Yapay zeka entegreli sistemlerin günümüzde; hükümetler, özel ve kamu kuruluşları tarafından iktisadi, siyasi, sosyal ve güvenlik alanları başta olmak üzere hayatın her noktasında etkin bir şekilde kullanımları söz konusu. Hükümetlerin ve birlikte çalıştıkları özel şirketlerin toplumları denetleme/gözetleme alanlarında yapay zeka sistemlerini kullanmaları bir dizi tartışmayı beraberinde getiriyor. Kitlesel gözetim yeni bir olgu olmasa bile, yapay zeka destekli sistemler sayesinde hükümetlerin halkları daha etkili bir şekilde takip ettiklerine dair veriler mevcut. Özellikle son beş yılda politik ve ideolojik protestolarda yapay zeka destekli sistemlerin yaygın kullanımına dair artıştan söz edilebilir. Politik protestoların arttığı dönemlerde, söz konusu teknolojilerin yalnızca güvenlik önlemi olarak değil, aynı zamanda protestocuları bastırma, grupları fişleme ve sosyal kontrolü derinleştirme amacı taşıdığına dair endişeler mevcut. 7 Ekim sonrasında İsrail’in soykırıma uzanan saldırıları sonrasında küresel bir protesto dalgasının başlaması yapay zeka destekli sistemlerin kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra özel sektör eliyle de yaygın biçimde kullanıldığı ortaya çıktı. İsrail karşıtlığında yürütülen protestolarda sosyal medya taraması ve analizi, yüz tanıma sistemleri, OSINT(Open Source Intelligence/ Açık Kaynak İstihbaratı) İHA, vücut kamerası gibi birçok yapay zeka destekli araçların insan haklarına aykırı şekilde kullanımı, ABD hükümetinin özel sektör firmalarından aldığı destekler tartışmaların aksını değiştirmiş durumda. Dataminr, ClearviewAl, Navigate360 ve NesherAl gibi şirketlerin protestolarda oynamış oldukları roller, söz konusu şirketlerin veri toplama yöntemleri, hedef kitleleri, protestolardaki kişilerin kimlik tespitine dair ABD güvenlik birimlerine ilettikleri veriler dikkat çekici.
Yeni Gözetim Biçimleri: Filistin Yanlısı Gösterilerde Kullanılan Teknoloji Şirketleri ve Yapay Zeka Araçları
7 Ekim sonrasında İsrail’in Gazze’de başlattığı soykırım, uluslararası vicdanı yeniden uyandırdı. Dünyanın birçok yerinde İsrail karşıtı protestolar düzenlendi. Özellikle ABD’de de İsrail karşıtı düzenlenen gösteriler hem ülkede hem de ülke dışında birçok dinamiği değiştirdi. İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiğine dair açık ifadelerin ABD toplumundaki büyük bir çoğunlukta yüksek sesle dile getirilmesi, ABD hükümetinin Netanyahu hükümeti ve İsrail lobisi ile olan ilişkilerini zora soktu. Trump yönetimi ise 30 Ocak’ta Filistin’i destekleyen gösterileri “Hamas Yanlısı” faaliyetler olarak nitelendirdi ve göstericileri hedef alan bir yürütme emri imzaladı.
7 Ekim 2023’te İsrail, halkına karşı düzenlenen Hamas terörist saldırılarının ardından politikanın ilerletilmesi için ek önlemler talimatını verir. Bu saldırılar, özellikle okullarımızda ve kampüslerimizde vatandaşlarımıza karşı benzeri görülmemiş bir iğrenç anti-Semitik ayrımcılık, vandalizm ve şiddet dalgası başlattı. Yahudi öğrenciler, amansız bir ayrımcılık saldırısıyla; kütüphaneler ve sınıflar dahil olmak üzere kampüs ortak alanlarına ve tesislerine erişimin engellenmesiyle; korkutma, taciz ve fiziksel tehdit ve saldırılarla karşı karşıya kaldılar…7 Ekim 2023’ten sonra kampüs antisemitizmiyle ilgili veya bundan kaynaklanan sivil hakları ihlalleri iddia eden tüm idari şikayetlerin bir envanterini ve analizini içeren bir raporu başkana sunacaktır… Böylece bu kurumlar, yabancı öğrenciler ve personelin bu gerekçelerle ilgili faaliyetlerini izleyebilir, raporlayabilir ve yabancılar hakkındaki bu tür raporların, uygun ve geçerli yasalarla tutarlı bir şekilde soruşturmalara ve gerekirse bu tür yabancıları uzaklaştırma eylemlerine yol açmasını sağlayabilirler.
Trump söz konusu yürütmeyi “7 Ekim 2023’ten bu yana kampüslerimizde ve sokaklarımızda artan anti-Semitizmin önüne geçmek için tüm Federal kaynakları seferber etmek amacıyla güçlü ve benzeri görülmemiş adımlar atıyoruz.” ifadeleriyle X hesabından kamuoyu ile paylaştı. Bu bilgi notuyla aslında Trump hükümeti; protestoları engelleme ve/veya katılımı azaltmayla ilgili sert uygulamaları hayata geçirmenin yanı sıra yapay zeka destekli gözetim teknolojilerini de ileri seviyede kullanacağının sinyallerini vermiş oldu. Bilindiği üzere günümüzde protestolar salt sokaklarda değil, dijital veri akışlarında da izlenebilir ve aksiyon alınabilir halde. Buradan hareketle ABD yönetimi ivedi bir şekilde hayata geçirdiği yapay zeka gözetim teknolojilerini kullanarak göstericileri “etiketlemeye” başladı. Protestoların gözetlenmesinde öne çıkan şirketler: Dataminr, Clearview, Navigate ve yapay zeka sistemi NesherAl’dır. Söz konusu bu şirketler; OSINT’den gerçek zamanlı veri madenciliğine, yüz tanıma/ analiz etmeden sosyal medya analizine kadar birçok hizmet sunarak ABD hükümeti, kamu kurumları ve üniversiteler gibi farklı yapılarla iş birliği içerisinde çalışmakta.
Tablo 1: Protestoların Gözetlenmesinde Öne Çıkan Şirketlerin Teknolojik Donanımları, Faaliyet Alanları, İşlevsellikleri, Üstlendikleri Roller vb. İlişkin Bilgiler

Dataminr’ın Şirketinin Sağladığı Veriler
ABD’de 7 Ekim sonrası İsrail’in düzenlediği acımasız saldırılarının hemen akabinde binlerce kişi Los Angeles’taki İsrail konsolosluğu önünde Filistin yanlısı gösteriler düzenledi. Gösteriler devam ederken Los Angeles polis departmanının Dataminr isimli bir şirketle iş birliği yaparak Filistin ile ilgili protestoları ve bireylere ait “anayasal olarak korunan” konuşmaları takip ettiği ortaya çıktı. Dataminr 2009 yılında merkezi New York olan bir teknoloji şirketi. Temel fonksiyonu OSINT üzerine kurgulu. Genel anlamda; sosyal medya, haber kaynakları, sensörler, bloglar ve web içerisindeki birçok kaynağı tarayarak elde etmiş olduğu verileri analiz edip, kullanıcılarına/müşterilerine olaylar henüz haber kaynaklarına yansımadan önce bilgi iletmek üzerine, “Dataminr Pulse”, “First Alert” ve “Dataminr for News” gibi bir dizi hizmet sunuyor. Söz konusu şirketin Ekim 2023 ve Nisan 2024 aralığında Los Angeles polis departmanına hizmet verdiği, 50’den fazla protestoyu işaretlediği ve protestoların birçoğu gerçekleşmeden sosyal medyada özellikle X, Snapchat ve Telegram’daki veriler yoluyla kolluk kuvvetlerine bir düzine uyarıda bulunduğu ortaya çıktı. Şirket, CIA’in 1999 yılında bağımsız, kâr amacı gütmeyen stratejik risk sermayesi kolu olan IN-Q-Tel tarafından fonlanmakla birlikte Elon Musk’ın sahibi olduğu X sosyal medya platformuyla da uzun süredir devam eden “resmi ortak” statüsüne sahip. Her ne kadar Dataminr üzerinden X kullanıcı verilerinin istihbarat birimlerine verilemeyeceğine dair açıklamalar yapılmış olsa bile şirketin Beyaz Saray ile hâlen devam eden sözleşmelerinin olduğu biliniyor. ABD’deki Filistin destekli gösterilerde yüzlerce protestocunun tutuklanmasında Dataminr rolünün ne olduğu günümüzde tartışmalı durumda.
Navagite360
Navagite360 hâlihazırda ABD’deki üniversite, iş yeri, kamu kurum ve kamu güvenlik ajanslarına modern güvenlik önlemleri sunan bir teknoloji şirketi. Şiddet, zorbalık ve diğer tehlikeli durumları önceden tespit edebilen yazılımlar geliştiren şirket 2019 yılında Social Sentinel ile birleşerek kapsamını genişletti. Social Sentinel ise kamuya açık sosyal medya paylaşımlarını ve kurumsal e-posta akışlarını tarayarak potansiyel şiddet eylemi planlanmasını önceden belirleyen bir şirket. Navagite360’ın ABD’de UCLA, Duke Üniversitesi gibi 37 farklı üniversitede aktif olarak kullanıldığı biliniyor. Şirket kendisini Filistin’in desteklendiği gösterilerde üniversite yönetimlerinin protestolara yanıt verebileceği bir araç olarak pazarladı. Navagite360’ın üniversite yönetimleri ve kolluk kuvvetiyle birlikte geliştirdiği iş birliğiyle eylemlerin yoğunlaştığı dönemlerde, sosyal medya üzerinden eylem çağrılarını ve katılımcı verilerini elde etmek için sosyal medya paylaşımlarını taradığı biliniyor. Ayrıca, kimlerin gösteriye katılacağı/ katıldığı yönünde aktif şekilde veri topladığına dair kuvvetli iddialar da söz konusu.
ClearviewAl
Görsel 1: ClearviewAI’in Görselleri Eşleştirmesi

Kaynak: New York Times.
ClearviewAl yüz tanıma sistemleri ile bilinen bir şirket. ClearviewAl’ın resmî web sitesindeki bilgilere göre; şirket, tüm kolluk kuvvetleri veri tabanında 50 milyardan fazla görüntüye sahip olduğunu belirtiyor. Bunun yanı sıra yapılan taramalar sonrasında tüm demografik özellikler için %99 oranında başarı elde ettiklerini dair çarpıcı detaylara yer veriyor. 50 milyar görüntünün nasıl elde edildiği ise tartışmanın odak noktalarından biri. Şirketin verdiği bilgilere göre söz konusu görüntüler kamuya açık kaynaklardan gelen (sosyal medya platformları, bloglar, web üzerindeki görsellerden) görüntülerin gruplanmasıyla oluşturulmuş durumda. Şirketin hâlihazırda müşterileri arasında ABD’deki birçok yerel polis departmanı, İç Güvenlik Bakanlığı yer almakla birlikte, şirketin FBI ve Pentagon ile sözleşmelerinin olduğu biliniyor. ClearviewAl’ın Filistin destekli gösterilerde çekilen ve sosyal medyada yer alan görüntüleri veri tabanına attığı ve bununla ABD kolluk kuvvetlerine veri aktardığına dair iddialar mevcut.
NesherAl
Stellar Defense & Cyber Intelligence CEO’su yazılım mühendisi Eliyahu Hawila tarafından geliştirilen NesherAl, İsrail’in gerçekleştirdiği soykırıma karşı yürütülen protestolarda kullanımı hem ABD’de hem de uluslararası kamuoyunda büyük bir tepkiye neden oldu. “Kartal” anlamına gelen “Nesher” Filistin yanlısı göstericileri tespit edip ifşa emek adına yüksek teknolojili bir kampanya başlattı. Sağcı Siyonist gençlik hareketi Betar ile ortaklaşa yürütülen kampanya, ABD göçmenlik yetkililerine Gazze’deki İsrail eylemlerine karşı protesto gösterilerine katılan yabancı öğrencileri tespit etme ve sınır dışı etme konusunda yardımcı olmayı amaçlıyor. NesherAI, “terörist, tehdit unsuru ve şiddet suçlusu” olarak değerlendirilen kişileri takip etmek için tasarlanmış gelişmiş bir gözetleme aracı olarak pazarlanıyor. Stellar Defense’in tanıtım materyallerine göre, yapay zeka destekli sistem maskeli yüzleri analiz edip bunları çevrimiçi profillerle çapraz referanslayarak gerçek zamanlı şekilde kişilerin kimliklerini ortaya çıkarabiliyor.
Kampüs Protestolarının Yasaklanması ve Antidemokratik Tutuklamalar
Dataminr, Navigate360, ClearwievAl’ın kampüs protestolarını izlemesi, (her ne kadar ikinci Trump dönemi öncesinde başlamış olsa bile) Beyaz Saray’ın İsrail ve Filistin’deki soykırımı eleştiren her türlü konuşmayı açıkça suç sayma girişimleri göz önüne alındığında Trump hükümetinin ifade özgürlüğünü hiçe sayarak toplumsal bir kaosa zemin hazırladığı söylenebilir. ClearviewAl, NesherAl gibi yapay zeka destekli yüz tanıma sistemlerinin kullanımı ise ifade özgürlüğünün ötesinde bireysel hakların gaspına neden olmakta.
Görsel 2: ClearviewAI’in Filistin Destekli Gösterilerde Çalışma Prensibi

Kaynak: Bu görsel, yazar tarafından ChatGPT ile üretilmiştir.
ClearviewAl ve NesherAl sosyal medya akışlarında, haber sitelerinde ve hatta web üzerindeki herhangi bir alandan elde edilen protesto gösterilerinde yer alan bireyleri analiz ederek kendilerine ait yüz izi veri tabanına kaydediyor. Elde ettikleri verilerle de bireylerin yüz hatları, göz şekli ve boyutu gibi biyometriklerini inceleyerek “kamuya açık” profil fotoğraflarını eşleştiriyorlar. Maske, eşarp veya kısmen kapalı olan yüzler dahi algoritmaların ayrıntılı analizleri sayesinde tanımlanabiliyor. Öyle ki, kullanılan yapay zeka gözetleme araçlarının sağladığı verilerle Columbia Üniversitesi’nde İsrail’in soykırımına karşı öğrenci protestolarını örgütlemeye yardımcı olan eski Columbia öğrencisi Mahmud Halil, sivil giyimli Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza memurları tarafından aniden gözaltına alındı. Beyaz Saray ve ABD Dışişleri Bakanlığı, gözaltının Mahmud’un Hamas ile olan bağlantısı nedeniyle olduğunu ileri sürdü. Trump yönetimi Mahmud’un gözaltına alınmasının akabinde benzer kampüs protestolarına katılan daha fazla kişiyi tutuklama ve sınır dışı etme sözü verdi. Tufts doktora öğrencisi Rümeysa Öztürk’ün tutuklanmasında da yine söz konusu yapay zeka programlarının kullanılarak sosyal medya ve diğer dijital medya faaliyetlerinin izlendiğine yönelik iddialar gündemde. Georgetownlı bir akademisyen olan Badar Khan Suri de sosyal medyada İsrail’in gerçekleştirdiği soykırımı eleştirdiği gerekçesiyle tutuklandı. Sosyal medyada Hamas propagandası yaymak ve antisemitizmi teşvik etmekle suçlanan Suri’nin ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından sınır dışı edilmesine karar verilmiş olsa bile üniversite yönetimi kararı mahkemeye taşıdı.
Sonuç Yerine
ABD, Filistin destekli gösterilerin etkinliğini ve gösterilere katılımı azaltmak için yapay zeka destekli gözetim teknolojilerini çeşitlendirerek kullanmaya devam ediyor. Trump yönetiminin ifade özgürlüğü, protesto hakkı gibi temel demokratik değerleri hiçe sayarak toplumla gerilimli bir ilişki ortaya çıkardığı açık. Kullanılan yapay zeka ekosisteminin salt devlet destekli güvenlik aygıtlarıyla sınırlı kalmayıp, özel sektör ve özellikle lobi kuruluşlarının eliyle sivil alana doğru evrildiğine dair ciddi kanıtlar da mevcut. İsrail’in gerçekleştirdiği soykırıma karşı uluslararası toplumda verilen tepkiye karşı İsrail destekçileri toplumların yaşam alanını dijital bir korkuluğa dönüştürmüş durumda. Gelinen noktada yüzlerce sivil (çoğunluğu üniversite öğrencilerinden oluşan) protestocunun sosyal medya hesaplarında, Filistin destekli yapmış oldukları paylaşımlar ve gösterilere katılımları neticesinde tutuklandıkları yönündeki varsayımlar yadsınamayacak düzeyde. Bütün bunlar distopik gelmesin diye, akıllarda bir şey tutalım: Yapay zeka destekli otomasyon ve karar alma sistemleri hâlihazırda ABD’de aktif bir şekilde kullanılıyor/kullanılmaya da devam edeceğe benziyor. Günün sonunda yapay zeka temelli gözetim teknolojileri, ABD’de toplum içerisindeki en savunmasız olan sıradan bireylerin hayatlarını doğrudan hedef alarak sözde “güvenlik gerekçeleriyle” Trump ve teknoloji oligarşisi ekibinin dijital baskı rejimini meşrulaştırmaya devam edeceğe benziyor.


