back to top
15 Ocak, 2026, Perşembe

Devrimin Birinci Yıl Dönümünde Suriye Ekonomisi

YayınlarAnalizDevrimin Birinci Yıl Dönümünde Suriye Ekonomisi

Devrimin Birinci Yıl Dönümünde Suriye Ekonomisi

Suriye’de altmış yılı aşkın süredir iktidarını koruyan Baas rejimi, 14 yıl süren iç savaş ve muhalefet sürecinin ardından 8 Aralık 2024 itibarıyla sona erdi. Bu sancılı geçiş döneminin ardından Ahmed Şara liderliğinde yeni bir hükümet teşkil edilmiş olsa da Suriye’nin geleceğini tayin edecek yapısal sınamalar sahadaki varlığını koruyor. 10 Mart Mutabakatı ile birlikte hukuki altyapıdan güvenlik mimarisine kadar kurumsallaşma adımları hız kazanmış durumda. Politika yapıcılar nezdinde oluşan bu iyimser atmosfere rağmen akıllardaki temel soru işaretlerinden biri mevcut yönetimin sürdürülebilirliği; daha teknik bir ifadeyle, siyasi düzlemde sağlanan mutabakatın ekonomik kalkınma ve istikrarla desteklenip desteklenemeyeceğidir. Bu analizde, 8 Aralık 2024’ten günümüze Suriye ekonomisindeki dönüşümü ve mevcut kapasite sorunlarını değerlendireceğiz.

Suriye Ekonomisinde Neler Yaşanmıştı?

14 yıllık iç savaş boyunca Suriye ekonomisi yapısal olarak neredeyse yok oluş noktasına gelmiştir. Dünya Bankası’nın tespitlerine göre bu dönemde Suriye’deki iş gücünün yarısından fazlası ülke dışına göç etmiş ya da ülke içerisinde yer değiştirmiştir. Ülkenin GSYH’si neredeyse %50 oranında azalmış; kişi başına düşen gelir 830 dolara kadar gerilemiştir. Ülkelerin ekonomik canlılığını ölçmede önemli göstergelerden birisi olan Gece Işığı Verisi (Night Time Light – NTL), %83 oranında düşüş göstermiştir. Nüfusun dörtte biri yani yaklaşık 5.7 milyon kişi günde 2.15 ABD dolarının altında tüketimle aşırı yoksulluk içinde; nüfusun üçte ikisi ise alt orta gelir yoksulluk sınırının (3.65 ABD doları/gün) altında yaşamak durumunda kalmıştır.

Makro verilere bakıldığında da ülkenin içerisine düştüğü vahim tablo ortaya çıkmaktadır. 14 yıl süren iç savaş boyunca Suriye lirasının (SYP) piyasa döviz kuru, 2010’daki 47 SYP/$ seviyesinden 2024 sonunda 14.800 SYP/$ seviyesine keskin bir şekilde yükselmiştir. Bu dönemde Suriye’ye uygulanan yaptırımlar ve denetimsiz harcamalar sebebiyle kamu gelirlerinde ciddi bir düşüş yaşanmıştır. 2024’te enflasyon göz önünde bulundurularak yapılan analizlere göre kamu gelirleri savaş öncesi dönemin ancak %18,2’sine ulaşabilmiştir. Borç yükü noktasında da 2024 yılı sonunda Suriye’nin toplam borcu GSYİH’nin %128’ine denk gelen yaklaşık 27 milyar ABD doları olarak rapor edilmiştir. Bunun 22,3 milyar ABD doları (%104) dış borç olup, özellikle İran’a yönelik önemli birikmiş borçlar bulunmaktadır. Aynı dönemde kayıt dışı ekonomi de hızla gelişmiştir. Captagon üretimi ve ticareti, ekonominin en değerli sektörü olarak ortaya çıkmıştır. Dünya Bankası, Suriye menşeli Captagon’un yıllık piyasa değerinin 2020-2023 arasında 5.6 milyar ABD dolarına ulaştığını tahmin etmektedir. Aynı dönemde ihracat çökmüş, döviz rezervleri tükenmiştir. Ticaret ortaklıkları Batı ülkelerinden bölgesel aktörlere kaymıştır. Ülke, temel malların ithalatı ve Captagon üretimi gibi kayıt dışı kanallardan dış finansmana bağımlı hâle gelmiştir.

8 Aralık Devrimi Öncesi Suriye Ekonomisine Yönelik Yaptırımlar

Kanlı Esed yönetiminin özellikle Guta katliamı olmak üzere ülkede gerçekleştirdiği bir dizi katliam uluslararası arenada da yankı bulmuştur. Nitekim, devletler Suriye’ye silahlı bir müdahaleden ziyade yaptırımlar üzerinden Esed yönetimini yönlendirmek istemişlerdir. Bu yaptırımlar temel olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) tarafından yürütülmüş, Birleşmiş Milletler (BM) ise daha dar kapsamlı “terörle mücadele” listeleri üzerinden sürece dahil olmuştur.

ABD bu dönemde sadece Suriye’ye değil aynı zamanda Esed yönetimiyle beraber hareket eden ülkelere de yaptırımları genişletmiştir. 2019’da uygulamaya konulan Sezar Yasası (Caesar Act) ile sadece Suriyeli yetkilileri değil; Suriye rejimi ile enerji, inşaat veya mühendislik alanlarında iş yapan herhangi bir yabancı şirketi veya kişiyi de yaptırım listesine alınması öngörülmüştür. Bu yasa nedeniyle birçok ülke ve uluslararası şirket, “kara listeye alınma” korkusuyla Suriye’ye yatırım yapmaktan veya mal satmaktan kaçınmıştır. Suriye’nin petrol ve doğal gaz sektörüne yatırım yapılması, yedek parça satılması veya bu ürünlerin ticaretinin yapılması kesin olarak yasaklanmıştır. Ayrıca “yeniden inşa” faaliyetlerine destek verebilecek her türlü inşaat ve mühendislik hizmeti de engellenmiştir. Son olarak, Suriye Merkez Bankası ile işlem yapılması yasaklanmış, Suriye’nin uluslararası bankacılık sistemine (SWIFT vb.) erişimi kesilmiştir. Bu durum, ülkenin dış ticaret yapmasını imkânsız hâle getirmiştir.

Avrupa Birliği de ilgili dönemde yaptırımlar üzerinden Esed yönetimini yönlendirmek amacıyla petrol ambargosu uygulamaya alınmıştır. ABD ile beraber hareket edilerek Suriye’nin petrol ihracatının engellenmesi, Esed rejiminin ve dolayısıyla ülkenin en büyük gelir kalemlerinden birinin de silinmesine zemin hazırlamıştır. AB’nin ABD’den farklı olarak izlediği en önemli ambargo, varlık dondurulması ve seyahat engellerinin getirilmesidir. Esed rejimi ile bağlantılı olduğu tespit edilen yüzlerce kişi (iş insanları, bakanlar, askerler) ve kurumun (şirketler, bankalar) Avrupa’daki mal varlıkları dondurulmuş ve bu kişilere vize yasağı getirilmişti.

Grafik 1: Suriye Ekonomisinde Mal İhracatı ve İşçi Dövizleri (2011-2023)

Bu grafik, Dünya Bankası verileri kullanılarak yazar tarafından oluşturulmuştur.

Grafik-1’de de görülebileceği üzere uygulanan ambargolar Suriye’nin ihracatında ciddi bir düşüşe sebebiyet vermiştir. Bu düşüşün temel sebeplerinden birisi de petrol ihracatının durmasıdır. Dünya Bankası’na göre savaş öncesi dönemde ham petrol üretimi günlük 386.000 varil seviyesinden 2023’te 63.000 varile kadar gerilemiştir. Daha dramatik biçimde merkezi hükümetin kontrol ettiği ham petrol üretimi %96’ya yakın bir düşüşle 15.000 varile gerilemiştir. Savaş öncesi dönemde merkezi hükümet petrol ihracatından yaklaşık 12,8 milyar dolar gelir elde edebilirken 2024’te petrol gelirleri “önemsiz” olarak adlandırılabilecek seviyeye gerilemiş ve Suriye “net petrol ithalatçısı” konumuna düşmüştür.

Grafik 2: Sektörlere Göre Suriye Ekonomisindeki Değişim (2010-2022)

Bu grafik, Dünya Bankası verileri kullanılarak yazar tarafından oluşturulmuştur.

Grafik-2’de açıkça görülebileceği üzere başta madencilik ve imalat olmak üzere bütün sektörlerde ciddi bir daralma gözlemlenmiştir. Bu noktada da uygulanan ambargolarla Suriye ekonomisinin kendisini yenileneme ve yeniden inşa kabiliyetinin ciddi oranda kaybettiği görülmektedir.

Grafik 3: Eyaletlere Göre Yoksulluk Oranları (%)- 2022

Bu grafik, Dünya Bankası verileri kullanılarak yazar tarafından oluşturulmuştur.

Suriye ekonomisindeki çöküşün en net yansıdığı alan ise yoksulluk oranlarında gerçekleşmiştir. Deyrizor, Rakka ve Hama’da yoksulluk dayanılamaz seviyelere gelmiş; ülkenin üretim merkezi olan Halep’te de neredeyse her iki kişiden biri yoksullukla karşılaşmıştır. Savaş öncesi dönemdeki imalat sanayiinin dağılımına bakıldığında da bu eyaletler ön plana çıkmaktadır. Bu da bize ülkedeki imalat altyapısının tamamen yıkıldığını göstermektedir.

8 Aralık Sonrası Makroekonomik Toparlanma: Göstergeler ve Projeksiyonlar

8 Aralık 2024 Devrimi’nin ardından Suriye ekonomisi, “kriz yönetimi” evresinden uluslararası sisteme “entegrasyon” ve “yapısal istikrar” arayışına evrilen kritik bir dönüşüm sürecine girmiştir. Kasım 2025 itibarıyla uluslararası finans kuruluşlarının raporlarına yansıyan veriler, ekonominin dip noktadan dönüş sinyalleri verdiğini teyit ederken, toparlanmanın hızı ve sürdürülebilirliği konusunda yerel dinamikler ile küresel projeksiyonlar arasında belirgin bir ayrışma göze çarpmaktadır.

Makroekonomik restorasyon sürecinin en somut göstergesi, döviz piyasasındaki volatilitenin dizginlenmesi ve ulusal paranın değer kazanımı olmuştur. Devrim öncesi dönemde 14.800 SYP/$ seviyesini gören ve 2024 sonlarında 12.000 bandında dalgalanan Suriye lirası, ABD ve AB’nin yaptırımları esnetmesi ve Riyad toplantısının yarattığı güven iklimiyle birlikte Kasım 2025 itibarıyla 8.900 SYP/$ seviyesine kadar gerileyerek ciddi bir değerlenme kaydetmiştir. Bu parasal sıkılaşma, yakıt ve ekmek gibi temel tüketim maddeleri üzerindeki sübvansiyon reformlarıyla desteklenmiş, enflasyonist beklentilerin kırılmasında çıpa görevi görmüştür.

Uluslararası meşruiyetin tesisi adına atılan en kritik adım ise IMF ile kurulan yeni diyalog mekanizmasıdır. 10-13 Kasım 2025 tarihleri arasında Şam’ı ziyaret eden IMF heyeti, Suriye otoriteleriyle “yoğun bir etkileşim” (intensive engagement) süreci başlatmıştır. Fon, bu aşamada doğrudan finansal kaynak aktarımından ziyade; kamu maliyesinin şeffaflaştırılması, yeni vergi mevzuatının oluşturulması ve borç sürdürülebilirliği konularında teknik kapasite inşasına odaklanmaktadır. IMF’nin bu ihtiyatlı yaklaşımı, toparlanmanın sadece finansal değil, kurumsal bir reform ajandasına dayandırılmak istendiğinin göstergesidir.

Büyüme dinamikleri açısından ise arz ve talep şoklarının eş zamanlı yaşandığı hibrit bir tablo söz konusudur. Dünya Bankası, 2024 yılında %1,5 oranında daralan Suriye ekonomisinin, 2025 yılında likidite kısıtları ve donuk varlıklar nedeniyle yalnızca %1’lik sınırlı bir büyüme kaydedeceğini öngörmektedir. Ancak sahadaki veriler, bu kötümser tablodan pozitif yönde ayrışan bir iç talep canlanmasına işaret etmektedir. IMF verilerine göre, 1 milyondan fazla mültecinin ülkeye geri dönüşü, tüketim harcamalarını ve iş gücü arzını beklenenden hızlı artırarak ekonomik aktiviteye ivme kazandırmıştır.

Makroekonomik gelişmeler, uluslararası arenada da dikkatleri çekmiş ve Suriye’ye yönelik yatırım isteğinde de ciddi bir artış gözlemlenmiştir. Devrimin birinci yıl dönümünde Suriye, yeniden inşa finansmanını hibe temelli dış yardımlar yerine doğrudan sermaye girişleri üzerine kurgulayan bir yatırım politikası belirlemiştir. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın paylaştığı verilere göre, son 10 ayda ülkeye çekilen 28 milyar dolarlık doğrudan yatırım, bu stratejik makas değişikliğinin en somut göstergesidir. “Yardım değil, yatırım” doktrini çerçevesinde şekillenen bu politika, özellikle enerji ve altyapı projelerinde özel sektör katılımını teşvik ederek ekonomiyi sürdürülebilir bir büyüme patikasına oturtmayı hedeflemektedir. Bu sermaye girişi, uluslararası piyasaların Suriye’nin yeni hukuki ve ticari altyapısına duyduğu güvenin de erken bir sinyali niteliğindedir.

Grafik 4: Sektörlere Göre Tahmini Yatırım Miktarları (%)

Bu grafik; Suriye Merkez Bankası, Arab News, Reuters, Anadolu Ajansı verileri kullanılarak yazar tarafından oluşturulmuştur.

Suriye Merkez Bankası, Anadolu Ajansı, Arab News ve Reuters’taki bilgiler ışığında derlenen yatırım miktarlarına bakıldığında Ahmed Şara’nın parmak bastığı ‘yeniden inşa’ sürecine başlandığı açıkça görülmektedir. Ülkede 13 yıl boyunca devam eden kanlı savaşın etkilerinin silinebilmesi için öncelikle altyapı ve üstyapının yenilenmesi gerekliliği yatırım miktarlarında da karşımıza çıkmıştır.

Tüm bu toparlanma emarelerine rağmen reel sektörün önündeki “fiziksel bariyerler” varlığını korumaktadır. Ülkedeki fiziksel altyapı stokunun %65’inin hasarlı olması, özellikle enerji ve lojistik maliyetlerini yukarı çekerek sanayi üretiminin potansiyel kapasitesine ulaşmasını engellemektedir. Sonuç olarak Suriye ekonomisi, 2025 sonu itibarıyla “serbest düşüşü” durdurmuş olsa da %1 gibi düşük bir büyüme projeksiyonu ve ağır altyapı hasarı, toparlanmanın “V” şeklinde hızlı bir sıçramadan ziyade, uzun vadeye yayılmış ve dış finansmana bağımlı bir “U” formunda gerçekleşeceğini göstermektedir.

Sonuç

Sonuç olarak, 8 Aralık Devrimi’nin birinci yıl dönümü, Suriye ekonomisi için salt bir takvimsel döngüden öte, “hayatta kalma” refleksinden “kurumsal inşaya” geçişi simgeleyen tarihsel bir kırılma noktasını temsil etmektedir. Geride kalan bir yıllık süreçte, Suriye lirasındaki değer artışı ve enflasyonist baskıların hafifletilmesi gibi makroekonomik kazanımlar, Ahmed Şara liderliğindeki yönetimin “güven tesis etme” konusundaki başarısını kanıtlamıştır. Ancak ekonominin dip noktadan dönüşü (stabilizasyon) ile sürdürülebilir kalkınma (büyüme) arasındaki makas henüz kapanmamıştır.

Mevcut tablo, Suriye’nin önünde iki katmanlı bir sınav bulunduğunu göstermektedir. Birinci katman, 2,8 milyar dolarlık doğrudan yatırımın işaret ettiği “Yardım değil, yatırım” stratejisinin devamlılığıdır. Bu stratejinin başarısı sadece mali teşviklere değil, 10 Mart Mutabakatı ile çizilen hukuki ve güvenli zeminin korunmasına bağlıdır. İkinci katman ise fiziki ve beşeri sermayenin restorasyonudur. Altyapı stokunun %65’inin hasarlı olduğu ve nitelikli işgücü açığının sürdüğü bir ortamda, büyümenin kapsayıcı olması ve yoksulluk oranlarını (özellikle Halep ve taşrada) aşağı çekmesi zaman alacaktır.

Nihayetinde, uluslararası toplumla kurulan yeni diyalog mekanizmaları ve IMF ile yürütülen teknik iş birliği, Suriye’nin “başarısız devlet” (failed state) statüsünden çıkarak küresel ekonomiye yeniden eklemlenme iradesini ortaya koymaktadır. Önümüzdeki dönemde Suriye ekonomisinin kaderini, siyasi istikrarın kalıcılığı ve “U” şeklindeki toparlanma sürecinin sabırla yönetilip yönetilemeyeceği belirleyecektir. 2025 yılı, bu bağlamda bir “balayı dönemi” değil, yapısal reformların test edileceği zorlu bir “restorasyon yılı” olacaktır.

Salih Kaya
Salih Kaya
Salih Kaya, lisans eğitimini 2019 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde tamamladı. Yüksek lisans derecesini University of Kent’te Uluslararası Siyasal İktisat ve Uluslararası Kalkınma programında çift anadal yaparak 2020 yılında aldı. 2022 yılından bu yana Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’nda eğitimine devam etmektedir. Doktora araştırmasında jeo-ekonomi ve ticaret koridorlarının siyasi etkilerini ele almaktadır. Kamu ve özel sektörde farklı kurumlarda görev alan Kaya, başta Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) olmak üzere, Ernst & Young, TRT ve Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı'nda görev almıştır. Uzmanlık alanları arasında jeo-ekonomi, savunma sanayii ve küresel ticaret politikaları yer almaktadır. Akademik çalışmalarında savunma sanayii ekosistemleri, Türk savunma sanayiinin ekonomi politiği ve ekonomik koridorlarların jeo-stratejik etki analizleri yer almaktadır.
spot_img

Öne Çıkanlar

ilgili makaleler

spot_img