 19 Nisan 2024 ve 26 Ekim 2024 tarihlerinde İsrail’in İran’ı hedef alan hava saldırıları sonucunda uranyum zenginleştirme tesislerini koruyan hava savunma sistemleri (Rus yapımı S-300 ve S-300PMU-2) önemli ölçüde sakatlanmıştır. Bunu telafi edecek hava savunma sistemlerinin tedarik edilmesi de kuvvetle muhtemel öncelikler arasındadır.
Sonuç olarak, Rusya’nın İran’a havacılık ve uzay alanı dahilinde kapasite ve kabiliyetlerine yönelik stratejik askeri yardımları İsrail’in olası hava saldırılarının önlenmesinde bazı avantajlar sağlayabilir. Ancak bu yardımların istenen sonuçları oluşturması ve İran’ın akut güvenlik endişelerini gidermesi zaman alacaktır. Buna karşın hazır teknoloji ve silah transferleri zaman sorununu çözebilecektir. Bilhassa bu durum uydularla modern savaş uçakları arasında iletişim ve haberleşmeyi kesecek ya da bozacak gelişmiş elektronik harp sistemleri özelinde somutlaşabilir. İran’ın hava savunma zafiyetleri mevcut şartlar itibarıyla İran’ın akut güvenlik endişelerini artırmaktadır. Bu durumdan ötürü İran için hazır teknoloji ve silah tedarikleri öncelikli konumda yer almaktadır.
İran’ın caydırıcı kapasitesini artıran balistik füze teknolojileri ve uydu teknolojilerini geliştirecek Rus askeri yardımları da İran’ın ulusal savunma ve güvenlik endişelerinin giderilmesinde rol alabilecektir. Ancak bu tür stratejik yardımların konjonktüre göre değişme ihtimali yüksek görünmektedir. Zira aktörlerin ikili ilişkilerini etkileyen dış ve çevresel faktörler bu durumda önem kazanmaktadır. Bu anlamda, uluslararası ve bölgesel konjonktüre bağlı olarak değişim gösterecek politikalar, aktörler arası mütekabiliyet ilişkileri, kazanç ve taviz dengeleri İran-Rusya stratejik anlaşmasının hayata geçip geçmeyeceği konusunda belirleyici olabilecektir.


